18. Program: Enternasyonalizm

18. Program: Enternasyonalizm

Sosyalizm ve geriye dönüşler konusundaki podcast dizimizin 18. programının konusu Enternasyonalizm, program konuğu ise Hasan Demir’di

Yazarımız H. Selim Açan’la konuğu arasındaki sohbet, “Enternasyonalizm nedir? Enternasyonalizm denildiği zaman ne anlamalıyız?” sorusuyla açıldı. 

Hasan Demir sözlerine, “birleşik insanlık düşüncesi” olarak tanımladığı enternasyonalizm fikri ve yöneliminin insanlık tarihi boyunca tüm evrensel kurtuluş fikirlerinin temel unsurlarından biri olageldiğine işaret ederek başladı. Semavi dinleri örnek verdi. Proletarya enternasyonalizminin ise özgürlük, toplumsal eşitlik ve dayanışma fikri yani komünle birlikte komünizm hedefinin üç temel bileşeninden biri olduğunun altını çizdi. 

Enternasyonalizmi, işçi sınıfını ve emekçileri, kapitalizmin yarattığı ya da derinleştirdiği bütün bölünme ve ayrılıkların üstüne çıkararak ortak sınıf çıkarlarını esas alan bir insanlık ülküsü etrafında birleştirme yönelimi olarak tanımladı. Emperyalizm çağında proletaryanın sömürge ve yarı sömürge halklarını da kapsamına aldığına dikkat çekti. 

H. Selim Açan ise proletarya enternasyonalizminin özünü yansıtan Komünist Manifesto’nun ünlü final cümlesini, “Bütün ülkelerin işçiler, birleşin!” çağrısını hatırlatarak başladı konuşmasına. Bu sloganın, işgücünü satmaktan başka geçim aracına sahip olmayan proletaryanın, bütün mülksüzlerin, baldırı çıplakların dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar çıkarlarının ve geleceklerinin ortaklığını dile getiren bir birlik ve mücadele çağrısı olduğunu vurguladı. Bu hatırlatmanın devamı olarak proletarya hareketinin tarihindeki üç enternasyonal örgütlenmesinin nasıl bir rol oynadıkları sorusunu gündeme getirdi.

Hasan Demir, etkileri günümüze kadar süren bir tarihsel deneyimin söz konusu olduğunu vurgulayarak başladı bu konudaki değerlendirmesine. Enternasyonalizm ilkesinin her dönem komünist düşünce ve eylemin değişmez ilkesi olduğuna ama ilke aynı kalsa bile bunun pratiğe taşınmasının, örgütlenmesinin, ete kemiğe bürünme süreçlerinin tarihsel koşulların farklılığından dolayı farklı olduğuna işaret etti. Birinci Enternasyonal’in dönemin işçi hareketi içindeki bütün eğilimlerini kapsayan bir tür cephe örgütlenmesi özelliğini taşıdığını, bu kapsayıcılığın daralmakla birlikte İkinci Enternasyonal’de de sürdüğünü, Üçüncü Enternasyonal’in ise daha homojen bir yapı olarak inşa edildiğini dile getirdi. 

Başka bir açıdan ele alındığında, kapitalizmin artık emperyalizm aşamasına evrildiği bir aşamada kurulan İkinci Enternasyonal’in bir yanıyla devrimlerin şafağında ama bir yanıyla da işçi aristokrasisinin güçlendiği bir tarihsel dönemin ürünü olduğunun altını çizdi. Birinci emperyalist savaşla birlikte bu yapının içerdiği çelişkilerin basıncı sonunda dağıldığını söyledi. Üçüncü Enternasyonal pratiğinde ise Ekim Devrimi’nin prestijinin de etkisiyle SB’ne bağımlılık-tabiyet ilişkisinin zamanla baskın hale gelerek enternasyonalizm fikrinin özünden uzaklaşıldığını dile getirdi. Çin Devrimi ya da Batı Avrupa ülkelerinde hem faşist işgale karşı partizan direnişinin geç başlaması hem de savaş sonrası iktidar fırsatlarının harcanmasını bu tabiyet ilişkisinin örnekleri olarak andı. 1945 sonrasında da ulusal sınırların ötesine geçen enternasyonal bir kaynaşma eğiliminin, en azından komünist partiler arasında kurumsallaşmış bir dünya partisi kurma yöneliminin görülmeyişini eleştirdi. 1960’lar sonrasında devrimci enternasyonalizm fikri ve pratiğine en yakın yaklaşım ve pratik örneği olarak Küba’nın öncülük ettiği Tricontinental örgütlenmesi ve pratiğini andı.

Proletarya enternasyonalizmi fikrinin devrimci özüne ve ruhuna sadakat açısından baktığımızda Üçüncü Enternasyonal’in dünya devrimine yaptığı muazzam katkılar yanında Lenin döneminden başlayarak çok ciddi çelişkileri de görmemiz gerektiğini dile getiren H. Selim Açan, bunlardan ders almanın gereği ve önemini dile getirdi. Ardından tarihteki her üç enternasyonalin de mücadele içinde doğduğunu hatırlatarak devrimci bir enternasyonalizm anlayışının günümüzde de bu anlayış temelinde yani enternasyonalizmi sadece kolektif fikir üretimi ve tartışma platformu olarak değil devrimci kavgada ortaklaşma olarak ele alma gereğinin önemini vurguladı. Bu perspektifi kaybetmemek koşuluyla günümüzde atılacak ilk adımın sosyalizm alternatifine dünya çapında çekim gücü kazandıracak devrimci bir teorik ve programatik perspektif oluşturma amacıyla bölgesel ve uluslararası düzeylerde bir araya gelmekten geçtiğini vurgulayarak sözlerini bağladı. 

Enternasyonalizm konusundaki programın kaydını aşağıdaki dijital platform linklerinden dinleyebilirsiniz: 

Spotify

Youtube

Anchor

Google Podcasts

Pocket Casts

RadioPublic

Breaker


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar