Belli ki bu “provokasyonlar” devam edecek!

Belli ki bu “provokasyonlar” devam edecek!

Ankara Altındağ’daki Suriyeli mültecilere yönelik dün gece başlayan pogrom denemesinin bundan sonra da farklı yer ve zamanlarda devam edeceği devletin yetkili kurumlarının tutumundan anlaşılıyor

Kürt halkı ve mülteciler üzerinden kışkırtılan ırkçılığın, mevcut kriz dinamikleri ve toplumsal patlama birikimi koşullarında nerede nasıl bir patlamaya dönüşeceğini kestirmek giderek zorlaşıyor. Keza burjuva siyasetin tüm bileşenlerinin gerek Kürt sorununa yaklaşımları gerekse mültecilerin varlığını elbirliğiyle nasıl kullandıkları ortada.

İktidardaki faşist koalisyonun savaş politikalarının kaçınılmaz sonucu olan mültecileri siyasi arenada nasıl kullandığı ortada. Uluslararası denklemde mülteciler masaya sürülen koz, emek sömürüsünde ücretleri aşağı baskılamanın aracı, gerekirse krizin ve toplumsal öfkenin üzerini perdeleyecek ilk hedef!.. Burjuva siyasetin diğer bileşenlerinin de siyasi söylemlerinin temeline mülteci karşıtlığını oturttukları böylesi bir dönemde kökleri hayli derinlerde olan toplumsal gericilik birikiminin nerede ve nasıl patlayacağını, bu patlamanın düzeyinin ne olacağını öngörmek elbette kolay değil. Ankara Altındağ’da Suriyelilerin bir genci bıçaklayarak öldürdüğü kışkırtmalarıyla dün başlayıp gece saatlerinde adeta bir pogrom denemesine dönüşen ırkçı-faşist saldırganlık bu gerçeğin çarpıcı bir ifadesi oldu. Belli ki arkası da gelecek.

Keza devletin valisinden bakanına, ırkçı güruhlara müsamaha gösteren ve görüntülere de yansıdığı gibi onlara akıl verip yönlendiren polisin, yargı organlarının tutumu bunu şimdiden garantilemektedir. Ankara Valisi dün gece Suriyelilerin evlerini, işyerlerini basan, çocukları bile döven, sokaklarda adeta uluyarak ölüm tehditleri savuran güruha ilişkin açıklaması bunun tipik ifadesidir. Valiye göre bu pogrom denemesi “vatandaşların soğukkanlılığı” ve olup biteni izleyen polisin “yoğun çabası”yla sakinleştirilmiş!

Vali elbette polisin saldırılara müdahale etmemesi ve saldırganları adeta teşvik edercesine, “Her daim sizlerleyiz, yanınızdayız. Olmaya da devam edeceğiz” şeklinde anonslar yapmasına dair tek kelime etmedi:

Altındağ ilçemizde bu akşam meydana gelen bir takım gösteri ve olaylar vatandaşlarımızın soğukkanlılığı ve emniyet güçlerimizin yoğun çalışmaları sonucu an itibariyle sona ermiştir. Halkımızın provokatif haber ve paylaşımlara itibar etmemeleri önemle rica olunur.

Ankara’nın valisi böyle konuşurken hükümet sözcüsü de olayların “provokasyon” olduğunu söyleyip geçti. Hükümet Sözcüsü Ömer Çelik tarafından yapılan açıklamada, bu tabloda kendi paylarının olduğuna dair bir cümle kurmasını beklemek elbette abes olur. Olayı tamamen dışsallaştıran ve dolaylı olarak siyasi hasımlarına tahvil eden Çelik, üstüne bir de sosyal medya paylaşımlarında durumun vehametini ortaya koyanları hedefe çaktı:

Bu provokasyonların hedefi ülkemize ve insanımıza zarar vermektir. Suç bireyseldir. Suçlular adalet önünde hesap verecek ve hak ettikleri cezayı alacaklardır. Failleri etnik kimliği üzerinden tanımlayan ve toplulukları hedef gösterenler ülkemize zarar vermeye çalışan bir atmosfer oluşturmaya çalışıyorlar. Millet olarak birliğimizi ve dirliğimizi hedef alan provokasyonlara karşı sağduyulu olmalıyız. Sosyal medya üzerinden yapılan yalan haber ve dezenformasyonlara dikkat etmeliyiz.

Saldırganların tekbir getirmesi, kurt işareti yapmaları, polisin olup biteni sadece seyretmemesi, yanınızdayız dediği gibi yol-yöntem göstermesi ve aslında en büyük provokatör mertebesine oturtulması gerektiği Çelik’in gündeminde yoktu tabii.

Bu arada Ankara Emniyet Müdürlüğü de saldırganlardan 76 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bunlardan 38’inin yağma, kasten yaralama, hırsızlık, uyuşturucu madde bulundurma/ticareti vb. diğer suçlardan kaydı bulunduğunu da belirtti. Faşizmin tabanı lümpen-tortulaşmış kesimlerdi sokağa inen ve bu kontrolsüz gücün nasıl bir kıyım gerçekleştirebileceğini düşünmek bile korkunç. Ama sahada polis tek bir biber gazı sıkmak bir yana, evlere ve işyerlerine girenleri adeta yüreklendirdi! Doğasına sahip çıkan halkın karşısına sürüyle asker-polis yığan devlet bu denli tehlikeli bir güruhun önünü adeta açarak saldırıların en büyük provokatörünün kendisi olduğunu da kanıtlamış oldu.  

Devletin bu tutumu önümüzdeki günlerin Kürt halkı ve mültecilere yönelik özel saldırılarla geçeceğinin garanti altına alınması dışında bir anlam taşımamaktadır. Buna hazırlıklı olmak, önlem almak, ırkçılık ve faşizme karşı birleşik mücadele hatları yaratmak tarihsel bir zorunluluktur.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar