Beritan’ı Beritan gibi anlatmak…

Beritan’ı Beritan gibi anlatmak…

Beritan (Gülnaz Karataş) ’92 Güney Savaşı’nda teslim olmamak için kendini uçurumdan atarak 25 Ekim 1992’de ölümsüzleşmişti.

Beritan filminin pek çok özgünlüğü var. Her şeyi ile bir gerilla yapımı olması bunların başında geleni. Yaklaşık 3 saat süren film, senaryosundan yapımına, oyuncusundan, yönetmenine, kamerasından aklımıza gelebilecek tüm teknik boyutlarına kadar her şeyi ile bir gerilla yapımı. Tüm çatışma sahnelerinde gerçek mermi ve patlayıcılar kullanılmış. Senaryosu, çekim sırasında ortaya çıkan yeni gelişmeler ya da her sahneden önce film ekibi içindeki canlı tartışmalarla aslında yeniden yeniden yazılmış. Mesela çekimler başladığında belki de hiç kimsenin aklına gelemeyen bir şey olmuş, Beritan’ın yıllardır kayıp olan mezarı bulunmuş. Bu durum senaryoyu da genel çekim atmosferini de doğal olarak etkilemiş. Bir bütün olarak çekimler netleşmiş bir senaryo üzerinden yapılmamış. Beritan’ın kendi deyimi ile “öz güncesi” ya da dönemin ruhu üzerinden yaratılan tartışma ortamları içinden şekillenmiş. Herkesin hem oyuncu, hem yönetmen, hem senarist olduğu kolektif bir yapım olarak da kendi içinde bir ilktir. Pek çok teknik yetersizliği ve hamlığı olsa da onun bu özgünlüğü içinde silikleşmiş.

Beritan’ı Beritan gibi anlatmak…

Kavgada, yaşamda kalıplara sığmayan bir kişiliktir Beritan. Tek “kalıbı” idealleridir, kavga ve yaşamına ruh kazandıran bilinci ve ilkeleridir. Sorgulayıcılığını, sorguladığını aşma cesareti ve iradesi olarak yaşamda tavırlaştırmasıdır… Onu olağanın dışına çıkaran bu temel özelliğidir. İzleyici değil, dönüştürücüdür Beritan! O bu anlamda bir “kahramandır”. Kahramanlığı, yaşamın, kavganın her alanına militanlık olarak sindiren duruşunda saklıdır. Ve sizden uzak, ulaşılmaz değildir. “Ulaşılmaz” olarak sunulanın sırrını veren doğal bir öncüdür. Film onun bu niteliğini son derece başarılı işlemiş. İzlerken öncülük misyonun onun şahsında ne kadar yalınlaştığını görerek sizleştirme isteği uyandıracak kıvamda bir sadeliği yakalamış. Ulaşılması güç bir kahraman değildir, kahramanları Olimpos’tan indiren bir ölümlüdür film boyunca. Onlarda ulaşılmaz ve onlara özel kılınan her şeyi yaşamın yeşil ağacındaki renklerden biri kılan bir insan, kadın, devrimci, militan, gerilladır…

Yer yer yakın tarihte ortaya çıkan sonuçlar üzerinden filmin tematik öğelerinden bazıları sivriltiliyor. İhanet temasında olduğu gibi. Buralarda PKK tarihi ile bugünün ihtiyaçları gözetilerek bilinçli sivriltmelere gidildiği hissediliyor. Beritan’ın da şehit düştüğü 1992 Güney Savaşı (KDP-YNK ve Türk Genelkurmayı’nın ortak operasyonu. ABD’nin de desteği ile, Ekim’de başlayıp 40 gün süren bu operasyon Türk Genelkurmayı’nca “Sandviç Harekatı” olarak tanımlanmıştı.) PKK tarihi açısından kendi içinde bir dönüm noktasıdır. PKK gerilla savaşında edindiği deneyimler ve biriktirdiği güç üzerinden bu dönemki savaş taktiğini denge aşamasında olunduğu tespiti ile mevzi savaşı olarak tanımlamıştı. Birinci Körfez Savaşı döneminde Güney Kürdistan’da tuttuğu mevzilerin genişletilmesini de kapsayan bu taktik, Kuzey Kürdistan’da kurtarılmış bölgeler yaratma iddiası olarak yansıyordu. Ancak bu taktik gereği atılan pek çok adımın gerisini getiremiyor, girdiği pek çok mevzideki gerilla savaşında belirlediği taktiğin aksine geri adım atmak durumunda kalıyordu. Bu saldırı halkasının zincirlerinden biri olarak gündeme gelmişti Güney savaşı. PKK’ye yeni katılan, savaş deneyimi neredeyse hiç olmayan güçlerin yoğun olduğu bölgede oldukça zorlu bir direniş savaşı yaşandı. Tam 40 gün süren bu savaştan sonra PKK daha sonra kendisinin de kabul ettiği kısmi bir askeri yenilgi ile KDP ve YNK’nın gösterdikleri bir alana çekilmek durumunda kaldı. Savaş esnasında komutanlık görevinde bulunan Osman Öcalan daha başından teslimiyetçi bir çizgi izleyerek Güneyliler’e teslim olma yolunu tuttuğu için özel bir role sahiptir. Ancak gerilla sağlam duruşu ile onun bu teslimiyetçi duruşunu aşmış, dönemin ruhuna uygun olarak gücünün sonuna kadar savaşmayı zorlamıştır. O dönem Osman Öcalan teslimiyetçi tavrı dolayısı ile PKK tarafından yargılanmış, cezaya çarptırılmıştı. Fakat daha sonra bu cezasının kaldırıldığını biliyoruz! Sorunun sadece Osman’ın teslimiyetçi tutumunda değil, gerilla savaşı konusundaki subjektif yaklaşımdan kaynaklı olduğu daha sonraki değerlendirmelere de kısmen yansımıştı. Ve aslında tam da bu noktada yaşanan ciddi kırılmaların, sonrasında pratiğe nasıl yansıdığını hepimiz biliyoruz.

Film sorgulamayı bu kapsamda derinleştirmiş olsaydı, kendi içinde daha anlamlı olurdu elbette. Ancak buna girmekten kaçınmış! PKK’nin şu dönem öne çıkan iç sorunları üzerinden Osman’ın teslimiyetçi kaçışını hedefe çakmayı tercih etmiş. Bu yönü ile de yer yer örgütün konjonktürel iç sorunları ve gerilimlerinin aşılmasında kullanılacak bir propaganda ve ajitasyon filminin zayıflıkları ile malul olmuş. Ama yine de Beritan şahsında hiç bozulmayan yalınlık ve dinamik anlatımla bu zayıflığını perdelemeyi başardığını söyleyebiliriz.

Her türlü gericiliğe nefret…

1980 sonları ile ‘90 başlarının Kürt devrimci yükselişinin bir ürünü olan Beritan ‘92 Güney Savaşı’nda her türlü teslimiyet ve ihaneti nefretle mahkum eden kararlı bir militandır. Sadece bu değildir… PKK’nin iç ilişkileri ve örgütlenme tarzında aşması gereken pek çok kalıp yaklaşımının üzerine giden sembollerden biridir. O ana kadar gerillaya katılan Kürt kadını partinin yönetim kademelerindeki tutucu yaklaşım nedeni ile savaşın ön saflarında yer alamamış, geri hizmetlerde konumlandırılmıştır. ’92 sonrası gerillaya kadın katılım oranının da yükseldiği yıllardır. Farklı kesimlerden gelen inisiyatifli ve özgüven sahibi kadınların sayısal olarak çoğalması, niteliksel bir değişimin zorlanmasına da vesile olur. Beritan da bu kadınlardan biridir. Geri hizmette konumlandırılmayı kabul etmez. Ve Güney Savaşı’nın ön günlerinde; “Ben buraya savaşmak için geldim.” cümlesi ile bu konuda geri adım atmayacağını ilan eder. Bu aynı zamanda kadın gerillanın ön mevzilerde yer almalarının da işaret fişeği olur. Beritan’ın tüm yalınlığı ve doğallığı ile deyim yerinde ise bu meydan okuyuşu, filmin en çarpıcı ve etkileyici karelerinden birini oluşturur. Çünkü Beritan böyle bir kişiliktir. Gerici yaklaşımlar ve kalıplar karşısında savaşmayı kendinde doğallaştırmış bir kadın militandır. O yüzden hiçbir ikircik olmadığı gibi hiçbir abartı da yoktur tavrında. Geri olanla mücadeleyi, büyük davasına sahip çıkmanın ifadesi olarak görenlerin yalınlığı, güveni vardır.

Sorguladığı, yanlış ve bu özgürleştirici savaşın doğasına aykırı ve yabancı bulduğu her davranış ve yaklaşım karşısında da bu böyledir. Gerillayı, otorite ve inisiyatifi tavırlardaki keskinliğe indirgeyen yaklaşımlar karşısında nasıl ki uzlaşmazdır, kendi hemcinsleri içindeki geleneksel kadın yaklaşımı konusunda da o kadar uzlaşmazdır. Onun bu uzlaşmazlığında bireyin kolektif olanı kendisinde toplaması, kendisini kolektifte anlamlandırmasının gücü saklıdır. O yüzden çekincesiz ve korkusuzdur!

Beritan Kürt gerillası için bir tabu olan aşkta da sınırları parçalar. PKK’ye nişanlısı ile birlikte katılmışlardır, gerillaya da birlikte gelirler. O bu konuda da geleneksel olanı yıkarak, Kürt kadınına öncülük eder. Aşkı Kürt destanlarındaki, masallarındakilere benzemez. Oradaki kadınlar gibi edilgen, erkeği bekleyen ve onun arkasından giden bir kadın değildir Beritan. İlişkideki devrimci öncüdür. Filmin bir sahnesinde, arkasından nefes nefese koşan nişanlısının; ”Sana yetişemiyorum. İstanbul’dan buraya kadar arkandan koşuyorum, halen de öyle.” sözleri ile de onun bu duruşu ustaca ifade edilir. Aşkın kadın için bir esaret zincirine dönüşmemesini, tersine kavgada özgürleşmekte güç alınan bir odak olmasını yaşamında var eden Beritan’ın filminde de bu oldukça başarılı işleniyor.

Filmin son sahnesinde ondaki bu özgürlük tutkusu doruklaşır. Gerici ve faşizan saldırının kadına dönük en çirkef yüzü onun bedenine, cinselliğine saldırıda somutlaşır. Fakat tek başına ve sadece onun cinselliğine değil, 40 günlük ölüm kalım çarpışmasında kendisini düşmanına da gösteren ulusal devrimci özgürleşmeyi kendinde sembolleştiren yükselişidir saldırıya uğrayan. Son ana kadar kolundaki yarayı tamponlayarak yaşamak için savaşan Beritan, bu tehlike karşısında silahını parçalayarak, kendisini uçuruma bırakır. Onda ve silahında somutlaşan onur ve gelecektir çünkü. Bu yüzden de ikisinin de düşmanın eline geçmemesi gerekir.

Seyirciye kalan…

İdeali olmalı insanın… Gençlik ve olgunluğu, zenginlik ve duruluğu, yiğitlik ve naifliği… bir arada taşıyabilmenin sırrı budur. Bu ideal toplumsal beklenti ve özlemlerin damıtılmışlığından çıkıp, onları gelecek kaynağına ulaştırma bilinci ile buluşmuşsa, sınırsız bir yaşam enerjisi ve gücü katar insana. Toplumsal acı ve umutlardan, sevinç ve hüzünlerden, güç ve zayıflıklardan süzülüp gelmişse tarihsel bilinç ve anlamlı bir yadsıma ile gelecekle köprü kurmuşsa insanın yürek ve bilincinde, işte o zaman denize ulaşmaya çalışan, ulaşan sayısız nehir akar insanın benliğinde. Tek bir bireyin yaşamında, yaşamlar çoğalır, varlığından gökkuşağı anlamlar doğar. Ve bir ömrü bitimi ile çoğullaştırarak yeniden yeniden var eder. Kürt gerillası Beritan’ı halkının “efsanesi” kılan da budur. Kendi kısacık ömrünün bitiminden sonra onlarca, yüzlerce, binlerce Kürt kızı olarak çoğullaştırıp, ölümsüzleştiren… Onun şahsında billurlaşan değerlerin genelde Kürt halkı, özelde de kadınının özgürleşmesinin sembolü olması…

Beritan da bir davaya, bir ideale, halkının geleceğine tutku ile bağlanmadan önce sıradan bir Kürt kızıdır. Belki de tek farkı, öncellerinden olan Dersim’in yiğit kadınları Beselerin, Zarifelerin ve onur adına kendini uçurumlara bırakıp, çiçekleşen sayısız Kürt kızının hikayeleri ile büyümüş olmasıdır. Ya da kendi topraklarında ihanet ve direnişin her zaman bir arada olduğuna dair “menkıbeler” dinlemesi… Birgün onları daha anlamlı bir kavganın içinde, güçlü bir tarih bilinci ile aşacağını bilmeden… Onları kendi şahsında güncelleştirerek, “kahramanlaşmak” gibi bir erek taşımadan atılmıştır kavganın kollarına. Kavganın içindeki her anında bunu dokuyacaktır oysa ki… Keza, kavgaya açılan kapıdan girip, yürümesini bilenler için bu böyledir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar