Ankara’da Hrant Dink anması

Ankara’da Hrant Dink anması

Katledilişinin 15. yılında Ankara İHD Şube’nin önünde Hrant için anma düzenlendi. Anma çağrısı Ankara İHD Şube ve Hrant Dink Anma İnsiyatifinin çağrısıyla gerçekleşti. Anmada “Apharing Hrant yaşıyor. Katilleri biliyoruz. Hepiniz oradaydınız!” yazılı pankart açıldı. Hrant Dink dövizleri taşındı.

Halkların kardeşliğine sıkılan kurşun ile katledilen Hrant Dink’in anması İHD Ankara Şube önünde sarı gelin ezgisinin çalınmasıyla başladı.

Anmaya katılan kitle sık sık “Hepimiz Hrantız, Hepimiz Ermeniyiz!” sloganlarını haykırdı.

Anmada İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerstecioğlu konuşma yaptı. Hrant Dink Anma İnsiyatifi adına basın açıklamasını Fikret Başkaya yaptı.

Türkdoğan konuşmasında, “Hrant gerçeklerin araştırılmasını istiyordu. Hrant halkların barış içerisinde yaşamasını istiyordu. Geçmişte ne olup bittiğinin araştırılmasını ve öğrenilmesini istiyordu. Soykırım gerçeğiyle yüzleşilmesini istiyordu. Ondan da önce vicdanlara seslenmek istiyordu ve ülkeyi terk etmemişti. Israrla ve inatla burada kalacağını söylüyordu. Ve güvercin ürkekliğiyle yaşadığını ifade ediyordu” dedi.

Filiz Kerestecioğlu ise şunları söyledi:

15 yıldır Sebat Apartmanı önünde yaşadığımız acı hiç dinmedi. Yıllardır işlenen cinayetlerde devlet aklı hiç değişmedi. Geçmişte Ocak ayında yitirdiğimiz Mustafa Suphi’ler, Maria Suphi’ler, Uğur Mumcu’lar varsa bugün Hrant Dink varsa, Deniz Poyraz da aynı şekilde katledildi. Katillerin hiçbiri meczup değildi. Meczupluğa sığdırılmak istediler ama gerçek Türkiye’de muhalifliğe tahammülsüzlük, muhaliflerin ve özellikle de bu barışçı sesin yayılmasını engelleyemediler. Engelleyemeyecekler. Mücadelemiz büyüyerek devam edecek. O nedenle aynı inançla buradayız!

Başkaya, inisiyatif adına yaptığı “15. yılında Akhparig Hrant’ı Anıyoruz” başlıklı konuşmasında şunları vurguladı:

“Bugün Hrant Dink’in hunharca katledilişinin 15’inci yılı ve cinayetin üzerindeki sis perdesi hala aralanmış değil. Aralanması da mümkün değil… Geride kalan dönemde yapılan yargılamalar seyirciyi oyalama amacı taşıyordu… Eğer bir siyasi cinayetin gerçek faili devletse, taammüden rejim tarafından tasarlanmış ve uygulanmışsa, gerçeğin açığa çıkması mümkün olmaz. Eğer birileri darağacını kurmuşsa, ipi kurbanın boynuna geçirecek birileri her zaman bulunur…

AKP iktidarı ve onun yargısı, bilinen bütün gerçeklere karşın 15 yıllık yargı sürecinin sonunda Hrant Dink cinayetini de kendi politik ajandasının bir aparatı gibi kullanmış ve ilk günlerde kamuoyunun önüne attığı “ayak takımı”nın yanına “FETÖCÜ” diye damgaladığı iki polis şefini de katarak olayı ‘Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybetmeye’ çalışmıştır.

Ancak bu kimseye inandırıcı gelmez!..

HEPİNİZ ORADAYDINIZ!..

Hrank Dink, Anadolu Ermenisi bir gazeteciydi. Muhalifti. Ermeni soykırımı realitesini sürekli olarak hatırlatıyordu, rejimin ayıbını açık ediyordu. Müesses nizamın bekçilerini, kutsal devletin sahiplerini rahatsız ediyordu. Ermeni soykırımı gerçeğinin akıllara kazınmasını sağlamıştı.

Bu rejimin geride kalan 100 yıllık tarihi, siyasî cinayetlerin ve kitle katliamlarının da tarihidir… O Ermeni ve muhalif olduğu için katledildi… Aynı Tahir Elçi’nin de Kürt ve muhalif olduğu için katledildiği gibi… Ve daha niceleri gibi… Bu rejim farklı düşüneni hain, muhalifi düşman sayar ve gereğini yapar… En değerli yazarlarını, şairlerini, sanatçılarını gazetecilerini, akademisyenlerini katletmediği zaman, hapishanelerde çürütmüş, aç ve işsiz bırakmış mülteciliğe zorlamıştır…

Cunta anayasasının 10’uncu Maddesinde: ‘Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir,’, deniyor… Eğer bu ifadenin reel bir karşılığı olsaydı, bu ülkede siyasî cinayetler, kitle katliamları olmaz, Hrant Dink katledilmezdi… Anayasa son tahlilde bir kağıt parçasıdır… Önemli olan içerdiği maddeler değil, kimin tarafından nasıl yapıldığı, nasıl uygulandığı, uygulanıp, uygulanmadığıdır… Zira, söylem gerçeğin kendisi değildir…

Anayasada, kanunlarda ne yazılırsa yazılsın, bu ülkede işler kutsal devletin yazılı olmayan kurallarına göre işliyor… Rejimin makbul saydığı yurttaş, Türk, Müslüman, Sünnî, Hanefî olandır… Diğerleri ve muhalifler katli vacip iç düşman sayılıyor ve gereği yapılıyor…

Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu’nun doğrudan devamıdır. Osmanlı’da devlet kutsaldı. Cumhuriyet döneminde daha da kutsaldır… Eğer devlet kutsalsa, gerisi teferruattır denecektir… Orada özgürlük, eşitlik, insan hakları, demokrasi… gibi kavramlara yer yoktur…

Gerçek durum böyledir ama bu rejim, modernliğin, ilericiliğin, ‘çağdaşlığın’ timsali sayılıyor… İnsanların beyni ilkokuldan üniversiteye, askerlik sonrasına kadar, bağnaz resmi tarih ve resmî ideoloji tarafından öylesine dağlanıyor, öylesine dumura uğratılıyor ki, artık gerçekle yüzleşmesi mümkün olmuyor…

Bağnaz resmî ideoloji rejimin niteliğini tartışmayı engelliyor… Esasen bu, modernite devrimi yaşamamış, aydınlanma sürecinden geçmemiş bir toplumdur… Geleneksel ideolojiyle cepheden bir hesaplaşma hiçbir zaman gerçekleşmedi… Padişahın kulu-tebâsı cumhuriyetin yurttaşı olamadı… Eleştirel düşünce serpilip gelişemedi… Şimdilerde dinci gericiliğin toplumu, devlet aygıtını kuşatmasının asıl nedeni bu…

Her şeye rağmen Hrant Dink’i asla unutmayacağız, unutturmayacağız! Her koşulda gerçeği söylemeye devam edeceğiz! Hiçbir baskı, bizi gerçekle yüzleşmekten, haysiyetli insanlar olarak yaşamaktan alıkoyamaz!

Gelecekteki daha özgür, daha güzel günler için yürüteceğimiz mücadelenin başarısı, geçmiş mücadele hafızamızı canlı tutmayı gerektiriyor…”

Saygı ve özlemle anıyoruz

19 Ocak 2022

ANKARA HRANT DİNK ANMA İNİSİYATİFİ


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar