3-4 Ocak 1991 Genel Grevi

3-4 Ocak 1991 Genel Grevi

Yerin derinliklerinden geldiler, ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle, ağır ağır ama artarak geldiler. “Ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere grev grev güneş doğmuş…”

Türkiye işçi sınıfı hareketinin büyük kitlesel eylemlerinden biri olan 3 Ocak Genel Grevi, 89 Bahar Eylemleri‘nin ardından geldi. 89 Bahar Eylemleri, 12 Eylül’ün kitlelerde yarattığı korku ve sinikliği kırma yönünde ilk büyük adımdı. Bunun ardından görünürde bir durgunluk dönemi yaşandı. Oysa bu dönem, mayalanmanın içten içe sürdüğü bir dönemdi ve geçiciydi. Nitekim Zonguldak Grevi, görünürdeki bu durgunluk perdesini yırtıp attı. Sınıf içinde birikmiş öfke ve yaşam koşullarını düzeltme isteği, önüne dikilen barajları yeniden zorlamaya başladı. Bunlardan biri de hain sendika ağalarının oluşturduğu barajdı. Türk-İş ağaları, bilinen hilelerle iki yıldır erteledikleri genel grev kararını almak zorunda kaldılar. Gelinen aşamada tabandan yükselen eylem talebini daha fazla bastırmak zor, hatta olanaksızdı. Fakat içeriği alabildiğine boşaltılabilir, biçim açısından en zararsız hale sokulabilirdi; onlar da bunu yaptılar.

Türk-İş, genel grevi hem talepler hem de içerik yönünden güdükleştirdi, hem de onu eylemsiz bir işe gitmeme şeklinde uyguladı. Ancak Türkiye proletaryasının en görkemli, canlı ve kitlesel eylemlerinden biri olan Zonguldak grevi ve yürüyüşü bu dönemde yaşanıyordu. Aynı zaman da en geniş proleter kitleler Körfez Krizi ile yoğunlaşan işçi kıyımlarına ve yaşam koşullarının ağırlığına duydukları tepkiyle, eyleme büyük bir gönüllülükle ve disiplin içinde katıldılar. 3 Ocak Genel Grevi’ne katılım oldukça yüksekti; yer yer yüzde 90’ları buldu. Katılımın en yüksek olduğu iller, İstanbul, İzmit ve Bursa’ydı. Eylem, genel olarak “işe gitmeme” biçiminde gerçekleşti. Sendika ağalarının neden olduğu tüm zaaflarına rağmen, o, Türkiye işçi sınıfı hareketinin tarihsel eylemlerinden biridir.

4 Ocak 1991 Zonguldak Madencilerinin Ankara Yürüyüşü

30 Kasım 1990’da Gelik Ocağı’nın kapısına grev pankartını astığı andan itibaren, Zonguldak maden işçisi tarih yazmaya başladı. Havzanın 160 yıllık tarihinde Zonguldak ilk kez “İşçiler El Ele Genel Greve” sloganı ile inliyordu. Madencilerin grevi kısa sürede bir halk hareketi halini aldı. Şoförler kontak kapadı, esnaf kepenk indirdi, memuru, mühendisi, doktoru, öğretmeni, öğrencisi, kadını ve erkeğiyle çoluk çocuk sokağa dökülen Zonguldak, Türkiye çapında esin ve moral kaynağı oldu.

Sermayenin devleti ile karşı karşıya geldiğini hisseden Zonguldak, 4 Ocak günü Ankara’ya yürüyüşe geçti. “Ölmek Var Dönmek Yok”, “Gemileri Yaktık Geri Dönüş Yok” sloganları maden işçisinin açlığa, soğuğa, yorgunluğa ve uykusuzluğa cevabıydı. İşçilerin ne denli kararlı olduklarını anlamaya çalışan Şevket Yılmaz’a Münir Ceylan şöyle rapor veriyordu: “…ben böyle bir işçi görmedim. Korkunç bir şey. Üç gündür yollarda yürüyorlar, gece sokaklarda uyuyor, sabah dimdik ayakta. Ne yapıyor, ne ediyor, hayret ediyorum.”

Ucu bucağı görünmeyen yüz bin kişilik kortej Mengen‘de barikatla karşılaştı. Faşist devlet, ordusuyla, polisiyle, panzeriyle oradaydı; reformcu uzlaşmacılık işe yaramazsa çıplak zorla çözecekti yürüyüşü. Buna gerek kalmadı. Reformcusu, faşisti, gericisiyle Türk-İş ağaları, yanı sıra bilumum sahte işçi dostu, parti başkanları, parlamenterler, vb., vb. devreye girdiler. Elbirliği ile maden işçisini Mengen’de sattılar. Eylemin zorlaması ile Mengen’e kadar sürüklenen Şemsi Denizer’in maskesi de burada düştü. Eylemin kırılması anlamına gelen geri dönüş kararını işçilere açıklamakta zorlandı. Yüz bin işçinin düzeni sarsan öfkesi, kara kışa, amansız soğuğa aldırmayan azmi, iğrenç pazarlıklara, ayak oyunlarına, ihanete kurban edildi. Önderlik etkeninin kavgadaki belirleyici rolü, büyük madenci grevinde bir kez daha gösterdi kendisini.

Grev ve Ankara Yürüyüşü sırasında dönemin başbakanı dahi madencinin ayağına gidiyordu, ama eylem kırıldıktan sonra sendikacılar Çalışma Bakanı’yla görüşebilmek için bile haftalarca telefon başında nöbet tuttular. İhanet sözleşmesi nihayet 6 Mart’ta imzalandı. İşçilerin taleplerinin alabildiğine gerisine düşülmekle kalmadı, sözleşmede kabul edilen haklar bile aylarca sürüncemede bırakıldı.

Alınteri


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar