AB’nin 149 milyon ile örtmeye çalıştığı gerçekler

AB’nin 149 milyon ile örtmeye çalıştığı gerçekler

Mültecilerin Türkiye’de bulunmaları AKP-MHP-Ergenekoncu koalisyon için her açıdan bir rant kaynağı olmaya devam ederken, AB ise sözde çözüm üretiyor ve destek sağlıyor gibi görünerek aslında sorumlularından biri olduğu insanlık suçunun ortağı olmaya devam ediyor. Milyonlarca insana reva görülen bu “kader”i, mültecilerin yaşamlarının mahvolmasına neden olan savaşlardan elde ettiği rantın kırıntılarını gözden çıkararak onları kendinden uzak tutmaya çalışıyor.

Hicabi Demir

Hemen hemen her gün mültecilerin “yaşam” mücadelesine; sulara gömülen botlarına, kıyıya vuran bedenlerine, ırkçı saldırılarla karşı karşıya kaldıkları dehşet tablolarına, Yunanistan ya da Türkiye asker ve polislerinin arasında sıkışmış çırpınışlarına tanık oluyoruz.

Türkiye’de, bir yandan patronların ihtiyaçlarını karşılamak adına yoğun sömürü koşullarında ucuz işgücü olarak en ağır koşullarda çalışarak hayatta kalma mücadelesiyle yüz yüze olmaları, diğer yanda tırmandırılan ırkçılık ile her an sokakta linç edilme korkusu yaşamaları, evlerinin acımasızca yakılması, bulundukları her yerden sürülmek istenmeleri… Sürekli bir biçimde köpürtülen bu ırkçı algı ile ev kiralamakta bile zorluk çektikleri (Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, yılbaşında alınan kararla mültecilerin ilçede ev kiralamasının engellendiğini ve 8 ayda 7 bin yerleşik mültecinin ilçeden ayrıldığını açıkladı), biraz şanslı olanların bile fahiş fiyatların üstesinden gelemedikleri ortada. Eylül’ün son haftası (21 Eylül) Bolu Valisi Tanju Özkan’ın yayınladığı, toplama kamplarını aratmayan kurallar listesi herkesin hatırındadır:

– Park, bahçe, meydan gibi kamusal alanlarda gruplar halinde bulunulmaması
– Saat 21:00’den itibaren zorunluluklar dışında herkesin evinde olması
– Toplumun tepkisini çekecek eylem ve davranışlardan uzak olunması
– Herhangi bir şekilde diğer sakinleri rahatsız edecek yüksek sesli konuşmalardan ve görüntülerden uzak durulması
– Yüksek sesle etrafı rahatsız edecek şekilde müzik dinlenilmemesi
– Mutfaklarda aşırı baharatlar kullanılarak koku sebebiyle komşuların rahatsız edilmemesi
– Kişisel temizliğe ve çevre temizliğine dikkat edilmesi.
Mülteciler için Türkiye gerçeği böyleyken diğer tarafta ise bir nebze umutla Avrupa’ya ulaşma çabasında olanların gerçeği de hiç farksız değil.

Özellikle de son aylarda Yunanistan’ın kendi sınır bölgelerindeki insanlık dışı uygulamaları (ses topları, dayak, taciz, tecavüz, zorla kıyafetleri çıkartılarak çıplak halde sınırın diğer tarafına itmek, paralarına ya da telefonlarına el koymak gibi) ne yaparlarsa yapsınlar saklayamadıkları gerçeklerden bazıları…

Denklemin diğer tarafında ise ise savaş rantının büyük bölümünün üstüne oturan Avrupa Birliği ülkelerinin, milyonlarca mültecinin yaşamlarının bu noktaya getirilmesinde sanki baş sorumlu kendileri değilmiş gibi her geçen gün kendilerini bu sorunun dışında tutma çabaları var.

Mültecilere karşı Türkiye ve Yunanistan’da dünyanın gözü önünde bu insanlık suçları işlenirken AB elde ettiği savaş rantından küçük bir kırıntıyı gözden çıkararak kendisini sorunun dışında tutmak için yeni bir hamle daha yaptı. Mültecilerin gün geçtikçe artan sorunlarına bir çözüm getirmek şöyle dursun, onlara bu yaşadıklarını adeta reva gören ve hangi şartlar altında olursa olsun Türkiye’nin onları kendi sınırları içinde tutması için yeni bir destek paketi hazırladığını duyurdu. Güncellenen “plan”a göre, 149 Milyon 600 bin euro karşılığında, resmi rakamlara göre 3,7 milyon mülteciyi kendi sınırları içinde tutması için Türkiye’yi ikna edecek.

Mültecilerin Türkiye’de bulunmaları AKP-MHP-Ergenekoncu koalisyon için her açıdan bir rant kaynağı olmaya devam ederken, AB ise sözde çözüm üretiyor ve destek sağlıyor gibi görünerek aslında sorumlularından biri olduğu insanlık suçunun ortağı olmaya devam ediyor. Milyonlarca insana reva görülen bu “kader”i, mültecilerin yaşamlarının mahvolmasına neden olan savaşlardan elde ettiği rantın kırıntılarını gözden çıkararak onları kendinden uzak tutmaya çalışıyor.

İşin ilginç yanı, AB suçun ortaklarından değilmiş de çözüm bulamaya çalışan tarafmış gibi bir algı yaratmaya çalışıyor. Dünya halklarının palavralara karnı tok, evlerinin içine kadar giren bu utanç sayfalarını da kimsenin unutmaya niyeti yok!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar