Araçları bağlanan işçiler itiraz edince başlarına gelmeyen kalmadı!

Araçları bağlanan işçiler itiraz edince başlarına gelmeyen kalmadı!

Erdemli’de narenciye toplayarak geçimlerini sağlayan Akçan Ailesi’nin aracı trafik polisleri tarafından keyfi şekilde bağlandı. Bu tutuma tepki gösterilince de aile ve yanındaki diğer işçiler, polis ve jandarma saldırısına uğradı, gaz sıkıldı, havaya ateş açıldı, çevredeki faşist esnaf çağrılarak olay bir linç saldırısına dönüştürülmeye çalışıldı, olay anının görüntüleriyse silindi

Yaklaşık 12 yıl önce ekonomik nedenlerle memleketleri Siirt’ten Mersin’e göç eden Akcan ailesi, o günden bugüne narenciye işi yaparak geçimini sağladı. MA’dan Selman Güzelyüz ve Cemil Uğur’un haberine göre düşük yevmiyelerle bahçelere gidip mandalina, portakal, limon gibi ürünleri toplayarak yaşamlarını idame eden Akcan ailesi ve beraberindeki diğer işçiler, 24 Ocak günü Mersin’e bağlı Erdemli ilçesi Çeşmeli Mahallesi’nde limon toplamaya gitti. Aile bireylerinin anlatımına göre, iş dönüşü önleri trafik polislerince kesilerek, “eksik koltuk” gerekçesiyle araçları bağlanmak istendi. Araçlarının bağlanmaması için polislerle diyaloğa girmeye çalışan aile bireyleri, trafik polisleri ve jandarmanın şiddetine maruz kaldıklarını, polislerin çağırdığı çevredeki esnafların kendilerine saldırdığını ileri sürdü.

Akcan aile bireyleri ve onlarla birlikte çalışan mevsimlik tarım işçileri, saldırıya dair konuştu.

Araçtan indirip hakaret ettiler

Aile bireylerinden Adnan Akcan, iş dönüşü evlerine gelmek üzere yola çıktıklarını, Erdemli ilçesi Çeşmeli Mahallesi üzerinde yol kontrolü yapan trafik polislerinin kendilerini durdurduğunu, direk aracın anahtarını istediğini belirterek, “Bizi araçtan indirip, bize hakaret etmeye başladılar. Sonra da aracımızı bağlayacaklarını söyleyerek, 10 bin TL para cezası kestiler. Biz de kendilerine çok ağır şartlarda çalıştığımızı bu sefer bizi görmezden gelmelerini istedik. Ne kadar ısrar ettiysek de, aracımızı bağlayacaklarını söylediler. Bunu söylerken de bize çok kötü muamele ettiler. Biz tepki gösterince bu sefer bize, ‘Siz kimsiniz ki bize karşılık veriyorsunuz. Sizin gibiler, konuşmayı bile hak etmiyor’ şeklinde sert çıkıştılar” diye konuştu. 

Polis: Siz olmazsanız biz ne yiyeceğiz

Akcan, ayrıca olay esnasında polis ile kendisi arasında yaşanan bir diyaloğu şöyle paylaştı: “Ben o esnada aracımı bağlamamaları için kendilerine, aracımızı bağlarsanız, biz bu kadar insan ne yiyeceğiz dediğimde, bir polis bana dönerek, ‘Siz olmazsanız biz ne yiyeceğiz’ şeklinde bir ifade kullandı. Demek ki bunların asıl amacı kontrol değil, ceza kesmekmiş. Bunu da polisin o söylemiyle bir kez daha anlamış oldum.”

‘Tepki diye aracımı ateşe verdim’

Polisin kendilerini aşağılayan tüm söylemlerine rağmen sakin olmaya çalıştıklarını söyleyen Akcan, ancak hakaretlerin artması ile birlikte kendisinin de kontrolden çıkarak, ekmek teknesi minibüsünü ateşe verdiğini söyledi. “Ben onları protesto etmek için aracımı ateşe verdim” diyen Akcan, “İki defa aracımı ateşe verdim ama söndürdüler. Bu arada bir baş komiser beni engellemek isterken, diğer taraftan oraya çağrılan çekici şoförüne aracımın anahtarını vererek, aracımı oradan uzaklaştırmak istedi. Çekici şoförü, içerisinde eşyamız olan aracımızı alandan kaçırdı. Engellemek için araya girdik ama polisler bizi engelledi. Amcam o arada kendisini aracımızın önüne attı. Buna rağmen çekici şoförü, amcamı az kalsın eziyordu. Gözleri dönmüştü” diye konuştu. 

Esnaflara saldırı çağrısı 

Araçlarını götüren çekici şoförünün daha sonra tekrar olay yerine geldiğini, kendilerinin de çekici şoförüne tepki gösterdikleri için olay yerine gelen jandarma ve orada bulunan polislerin saldırısına uğradıklarını söyleyen Akcan, “Jandarma ve polisler bize biber gazı ile müdahale edip, coplarla, tekmelerle saldırdı. Polisler, kadın çoluk çocuk demeden havaya ateş açtı. Bu da yetmedi, polisler orada bulunan esnafa bize saldırmaları için çağrı yaptı. Bu resmen bir katliam girişimidir. Polisin çağrısı üzerine oradaki esnaf baltalarla, sopalarla gelip bize saldırdı. Hepimiz darp edildik. Biz de kendimizi korumak için onlara karşılık verdik. Yine jandarmalar bize saldırdığında, şunu söylüyorlardı, ‘Siz doğulusunuz. Kendinizi ne zannediyorsunuz ki buralara gelip, polise jandarmaya kafa tutuyorsunuz’ Onun dışında aynı jandarmalar bize ana, bacı küfürler savurdular” ifadelerini kullandı.  

Polis kendi kamerasını kırdı

Akcan, polisin kendilerine saldırmak için esnafa yaptığı çağrıyı hem kendisi hem de orada bulunan bir polis tarafından kameraya alındığını, ancak kamerayı çeken polisin, esnaf çağrısından sonra bilerek kendi kamerasını yere atıp üzerine basarak kamerayı kırdığını söyledi. “Bence o görüntülerin mahkemede onların başına iş açacağını bildikleri için o kamerayı kırdı” diyen Akcan, kendisi tarafından çekilen görüntülerin de jandarma tarafından silindiğini belirtti. Akcan, “Olay durulduktan sonra, jandarma benle birlikte amcamı da gözaltına alarak karakola götürdü. Bizi gözaltına alan jandarma, bizi bilerek orada bekleyen faşist grubun içinde karakola götürdü. Biz götürülürken, orada bekleyen faşist grup bize saldırdı ve benle amcamı darp ettiler. Karakolda olay anında bulunan trafik polislerin, bizden şikâyetçi olmadıkları söylendi ama ben şikâyetçi olacağımı ısrar ettim. Bunun üzerine rütbesi yüksek bir jandarma komutanı yanıma gelip, olayın büyütülmemesi gerektiğini ve şikâyetimden vazgeçmemi istedi. Yani orada beni ikna ettiler. Ben de şikâyetçi olmadım. Karakoldan çıktıktan sonra telefonuma baktığımda, olay anını an be an kaydettiğim tüm görüntülerimin silindiğini gördüm. Telefonumun üzerinde hem parmak izi hem de desen vardı; ona rağmen telefonumun şifresini kırıp, benim olaya dair çektiğimi tüm görüntüleri silmiştiler” diye konuştu. 

‘İşte devlet böyle’

Jandarma ve polisin çağrısı üzerine olay yerine gelen esnafın da saldırısına uğrayan bir diğer aile bireyi 15 yaşındaki Mercan Akçan ise, şunları söyledi: “Biz tarım işçileriyiz. Geçinmek için mecbur çalışıyoruz. İşten gelirken aracımızı durdurup, aracımızı bağlayacaklarını söylediler. Biz resmen yalvardık ama aracımızı bağladılar. Oraya gelen esnaf ve jandarma bize saldırdı. Saldırı anından ağabeyimi korumaya çalışırken, jandarma ve oradaki insanlar bana ve ablama yumrukla vurdular. Daha sonra copla bize saldırdılar. ‘Tüm kadınları öldürürüz’ diye bağırıyorlardı. Ben çok korktum. O anda ne yapacağımı bilemedim.  Çoluk çocukların bulunduğu yerde silah patlattılar. Abimi gözaltına aldıklarında ablam, abime doğru giderken, ablama çelme takıp, saçlarından çektiler. Orada 100 tane araç geçti hiçbirini yakalamadılar ama bizim aracımızı yakalayıp bağladılar. Yani her şey ile bize saldırdılar. ‘Bu kadın milletinin hepsini öldürürüm’ dediler.  O kadar çoluk çocuk vardı. Hiç acımıyorlar. İşte devlet böyle.” 

Eşyalarını bile alamadılar

Olaya tanıklık eden Zozan Tama da benzer cümleleri kurdu. 14 yaşındaki Tama, “Eşyalarımızın olduğu arabayı, eşyalarla birlikte götürdüler. Biz hiçbir eşyamızı alamadık. O kar kışta hepimizi dışarıda beklettiler” dedi. 

Yaklaşık altı ay önce Siirt’ten Mersin’e mevsimlik işçisi olarak gelen Samet Bahadır da saldırıya dair konuştu. Kendisinin de saldırıya uğradığını söyleyen Bahadır, çalıştıkları alanda hiçbir güvenceleri olmadığı gibi, aldıkları yevmiyenin de temel ihtiyaçlarını dahi karşılamadığını ifade etti. Trafik polislerinin tutumuna tepki gösteren Bahadır, devamla şunları aktardı: “Biz çalıştığımızın hepsini trafik cezalarına veriyoruz. Altı aya çalıştığımız parayı, beş dakikada hiç ediyorlar. Yani Kürtler buralarda kazandığı paraları hep cezalara veriyor. Bizim gibi çok sayıda aracı yakalıyorlar ve büyük cezalar kesiyorlar. O insanların tüm emekleri devletin kestiği cezalara gidiyor. Keyfi uygulama yapıyorlar. Aracımızı bağladıkları için yaklaşık 20 mevsimlik işçi şimdi çalışamıyoruz.” 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar