14 Şubat: “Aşk” ticareti

14 Şubat: “Aşk” ticareti

“Aşkın alınır satılır olması” ancak kadınları mal/mülk/meta olarak gören özel mülkiyet sisteminizde mümkündür. Oysa gerçek aşk, ancak hiçbir maddi kazanç, para, iktidar ve itibar kaygısı gütmeyen bireylerin özgürlük dünyasında can bulabilir.

Gülenay Eren

Dün İzmir ve İstanbul’da Kadınlar Birlikte Güçlü platformu “Sevgi adı altında örtük şiddetinizi istemiyoruz!” diyerek sokaklara çıktı.

“Başka türlü bir aşk, başka türlü bir hayat mümkün” diyen kadınları henüz “ben” olamamışların, düzen içi/maço/raconcu sevginin öldüren, yok eden yanını farketmesi pek de kolay olmuyor.

Sahi nedir 14 Şubat Sevgililer Günü! Karnesi kadınlar açısından gerçekten yeterince temiz mi?

14 Şubat’la ilgili farklı bilgiler inanışlar olsa da her anlatımda kadını ötekileştiren, benliğini arzularını yok sayan erklerin karar verdiği ölçüde sevebilen, sahibi olunan kadın figürü var nihayetinde.

Sevgililerin yılın ‘en ihtiraslı’ günü olan 14 Şubat köklerini ta Roma döneminden alıyor birinci varsayımda. Roma döneminde Luepercalia adı verilen ve üç gün süren bir festivalden günümüze geldiği düşünülüyor. Doğurganlık tanrısının şerefine düzenlenen festival Şubat ayının ortasına denk geliyor, baharın gelişini müjdeliyordu. İlgi çeken aktarım ise, erkekler bir kutunun içine atılmış kağıtlardan kızların ismini çekiyor, festival boyunca erkek ‘payına’ düşen kadınla birlikte oluyor, isterse evleniyordu.

Hristiyanlıkla birlikte kilise paganist bulduğu bu kutlamaları aziz Valentine adına kutlamalara dönüştürür. Hristiyan ülkelerde günün adı hala “Valentine” diye geçer. Ama bu aziz Valentine kimdir pek bilinmiyor. Roma döneminde kralın evli erkek askerlerin savaş gücünü düşürdüğü için askerlere evliliği yasaklamasıyla aziz Valentine’nin gizli nikah kıydığı, bunu duyan kralın ölüme mahkum ettiği Valentine’nin cezaevinde bir gardiyanın kızına aşık olduğu ve giyotine giderken yazdığı aşk mektubunu kıza verdiği varsayımı kulağa ıstıraplı romantizmden bir seda gibi geliyor. Bu aşk mektubu gelenekselleşiyor ve aziz Valentine’nin acı aşk hikayesine ithafen zamanla Şubat ayı ortasında sevgililerin, aşıkların birbirine yazdığı şiirli mektuplara, kartlara dönüyor.

Ortaçağ’da yaygınlaşan böyle cezbedici romantizmin 19. yüzyılda endüstri devriminin mimarı kapitalizm tarafından fırsata çevrilmemesi mümkün mü? Elbette hayır!

1916 ‘da pek bilinmeyen ABD’li Hallmark kartları şirketi, seri üretime geçerek aziz Valentine’e adanmış 14 Şubat’ın ıstıraplı aşk yaşayan kadın ve erkeklerini aşklarını doyasına yaşasın, içinde tutmasınlar diye özel basım, şiirli güllü kartlar basar. Aynı şirket hala milyonlarca düğün kartından doğum günü kartına, sevgililer gününden Noel kutlama kartlarına kadar kendi sektörünün devleri arasında.

Günümüze gelindiğinde bu romantizm bombardımanının kart, çiçek, çikolatayla kalmadığını biliyoruz. Cevval kapitalizm reklam kültür bombardımanıyla işi mücevherata, markalara döktü. En pahalı hediyeyi alan en çok seven değer veren oldu, mal ticareti aşk ticaretine dönüştü. Piyasaya akan sıcak para aşkın sıcaklığı ve ihtiraslı yanıyla her 14 Şubat’ta daha da bereketlendi.

Bütün sene boyunca iki kişilik yalnızlığa mahkum edilen kadınlar, eril sevgilerin “kıskandım’ diyerek kezzapla yok ettiği güzel yüzler… “Ya benimsin ya kara toprağın” diyerek karşılık bulmayan eril ‘aşkların’ yok ettiği hayatlar, nikahı basıncaya kadar kırmızı güllere, aşk sözcükleri bombardımanına tutulan sonrasında “sahibin benim ben ne dersem o” erilliğinde kabusa dönen kutsal yuvalar…

Hangi pırlanta, hangi çiçek, hangi sözcük, hangi marka elbise kapatır hayatının öznesi olmamış kadının yarasını. Kadını tarihsel geçmişiyle açıktan yok sayan bir gün nasıl olur da kadınların sevgilerinin ortak olduğu gün sayılır, üstelik eril sistem tarafından bu kadar yok sayılırken… Olsa olsa “erillerin cüzdana bağlı sevgi günü” olur ya da “erilin vicdanı, aklı kadar olan sevgili günü”.

“Siz aşktan ne anlarsınız” -hiç kimseyi karşılıksız sevmemişsiniz ki!..

“Aşkın alınır satılır olması” ancak kadınları mal/mülk/meta olarak gören özel mülkiyet sisteminizde mümkündür. Oysa gerçek aşk, ancak hiçbir maddi kazanç, para, iktidar ve itibar kaygısı gütmeyen bireylerin özgürlük dünyasında can bulabilir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar