Belediye işçileri ‘Ek Protokol’ istiyor

Belediye işçileri ‘Ek Protokol’ istiyor

Daha önce İstanbul Kadıköy, Maltepe, Ataşehir, Çankaya Belediye işçilerinin eylemlerinin sendika ağaları tarafından nasıl oyuna getirilerek boşa çıkarıldığını gördük. Belediye işçileri Ek Protokol istiyor. Yapılan sözleşmelerin çoktan pula döndüğü bu koşullarda işçi sınıfı ve geniş emekçi kesimler “Geçinemiyoruz” diye çığlık atıyor. Açlık sınırının göbeğine itildikleri dönemde Ek Protokol onları bütünüyle düze çıkarmayacak fakat az da olsa nefes aldıracak.

Zehra Çaldağ

Çeşitli illerde belediyelerde çalışan işçiler seslerini yükseltiyorlar. Ama işçilerin üyesi olduğu sendikalarından çıt yok. İşbirlikçi sendikalar, işçilerin taleplerini karşılamayan sözleşmeleri işçilerin iradesine rağmen patronlarla uyum içinde imzaladı. Asgari ücretin belirlendiği ilk günden bu yana işçiler sendikalarına Ek Protokol istemlerini defalarca dile getirdiler.

Ancak sendikaları ‘ha bugün ha yarın’ diyerek işçileri oyalamaktan başka bir şey yapmıyor.

Sendikacılık adeta bir meslek haline gelmiş durumda. Sendika yöneticileri, mevki, makam ve lüks yaşamlarını işçi aidatlarına borçlu. Nasıl ki yaşam koşulları insanın bilincini belirliyorsa sarı sendikacılar bir süre sonra kendilerinin de işçi sınıfı içinden geldiklerini unutup sistemle barışık, uzlaşmacı bir çürümüşlük içine giriyorlar. İşçi sınıfının çıkarlarından fersah fersah uzaklaşmış halleri bütün yaptıklarına yansıyor.

Sendikalar ve işçi sınıfının gerçekliği

Bunun en çarpıcı örneklerini Kadıköy Belediye işçilerinin greve çıktıklarında, Maltepe, Ataşehir, Çankaya Belediyesi işçilerinin toplu sözleşme döneminde iki günlük iş bırakma eylemleri sürecinde ve sonrasında çok acık bir şekilde hepimiz gördük.

Hepsinde aynı oyun farklı versiyonlarla sahnelendi. Kadıköy’de işçiler grevde iken Genel-İş merkezi, bir gece vakti şafak sökmeden belediye yönetimiyle TİS’i imzalayıverdi. Greve devam kararı alan işçilerin iradesini hiçe sayarak işçilerin yanındayız diyen şubesinin yöneticilerini ve işçi temsilcilerini görevden de aldı.

Maltepe Belediyesi’nde keza benzer şeyler yaşandı. Ataşehir Belediyesi’nde ise greve çıkmadan bir gün önce imzalar atılıverdi.

Çankaya Belediyesi’nde Genel İş, Genel Merkez şube tarafından göreve çağrıldı. Güya işçilerin taleplerini şube masada alamadı genel merkez alacak havası yaratıldı. Ardından da genel merkez izim irademizi hiçe sayarak sözleşmeyi imzalamak istiyor diye işçileri (işçilerin de baskısıyla) iş bırakma eylemine çağırdı. İki gün süren iş bırakma eyleminde yapmaya söz verdiği eylemlere ertesi gün yanaşmadı ve eylemi ikinci gün sonunda sonlandırdı. İş bırakma eylemlerine öncülük ettikleri için bazı işçilerin iki günlük yevmiyeleri kesildi. İşçiler cezalandırıldı. Ama şubenin bu konuda da sesi soluğu çıkmadı.

Bunlar sadece kısa bir kesit, sendikal çürümüşlüğün, işbirlikçiliğin ve sınıfın sendikası olmayı çoktan geride bıraktıklarının resmi.

Ne yapmalı?

Bunlar sadece belediyelerde defalarca yaşanan acı ama bir o kadar da gerçek. Artık işçiler kendi öz örgütlülüklerini oluşturmayı hayata geçirmeliler. Hem açlığa, yoksulluğa, işsizliğe hem Kod-29, Kod-46 gibi burjuva ahlaksızlığa yani sömürücü barbarlık sistemine karşı mücadeleyi sınıfsal bilinç ve zeminde yükseltmek hem de sendikal yozlaşma ve çürümeye karşı sınıfın iradesini ortaya çıkararak öz örgütlüğü bütün zorluklarına rağmen hayata geçirme zorunluluğu kendisini dayatmaktadır. Ve işçiler bu zorunluluğu bilince çıkararak örgütlenmelidir.

Bugün sosyal medyada başlatılan ÊKPROTOL hastag eylemi belki bunun bir başlangıcı olabilir ama sadece sosyal medyada hastag eylemi yeterli mi? Elbette yeterli olmayacaktır. Ve işçiler bunun daha ileri adımlarını da düşünmeliler.

Bugün ek protokol isteyen belediye işçilerinin taleplerinin yanındayız. Seslerini yükseltmek için dayanışma içinde olacağız. Ama bu da yetme! O zaman hepimiz şunu görmeliyiz: Ya sınıfsal zeminde birleşik ve bilinçle mücadele ya da sefalet!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar