Ağrı Dağı Efsanesi

Ağrı Dağı Efsanesi

Dünyaya eşitlik temelinde bakan okurlar için halkların sevda için dağa çıkıp ateş yakabileceğini masal tadında duyumsayıp ders çıkarabileceği muazzam güzel bir kitap olmuş.

Yaşar Kemal

Kitapta anlatılanlar tarihi izler taşıyan bir aşk hikayesi ve masalıdır.

Yaşar Kemal Ağrı Dağı Efsanesi’nde halk edebiyatından geniş ölçüde yararlanmıştır. Hikayede at, kutsal meşe ağacı, demirci, sofi, kervan şeyhi, paşanın kızını vermek için Ahmet‘in dağın doruğuna çıkıp ateş yakması gibi hikaye ve masal motifleri yer almaktadır.

Kitap, Ağrı Dağı’nda bulunan ve Küp Gölü denilen bir gölün etrafında, çobanların her bahar gerçekleştirdikleri bir törenin anlatımıyla başlıyor. Buna göre çobanlar karlar eridikten ve karların altından ortaya çıkan toprak yeşermeye başladıktan sonra bir sabah gün doğmadan Küp Gölü’nün etrafında toplanır, “Ağrı Dağı’nın Öfkesi” denen ezgiyi kavallarıyla çalmaya başlar ve gün batımına kadar bunu sürdürürler.

Gün batımında küçük beyaz bir kuş gelir, gölün mavi sularına bir kanadını üç kez daldırıp çıkarır. Ardından da iri bir atın gölgesi gölün üstüne düşer. Bu anlatı birkaç kez daha yinelenir kitap boyunca. Kitap bu anlatıya ve törene kaynaklık eden olayları anlatır.

Kötünün ve kötülüğün merkezi ise Osmanlı, onun beyleri ve paşalarıdır. 18. yüzyılda Beyazıt bir sancak merkezidir. Beyazıt Paşası Mahmut Han’dır. Mahmut Han kitaptaki ana karakterlerden biridir. Anlatıya göre, anadili Kürtçeyi konuşunca daha güzel, daha yakışıklı, daha iyidir. Lakin dil, din, ırk, mezhep, kültür ayrımı yapmayan beni bu durum rahatsız etmedi çünkü hiçbir ırk üstün değildir. Hiçbir ırk alçak değildir. Hiçbir dil nitelikli ve üstün değildir, hiçbir dil niteliksiz ve alçak değildir.

Dünyaya eşitlik temelinde bakan okurlar için halkların sevda için dağa çıkıp ateş yakabileceğini masal tadında duyumsayıp ders çıkarabileceği muazzam güzel bir kitap olmuş. Milliyetçilik hastalığı varsa bünyede, okur ilk sayfalarda bırakır.

Anadolu insanının törelerine ve geleneklerine nasıl sıkı sıkıya bağlı olduğunu, kendine hak gördüğü at için canını bile vereceğini, aşkın kudreti önünde hiçbir engelin direnemeyeceğini, zalimlerin er geç cezalarını bulacağını, aşkından yanan birinin sevdiği için her türlü fedakarlığı yapacağını, halk tek yürek olduğunda sultanı bile dinlemeyeceğini, bir tutam saçın bile bir aşkı nasıl değiştirdiğini, Yaşar Kemal’in içimizden biri olduğunu anlatan ve haykıran bir eserdir “Ağrı Dağı Efsanesi”, okunası ve okutulasıdır.

Namaz kılmayan, oruç tutmayan bir demirci Hüso vardır bu kitapta. Çekiciyle örse vurdu mu dört bir yana ateş fışkırtan… Öyle ki, ahaliden kimisi onun ateşe taptığını söyler. Çok yiğit adamdır Hüso. Zalime zalim diye haykıran bir avuç adamdan biridir. Sarayın önüne gelip Mahmut Han’a ağzına geleni söylemesinden bellidir yiğitliği.

Gülbahar’ın zindana atıldığını duyunca tüm Ağrı Dağı halkının toplanması, dağlardan gelip ovaları dolduran uçsuz kalabalığın, sessizce, çıt çıkarmadan saraya yürüyüşü ve Gülbahar’ı zindandan çıkarması… okuyanın tüylerini ürpertir.

Bir kez daha hayran kalırsınız Yaşar Kemali’n kalemine…

Keyifli okumalar

Sağlıcakla ve dostlukla kalın

Gürbüz Deniz


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar