Mehmet Ağar’dan ‘Açık söyleyeyim’ tehdidi!

Mehmet Ağar’dan ‘Açık söyleyeyim’ tehdidi!

Karikatürü Soylu’nun günaşırı tehditler yağdırması yetmemiş olacak ki kontrgerilla şefi Mehmet Ağar bizzat sahneye çıkarak, “Eğer bu olaylar neticesinde başka siyasi beklentiler var ise o olmaz, açık söyleyelim” diyerek burjuva muhalefete kumda oynayacağı alanın sınırlarını hatırlatıyor

Ekonomiden siyasete kadar her alanda üst üste binen kriz dinamikleri mevcut faşist iktidar blokunun daha saldırgan bir pozisyon almasını, bildiğimiz kontra saldırı biçimlerini devreye sokmasını, hatta eski kontrgerilla şeflerinin mikrofonlara tehditler üflemelerini adeta koşulluyor. Ekonomik kriz derinleştikçe, yayılmacı hayallerle icra edilen militarist bölgesel planlar sarpa sardıkça, tarihsel Kürt korkusu için için çürüttükçe, hemen tüm toplumsal kesimler ekonomik ve siyasi terör politikalarına karşı öfke biriktirdikçe AKP-MHP-Ergenekon koalisyonu da tüm dengelerini kaybedip çekirdek bir saldırı bloku haline geliyor. Kendi içinde de ciddi sürtünmeler yaşayan bu blok, iç dengelerini en saldırgan politikalarda birleşerek kurabiliyor, merkezi giderek en saldırgan olana doğru daralıyor.

İş o raddeye geldi ki gölgesi Süleyman Soylu’nun her allahın günü Kürt özgürlük hareketine, dolayısıyla halkına ve aklımıza gelebilecek tüm toplumsal direniş dinamiklerine tehditler yağdırıp adeta racon kesmesi bile yetmiyor. Sahneye Mehmet Ağar gibi eli kanlı kontrgerilla şefleri bizzat kendileri çıkıyorlar. Tıpkı beyaz Toroslar gibi kendilerinin tarihsel bir simge olduklarını bilerek karikatürleriyle yetinmeyip varlıklarını fiziken de hissettirmek istiyorlar.

Yaz aylarında eski kontrgerilla bileşimi olarak fotoğraf veren (Engin Alan, Korkut Eken, Ağar ve Alaattin Çakıcı) bu çetenin başı Ağar, kısa süre önce nedendir bilinmez (!) görevini bırakan Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagülle’nin komplo teorilerini kendi diline çevirerek aynı gazeteden Nedres Ersanel’e “Türkiye’nin beka meselesi olduğu” demeci veriyor ve sadece devrimci-demokratik dinamikleri değil bizzat burjuva muhalefetini hedefe çakarak “aklını başına topla, kumda oynamak neyine yetmiyor” diyerek tehdit ediyor. Bu cephenin son Garê hezimetinin ardından Kürt düşmanlığını elden bırakmadan hezimete hezimet demesine çok içerlemişler belli ki.

Bu beka meselesinin temel başlıklarından birincisi PKK/YPG/PYD’dir. Şimdi bunlara başka konular da eklendi; Doğu Akdeniz, S-400 konusu, Yunanistan-Ege sorunları ve bunun gibi” ifadelerini kullanarak sözü ABD’ye getiriyor ve onun Türkiye’yi anlaması için burjuva muhalefetin iktidarla aynı safta durması gerektiğini ‘90’larda yaşanan örneklerle izaha girişiyor:

Bunların hepsi için, Amerika Birleşik Devletleri’nin anlaması için müşterek bir tavrın ortaya konması gerekiyor. ABD artık kendi isteklerini, kendi istediği gibi râm edecek, boyun eğip, itaat edecek bir hükümet beklememelidir” diyen Ağar, sözlerine şöyle devam ediyor:

Bunu şu gün Cumhur İttifakı ile yapacağını, yapması gerektiğini anlaması gerekiyor. Ve beklememesi için, bunu anlaması için TBMM içinde ve dışında tüm partilerin -tabii HDP’nin böyle bir tutum sergilemesini beklemek iyimserlik olur- artık ortak bir pozisyon geliştirmesi/getirmesi gerekiyor. Öyle artık terör örgütünün adını zikretmeme vs. gibi tutumların terk edilmesi lazım.

Bizim dönemimizde Amerikalı yetkililerden destek gördüğümüz zamanlar oldu. Bu desteği vermelerinin ana sebebi -ki o zaman DYP/SHP iktidarı vardı- karşılarında top yekûn bir siyasi duruşun bulunmasıydı. İktidarıyla, muhalefetiyle. Böyle olduğu için o dönem Amerika bu konunun üzerine gidemedi ve hatta istediğimiz bazı konularda destek verdi.

“Şu an sıkıntının temel nedeni budur” diyen Ağar, devamında burjuva muhalefeti de direniş dinamiklerini de tehdit ederek ve esasında burjuva muhalefet cephesine gösterdiği sopayla hangi sınırlarda muhalefet edebileğini de çizerek şunları vurguluyor:

Yani, TBMM içindeki ve dışındaki tüm partilerin bu konuda tek vücut olarak, tek dil kurarak hükümetin yanında olmaları gerekiyor. Unutulmaması gerekiyor ki, nihayetinde bu mesele tarihi görevdir. Muhalefet konusu değildir. Kim hükümet olursa olsun bu saydığımız başlıklarda sağlam durulacak.

Ortadan konuşmakla olmaz. Millet, kim varsa siyasette yekvücut olmasını bekliyor. Eğer bu olaylar neticesinde başka siyasi beklentiler var ise o olmaz, açık söyleyelim. Beklentileri olmaz. Halk ona müsaade etmez. Diğer hangi konularda muhalefet yapılacaksa yapılsın. Ama bu konular olmaz.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar