Angel Dayı

Angel Dayı

Kitap, yazarın diğer tüm eserlerinde olduğu gibi bunda da başından sonuna kadar akıldan çıkmayan tespitler içerir, sadece Angel Dayı üzerinden bile İstrati’nin hakkı verilmemiş büyük bir filozof olduğu sonucuna ulaşılabilir.

Gürbüz Deniz

Romanya’nın bir liman kenti olan İbrail’de doğan Panait İstrati, Romanya’nın taşrasının ve haydutlarının öykülerini yazmıştır.

Panait İstrati’nin özgürlük düşkünü Angel Dayı ve savaşçı Kosmo’nun öyküsünü anlattığı kitap dünya klasiklerine girmiştir. Aslında iki farklı hikaye vardır ve bu hikayelerde sadece bir kişi ortaktır. Kosmo öyküsü yer yer Don Kişot’u anımsatır. Angel Dayı ise iyi bir çelişki yumağıdır.

Angel Dayı’ya göre beynin gücü ve vücudun gereksizliği vurgulanır. Vücut aslında sadece gereksiz değil “kötü”dür de, zira bizi felaketlere sürükleyen hırslar, tutkular hep vücutla birlikte gelir. Şeytan bizi vücudumuz sayesinde ele geçirir gibi ruhani bir tiptir. Uzlazmaş çelişkileri ise haddinden fazladır. Kosmo da Angel de bir zamanlar yaşam sevinciyle dolu iki adamken, bu tükenişlerini öngörüyorlar ve tepki olarak nefretle doluyorlar. Daha sonra işin kaçınılmaz doğasını kavradıkça, nefretleri daha duygusuz ve yalın bir bilgelige dönüşüyor. Duygudan ve arzudan arınarak özgürleşiyor, vakur biçimde sonlarını bekliyorlar.

Kitap, yazarın diğer tüm eserlerinde olduğu gibi bunda da başından sonuna kadar akıldan çıkmayan tespitler içerir, sadece Angel Dayı üzerinden bile İstrati’nin hakkı verilmemiş büyük bir filozof olduğu sonucuna ulaşılabilir. Din olgusunun üstüne çok düşmüş olsa bile geniş hayal gücü ve felsefi çözümlemeleri sayesinde yazar okunmayı hakediyor.

“Bil ki sıradan şeyler paylaşılıp birlikte yaşanabilir. İnsan fazla mutlu olunca yalnız kalır; fazla mutsuz olunca da yalnız kalır. Öyledir: Küçük çukuru herkes seninle beraber atlayabilir; ama uçurumda kimse seni takip edemez.”

Kitabın yarısından fazlası Kosma’nın öyküsünü anlatır. Kitaba neden onun adının verilmediğini anlamadım. Romain Rolland tarafından “Balkanların Gorki’si” olarak tanımlanan İstrati’nin bu romanı da tıpkı diğer romanlarında olduğu gibi yine doğduğu kent olan İbrail’de geçer. Istrati’nin babasının da hiç tanımadığı bir Rum kaçakçı olması “her yazar istemeden de olsa kendi hayatından beslenir” mottosunun örneklerindendir. Samimi, sade ve akıcı dili, şiirsel bir anlatımı olan bu roman dilimize, yazarı kendisine çok yakın bulan Yaşar Nabi Nayır tarafından çevrilmiştir. İstrati, kitapta bu iki öyküyü anlatırken, temel sorular da soruyor:

Başımıza gelenlerin nedeni bizzat yol açtığımız olaylar mıdır yoksa hayatımızın akışını değiştiren başka etkenler mi vardır?

Angel de Kosma da -günümüz tabiriyle- tükenmişlik sendromu sonucu kendi sonlarını hazırlamışlardır. Hırslarının ve doyumsuzluklarının kurbanı olmuşlardır.

Kısalığına rağmen insanın içine işleyen etkili bir roman Angel Dayı. İstrati romanı bir filozof edasıyla yazmış. Eli’nin kafasında bir tahtası fazla insanlarla ilgili hikayesi insanı derinden etkiliyor, denk gelen herkesin okumasını tavsiye ederim.

Sağlıcakla ve dostlukla kalın…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar