BMG ‘Birleşirsek Kazanırız’ kampanyasını İstanbul’da ‘Halk Forumu’yla tamamladı

BMG ‘Birleşirsek Kazanırız’ kampanyasını İstanbul’da ‘Halk Forumu’yla tamamladı

Birleşik Mücadele Güçleri’nin “İşsizliğe, yoksulluğa, krize, savaş ve işgal politikalarına karşı birleşirsek kazanırız!” şiarıyla başlattığı kampanyanın İstanbul’daki final etkinliği, Kartal’daki Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde yapılan kitlesel ve coşkulu Halk Forumuyla gerçekleştirildi

Yoksulluğa, sömürüye, işsizliğe karşı birleşirsek kazanırız!” başlığıyla yapılan etkinliğe direnişçi işçiler, “adalet” talebiyle ısrarla sokakları terketmeyenler, tek geçim kaynağı olan çöpün bile ranta dönüştürülmesi üzerinden saldırıya uğrayıp çekçeklerine el konulan atık kağıt toplayıcıları, KHK’yla işinden edilen emekçiler, asgari ücretin bile altında bir sefalete mahkum edilen emekliler, her kriz döneminde daha fazla yoksullaşan kadınlar, hapishanelerin sesi olmaya çalışan tutsak aileleri, “barınamıyoruz” diyen gençler katılarak söz aldı, sorunlarını anlattıkları kadar birleşik mücadelenin önemine vurgu yaptı.

Gençlerin, kadınların, her yaştan yüzlerce emekçinin katıldığı etkinlik salonuna her birinin sonunda “Birleşirsek kazanırız” denilen“İşsizliğe ve yoksulluğa karşı”, “Emek ve sömürüye karşı”, “Gençler için Özgür bir geleceği”, “Savaş, işgal ve tecride karşı”, “Kadın katliamlarına karşı” yazılı pankartlar asıldı. Salondan sık sık “Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük!”, “Birleşe birleşe kazanacağız!”, “Biji berxwedana zindana!” sloganları yükseldi, zılgıtlar ve alkışlar eksik olmadı.

Etkinlik, devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenlerimiz anısına saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun hemen ardından BMG’nin çalışmalarının derlendiği bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

BMG: En koyu karanlıklardan doğacak güneşi birlikte karşılamak umuduyla…

Sinevizyondan sonra BMG adına kısa bir konuşma yapıldı. Sena Şat tarafından yapılan konuşmada, BMG’nin hangi tarihsel ihtiyaçlarla ortaya çıktığı özetlenerek, arkasında 50 yıllık bir mücadele birikimi olduğuna işaret edilip, “Birleşik Mücadele Güçleri. yoksulların, işsizlerin, emekçilerin, kadınların, Kürt halkının, Alevilerin, ezilen, sömürülen tüm kesimlerin insanca bir yaşamı kurma mücadelesinin ihtiyacı olarak doğdu. Bu yüzdendir ki, ezilen, sömürülen her kesimin sesi olmaya çalıştı, çalışıyor” denildi.

Ağustos ayında başlatılan “Birleşirsek Kazanırız” kampanyasının hangi hedeflerle ortaya çıktığı ve bu dönem açısından nasıl bir yakıcılık kazandığı “Bugün bu kampanyanın sonuna gelirken düzenlediğimiz forumda, ‘Birleşirsek Kazanırız’ şiarının sadece bir söz ya da temenni değil, günün somut ihtiyacı olduğu bilinciyle buluştuk. Bizi bugün burada bir araya getiren şey sadece bir kampanya değil, faşist iktidarın kendisidir. Her geçen gün bırakın geçinmek, iyi bir yaşam sürmek; hayatta kalmak bile zorlaşıyor. Faşist iktidar, toplumun boğazını sıkıyor, nefes dahi alınmasına izin vermiyor. Üstelik eline geçen her fırsatta ve her alanda saldırılarına devam ediyor.” diye belirtildi.

Özellikle pandemiyle birlikte açlığın, yoksulluğun, işsizliğin doruğa çıktığı kaydedilen konuşmada, bugün hayatta kalmak için bile daha çok, daha çok mücadele etmenin bir zorunluluk haline geldiği kaydedildi. Konuşmanın devamında “Ve bu mücadelede yalnız olmadığımızı biliyoruz. Sizler, yalnız değilsiniz. Çaresiz değilsiniz. Tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz.” ifadelerine yer verilerek, “Geride bıraktığımız yıl, yeni yılın nasıl geçeceğine dair bize güzel bir örnek sundu. En koyu karanlıklardan doğacak güneşi birlikte karşılamak umuduyla, mücadele ve zafer dolu bir yıl dileğiyle, herkesi saygıyla selamlıyoruz” denildi.

Foruma geçildi

BMG adına yapılan kısa konuşmanın ardından direnişçi işçilerin ve çeşitli toplumsal kesimlerin deneyim, talep ve beklentilerini ifade ettikleri forum bölümüne geçildi. Forumda ilk olarak TOMİS’de örgütlendiği için önce ücretsiz izne çıkarılan, buna karşı direnişten sonra işine döndüğü halde bu sefer de Kod 29 ahlaksızlığıyla işinden edilen ve yaklaşık bir yıldır direnen Sinbo işçisi Dilbent Türker konuşmasını yaptı.

Birleşik bir işçi zeminin yaratılması zorunlu

Türker patronların da devletin de elbirliği yaparak devrimci işçileri fabrikalardan uzaklaştırmaya çalıştığını, bunun için de Kod 29 gibi bir aracın devreye sokulduğunu vurguladı. Türker, Ankara’ya yaptıkları 11 günlük yürüyüşle devletin işçi ve emekçilere nasıl baktığını, nasıl bir politika güttüğünü teşhir ettiklerini ifade etti. “Birlikte hareket etmezsek hiçbir hak elde edemeyiz, ki bugün yeni hak almak bir yana elimizdekileri de kaybediyoruz” diyen Türker, sermaye ve devletin işçi sınıfının örgütsüzlüğü üzerinde tepindiğini ifade ederek, birleşik bir işçi zeminin yaratılmasının zorunluluk haline gediğini dile getirdi.

Cezaevleri ölümevlerine, ülke cezaevine dönüştürülüyor

Etkinlikte, Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) adına konuşan Hıdır Sabur, TDİ’nin hasta tutsakların fiilen öldürülmesi ve infaz yakmalara karşı 2 aylık bir kampanya yürüttüğünü anlatarak, ülkenin cezaevi haline getirildiği bu koşullarda içerdeki tutsakların daha güçlü şekilde sahiplenilmelerinin önem ve anlamına dikkat çekti. Krizin yarattığı yıkıma dikkat çeken Sabur, politik tutsaklara yönelik saldırgan tutumun pandemi döneminde alenileştiriğini ifade etti.

Galataport işçisi direniş ve dayanışmayla kazandıklarını anlattı

Daha sonra kürsüye kovid olmasına rağmen çalıştırılan Dev Yapı-İş yöneticisi Hasan Oğuz’un hayatını kaybettiği Galataport şantiyesinde çalışırken gasbedilen hakları için direniş yapan işçilerden Mahsum Konur söz aldı. Dev Yapı-İş üyesi olan Konur, sendikal faaaliyetleri nedeniyle mobbinge uğradıklarını ve daha sonra işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine uymadıkları bahane edilerek dört işçi olarak işten atıldıklarını ve sendikaları öncülüğünde direnişe geçerek haklarını kazandıklarını anlattı, dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

İstanbul KHK Platformu’ndan Karakaya: Hep birlikte 1 Mayıs’ı örgütleyelim!

Konur’un ardından İstanbul KHK Platformu adına Ömer Faruk Karakaya konuşmasını yaptı. 6 yıl önce siyasi bir linç gereği işlerinden atıldıklarını, tüm görüşlerden insanların aynı torbaya doldurulduklarını, bu torbadan birbirlerine tutunarak çıkabileceklerini bildiklerini ifade etti. Karakaya katılımcılara 24 Ekim’deki birleşik işçi mitingini hatırlatarak, 1 Mayıs’ın aynı ruhla, tüm muhalif kesimlerin katılımıyla büyük bir kampanya şelinde örgütlenmesi gerektiğine vurgu yaptı, bu vurgusunu çağrı olarak salona sundu.

Serbest kürsüden talep ve beklentiler anlatıldı

Konuşmacıların ardından forum serbest kürsü biçiminde devam etti. Bu bölümde emekliler adına konuşan İstanbul Emekli Sendikaları Eylem Birliği Koordinasyonu temsilcisi, sosyal güvenlik sisteminin tasfiye edilmesinin yarattığı yıkıma, 13 milyon emekçinin kendi içinde nasıl kategorize edildiklerine, sendikaların bu konuda tutarlı bir siyaset izlemediklerine değindi.

Belediye işçisi Ali Ekber Eraslan da bu bölümde söz alarak krizin yarattığı toplumsal yıkıma, sendikaların tutumuna işaret ederek, birleşik mücadelenin öneminin altını çizdi.

Birleşik Gençlik Meclisi (BGM), Barınamıyoruz hareketinden gençlerin konuşmalarıyla devam eden etkinlikte, DGD-SEN üyesi CarrefourSa depo direnişçisi Murat Polat ile Carrefour direnişçisi Gülbin, SML etiket direnişçisi Seçil Arı, HDP Kadın Koordinasyonu konuşmalar gerçekleştirdi.

Ferit Şenyaşar: Tarihin sıfır noktası Urfa Adliyesi önü!

Aranın ardından ikinci bölüme geçilen etkinlik forum şeklinde devam etti. Bu bölümde ilk sözü bugün 300 gündür “adalet” talebiyle Urfa Adliyesi önünde direnen Şenyaşar ailesi adına Ferit Şenyaşar yaptı.

Şenyaşar’ın konuşması için kürsüye çıkmasıyla kitle ayağa kalkarak alkışlar ve sloganlarla karşıladı. Şenyaşar’ın konuşması sık sık “Faşizme karşı omuz omuza!” gibi sloganlarla kesildi.

Urfa adliyesi önünde başlattıkları Adalet Nöbeti’nin Türkiye’nin sınırlarını aştığına işaret eden Şenyaşar, “Türkiye’de yaşıyorsak, yarın başımıza ne gelir kimse tahmin edemez” diyerek başlattığı konuşmasında katliam sırasında ücretli öğretmen olarak çalıştığı okuldan işyerine geldiğini, AKP millevekilinin yakınlarının saldırısıyla bütün kardeşlerinin ağır yaralandığını, fakat yaşamlarını kaybetmediklerini, yaralı halde götürüldükleri hastanede katledildiklerini, babasının da orada annesinin gözleri önünde vahşice öldürüldüğünü anlattı.

Erdoğan’ın ailesiyle ilgili sarfettiği sözlerden sonra adeta aforoz edildiklerini ve bir yıl boyunca bunun böyle devam ettiğini, Urfa merkeze taşınmak zorunda kaldıklarını anlatan Ferit Şenyaşar, “Haklı mücadelemizi insanlara duyurmak için bir mücadele başladık. Görünen kısmı 300 gün. Daha önce de mücadelemizi sürdürüyorduk. Çeşitli görüşmeler yaptık. Ancak bütün resmi kapılar bize kapatıldı” ifadelerini kullandı.

Adalet Sarayı önünde sürdürdükleri nöbete işaret eden Şenyaşar, “Tarihin sıfır noktası Göbekli Tepe var. Biz buna ekleme yaparak tarihin sıfır noktası Urfa Adliyesi önünde diye söylem geliştirdik” dedi. İlk başlarda başlattıkları eyleme kimsenin müdahale etmediğini ifade eden Şenyaşar, destek ve dayanışmanın artmasıyla birlikte hedef haline geldiklerini, defalarca polis saldırısına uğradıklarını, gözaltına alınıp yaralandıklarını, annesi hakkında 3’ü davaya dönüşen 13 soruşturma açıldığını aktardı. daha sonra nöbetlerinin sahiplenmesi ardından müdahalelerin başladığını kaydetti. 

‘Bizim mücadelemiz haksızlığa karşı mücadeledir!’

Nöbetlerinin dayanışma ile sürdüğünü ve her gün daha da büyüdüğüne dikkati çeken Şenyaşar, Yusuf adında görme problemi olan birinin iki defadır kendileri ile dayanışmaya geldiğini ve bu nedenle kendisine selam göndermek istediğini söyledi. AKP içinden de bu katliama tepki duyanların olduğunui fakat saraydan korktukları için ses çıkaramadıklarını kaydeden Şenyaşar, sözlerinin devamında şunları belirtti:

Bu mücadelemiz haksızlığa karşı bir mücadeledir. Bu mücadele dini kullanarak halkı sömürenlere karşı bir mücadeledir. Bizim mücadelemiz halka kuru ekmeği reva görüp 5 yerden maaş alan yetkililere karşıdır. Bizim mücadelemiz kendisi sarayda oturup halkı sokakta yatanlara karşıdır. Bizim mücadelemiz hasta tutsaklar içindir. Bizim mücadelemiz siyasi tutsaklar içindir. Bizim mücadelemiz bir gecede bir kişinin ağızından çıkan kelimeyle milyonları KHK ile işten atanlara karşıdır. Bizim mücadelemiz halkların kardeşliği içindir”

HDP Milletvekili Murat Çepni: Saray’ı krize sokan burada ifade edilen direnişlerdir!

Şenyaşar’ın ardından HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni konuşmasını gerçekleştirdi. Çepni BMG’nin önemli bir ihtiyacın ürünü olarak açığa çıktığını vurguladı. BMG’nin mücadelesinin büyütülmesinin önemine vurgular yaptı.

Daha sonra söz alan HDP’li Murat Çepni, faşizmin Erdoğan ve Sarayla birlikte yeni bir tiple yeniden örgütlediğini ifade ederek, bunun karşısında ezilenlerin de tartışmasız bir biçimde örgütlemesi gerektiğinin altını çizdi. Direnenlerin bir tarihi olduğunu anımsatan Çepni, “Bugün sarayı krizi sokan şeyin burada ifade edilen direnişler olduğunu altını çizmek lazım. Bu krizlerin yaratıcıları bizleriz” dedi, BMG’nin tarihsel anlamına, hangi ihtiyacın üreünü olduğuna işaret ederek sözlerini tamamladı.

Forum, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ve Grup Vardiya’nın müzik dinletisinin ardından son buldu.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar