Aramızdaki En Kısa Mesafe

Aramızdaki En Kısa Mesafe

Aramızdaki En Kısa Mesafe
Meraklı ve incelikler peşinden koşan bir çocuğun gözünden yazılmış hikayeler bunlar, insanın içini acıtabilme potansiyeli çok yüksek…

Barış Bıçakçı

’80’lerde çocukluğunu, 90’larda ilk gençliğini geçirmiş olanların kendilerinden çok şey bulabilecekleri hikayeler bunlar. Meraklı ve incelikler peşinden koşan bir çocuğun gözünden yazılmış…

Bir okur olarak ve çocukluğumun 80’lerde, yetişkinliğimin 90’larda geçmesinden ötürü kendimden kent ve birkaç şey hariç bulduğum incecik fakat hatırlamak, anı bırakmak üzerine yazılmış, insanın içini acıtabilme potansiyeli çok yüksek bir kitap.

“Yıllar sonra çocukluk arkadaşım Oktay, bana kardeşimin evden neden kaçmış olabileceğini söylüyor:

“Kendisini değersiz hissetmiştir.”

“Hangimiz hissetmeyiz ki bu duyguyu!” diyorum.

Cadde iyice kalabalıklaşmış. Bir pasajın girişinde beş on kişilik bir grup, tatilden yeni dönmüş okullular, birbirlerini kucaklayıp öpüyorlar. Yanık tenlerinin parlaklaştırdığı gözleriyle, dişleriyle gülüşüp şakalaşıyorlar.

Kim değersiz hissetmez ki kendisini!

Bir soyadının önünde toplanmış duruyoruz: Ailemiz. Bir soyadının önünde tek tek isimler…

Bir sabah kardeşim ürpererek arkasına bakıyor ve “anne ben ingiltere’ye gidiyorum!” diyor evden çıkarken. “İyi yavrum, güle güle git!” diye yanıtlıyor onu annem. Arkasından ekliyor: “Fazla gecikme!”

Her şey bu kadar gülünç.

Mardeşimin arkadaşı babasının dükkanından yüklüce bir para çalmış; bunu öğrenince iş ciddileşiyor. Bir gün sonra İstanbul’dan telefon ediyorlar. Birtakım adamlarla konuşup anlaştıklarını, birkaç haftaya kadar gemiyle İngiltere’ye gideceklerini söylüyorlar. Başlarının belaya girmesinden kaygılanıyoruz. Babam İstanbul’a gidip kardeşimi aramamın iyi olacağını söylüyor. “İstiklal Caddesi’nde oturup bekle,” diyor “mutlaka oralarda dolaşırlar.”

Üç gündür, sabahtan son Kadıköy vapurunun kalkış saatine kadar buralarda kardeşimi ve arkadaşını arıyoruz.

Bu kalabalığın içinde değilseler neredeler, diye düşünüyorum. Kardeşimin kendisini neden değersiz hissetmiş olabileceği üzerine kafa yoruyorum.

Bakkala gidip gelirken yakalanır insan belki de bu duyguya; bir çiftlik yoğurdu, iki ekmek, bir paket maltepe alırken…”

Naif, çocuksu, duru okunası…

Aslında hakkında çok yazmak istemiyorum, kalbimi çok acıtan bu kitap anlatılmaz okunur.

Gürbüz Deniz


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar