5 Milyar Euroluk Duygusallık

5 Milyar Euroluk Duygusallık

Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen bu projenin amacı ise “Gelecek nesillere temiz bir Türkiye ile yaşanabilir bir dünya bırakmak” olarak açıklanıyor. Evet bunu koluna 70-80 milyon dolarlık çanta takarak, geçinemeyen halka “israftan kaçının sorun çıkmaz” diyen Emine Erdoğan söylüyor! Bunu, 3. Hava Limanı açılışında 13 milyon ağacı kesen, Marmaris yangınlarına müdahale etmeyerek binlerce hektarlık ormanlık alanların ve burada yaşayan canlıların yok olmasına neden olan zihniyet söylüyor.

Çiçek Özgen

Bugün Türkiye’de yılda yaklaşık 32 milyon ton atık açığa çıkıyor. Bu miktarın yaklaşık 3 milyon 900 bin tonu kağıt, plastik gibi ambalaj atığı. Elektronik atıkların miktarı ise sadece 1 milyon ton civarında. Ve örneğin bu ürünlerde kullanılan Neodymium, terbium gibi değerli elementler altın niteliğinde. Yine atıklardan geri kazanılan pek çok ürün oldukça kıymetli.

Yaklaşık 5 milyar euroluk bir pazardan bahsediyoruz. Nüfus yoğunluğunun sürekli arttığını, bununla orantılı olarak ortaya çıkan atık miktarının da arttığını düşünürsek pazarın değeri daha net ortaya çıkıyor. Sürekli artma eğiliminde olan mevcut pazar, sermayenin de dikkatini elbette çekiyor. Çünkü sadece getireceği kâr değil aynı zamanda tükenmeyecek bir kaynaktan bahsediyoruz. Bu da kârın süreklileşmesi demek. Yani işten zarar etmek, hammadde sıkıntısı çekmek gibi bir dert yok… İşte tüm bunların onların iştahını kabartması elbette kaçınılmazdı ve nitekim öyle de oldu. Bu iştah artışını ve sabırsızlığını geçtiğimiz günlerde atık kağıt işçilerinin depolarına yapılan baskınlardan, işçileri lince varan uygulamalardan da anlayabiliyoruz.

Ranta “çevreci” kılıf

Atıkların “değerlendirilmesi”ni sermayenin denetimine alma çalışmaları aslında yeni değil. 2004 yılında “Entegre Atık Sistemi”yle başlayan çalışmalar, 2017’de isim değiştirerek “Sıfır Atık Projesi” altında yürütülmeye başlandı. Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen bu projenin amacı ise “Gelecek nesillere temiz bir Türkiye ile yaşanabilir bir dünya bırakmak” olarak açıklanıyor. Evet bunu koluna 70-80 milyon dolarlık çanta takarak, geçinemeyen halka “israftan kaçının sorun çıkmaz” diyen Emine Erdoğan söylüyor! Bunu, 3. Hava Limanı açılışında 13 milyon ağacı kesen, Marmaris yangınlarına müdahale etmeyerek binlerce hektarlık ormanlık alanların ve burada yaşayan canlıların yok olmasına neden olan zihniyet söylüyor. 5 milyon dolarlık pazar payından, bu alanı kendi yandaş sermayesine sunma çalışmalarından ise tabii ki hiç bahsedilmiyor. Oysa asıl niyet oldukça belirgin. Kâr oranı yüksek olan bu piyasayı ele geçirmek ve bunun için önündeki engelleri bir an önce kaldırmak: Yani atık kağıt işçilerini…

Faşist rejimin önüne “engel” olarak her çıkanı terörist, iç ya da dış düşman ilan etme alışkanlığını biliyoruz. Ve tabii ki atık kağıt işçileri de bundan nasibini aldı. Depolara gece yarısı yüzlerce polisle, gazla, copla saldırarak terörist avını başlatmış oldu. İşçileri darp eden, depolarını ateşe veren devlet, bir yandan da kendine taraftar toplamak için kalemşörleri aracılığıyla “haksız kazanç” sağlamakla suçladı işçileri. Evet hem de “Pandora Belgeleri” daha yeni açıklanmışken, yolsuzluk ve uyuşturucu ticaretinin boylu boyunca içindeki hükümet tarafından yapıldı bu açıklamalar.

“Devlet düşmanı” atık kağıt işçileri

Devletin kendine düşman ilan ettiği atık kağıt işçilerine baktığımızda, bir çoğunun toplumun en altta, aşağılanan ve dışlanan kesimlerinden (Kürtler, göçmenler) geldiğini, geçelim ikinci sınıfı, bir sınıf olarak bile kabul edilmeyen, görmezden gelinen ve yok sayılan tabakalardan olduklarını görüyoruz. Son zamanlarda özellikle savaştan kaçıp gelenlerle birlikte sayıları her geçen gün artıyor. Çünkü bu insanların en kolay iş bulabileceği alan bu. Sabıka kaydını, kimliği, Erdoğan’a hakareti vs. sorgulayan olmuyor çünkü. Hele ki mülteciyseniz, bir kampa gönderilme ya da sınır dışına atılma tehdidinden biraz olsun kaçınmış oluyorsunuz. Onlar için bir nevi “güvenli” ya da “saklanabilecekleri” bir alan anlamına geliyor. Hayatta kalmak için para kazanabilecekleri tek alan bu.

Diplomalı işsizseniz, KHK ile atılmışsanız, yaşlıysanız sistem size çalışabileceğiniz tüm kapıları kapatıyor zaten. Normalde birçoğumuzun yanından geçerken bile yüzümüzü ekşittiğimiz çöpler, işte bu insanlar için neredeyse tek geçim kapısı olarak kalıyor. Çöpten rant elde etmek için kolları sıvayan devlet, şimdi bu işçileri aileleriyle birlikte ölüme mahkum etmeye çalışıyor. Böylece kârın dağılmasını engelleyip, kendi yandaşlarını palazlandırmaya devam edeceği gibi, yük ve yok saydığı insanlardan da kurtulmuş olacak. İşte Erdoğangillerin o çok “çevreci” duygusallıklarının ardında yatan neden bu.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar