‘BMG toplumsal muhalefete sokakta öncülük edecek’

‘BMG toplumsal muhalefete sokakta öncülük edecek’

BMG’nin toplumda iktidara karşı yükselen sesi birleştirmeyi amaçladığını söyleyen Alınteri Temsilcisi Mürüvet Küçük, HDP’ye dönük saldırılara karşı alanlarda, krizin faturasının kesildiği emekçilerin de yanında olacaklarının altını çizdi.

Sena Dolar 

BMG’nin toplumda iktidara karşı yükselen sesi birleştirmeyi amaçladığını söyleyen Alınteri Temsilcisi Mürüvet Küçük, HDP’ye dönük saldırılara karşı alanlarda, krizin faturasının kesildiği emekçilerin de yanında olacaklarının altını çizdi.

Türkiye’de sol partilerin parçalı duruşuna karşı bir araya gelen Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Mücadele Birliği Platformu (MBP), Alınteri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ile Partizan, Birleşik Mücadele Güçleri’nin (BMG) kuruluşunu 4 Şubat günü deklare etmişti. Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarına karşı ortak mücadele zemininde buluşan BMG, önümüzdeki süreç için Türkiye siyaseti için önemli bir yerde duracak. 

Alınteri Temsilcisi Mürüvet Küçük, BMG, iktidarın politikaları ve yaşanan gelişmelere dair ajansımıza konuştu.

Özgürlükler sorununa tutum geliştirmek istiyoruz’

BMG’nin 4 Şubat’tan önce de faaliyet içerisinde olduğunu söyleyen Mürüvet, hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Mürüvet, özgürlükler sorununa sokakta ve yaşamın çeşitli alanlarından tutum geliştirerek ileri bir noktaya taşımaya ön ayak olmayı hedeflediklerini de belirterek, işçi ve emekçinin de yanında olarak sorunlarını gündeme getirmeye çalıştıklarını kaydetti.

Ekonomik krizin yarattığı yıkımın işçi ve emekçiye yansıması ile yarattığı toplumsal sorunlara dair de ajitasyon, propaganda faaliyetleri yürüttüklerini dile getiren Mürüvet, “Amacımız işçi sınıfı özgünlüğünde somutlaşan direnişleri güçlendirmek ve onlara kan taşımak. Bu dönem işçi sınıfı özgünlüğünde saldırıların toplandığı çeşitli noktalar var. Ücretsiz izin, Kod-29 saldırısı, iş cinayetleri, işsizlik, pandemi ile işçi sınıfına dayatılan ölüm gibi böyle sahici talepleri çevresinde hem organize etmeye çalışmak hem de var olan sendikal güçlerin yürüttüğü çalışmalara kan taşımak gibi bir hedefimiz var” dedi.

Emeğimiz, onurumuz için örgütlenelim’

İktidarın ekonomiyi bir anda tepetaklak edecek kararlar aldığını vurgulayan Mürüvet, faturanın ise emekçilere çıkarıldığını dile getirdi. Buna dair bir kampanya hazırlığında oldukları bilgisini veren Mürüvet, “Gelecek dönemde bu saldırılara karşı gerek emek cephesindeki yıkım, işsizlik, sefalet, yoksullaşma gerekse de özgürlükler sorunu kapsamına giren sorunlara ilişkin toplam bir duruşu ifade eden çeşitli biçimlerle iç içe geçen çalışmalar yürütmeyi esas alıyoruz.

Şu an zaten öyle bir çalışmamız da var. ‘Emeğimiz, onurumuz için örgütlenelim’ çağrısı içeren daha çok krizin yarattığı toplumsal yıkımı teşhir eden ve işçi-emekçileri bu yıkım karşısında örgütlenmeye çağıran bir çalışma yürütülüyor. Newroz bizim için iyi bir çalışma oldu. 1 Mayıs ruhuyla yüklenildi Newroz çalışmasına. Bundan sonrası zaten hepimizde. Bundan sonrası çok fırtınalı gelecek. Birleşik Mücadele Güçleri de bu fırtına içerisinde ortaya çıkan toplumsal tepkilere hem bir eksen kazandırma, hedef kazandırma uğraşına yoğunlaşacak hem de bunlara öncülük yapacak. Sokakta da duracak bir öncülük yürütecektir” diye belirtti.

Mücadele dinamiklerini bir kanalda toplayacağız’

“Birleşik Mücadele’den anladığımız sadece siyasi öznelerin bir araya geldikleri, onların birlikte kendi kuvvetleriyle çeşitli etkinlikler yaptıkları, çeşitli toplumsal gelişmelere tutum aldıkları, tepki gösterdikleri bir şey değil” diyerek amaçlarının çok daha kapsayıcı olduğunu ifade eden Mürüvet, toplumsal tepkileri aynı havuza akıtmaya ön ayak olmak gibi bir misyon yüklendiklerini söyledi. Mürüvet, şöyle devam etti:

İktidar, toplumsal gericiliğin kodlarına oynayan, onu kendi tabanını konsolide etme ve aynı zamanda paramiliter bir güç olarak diri tutma noktasında hangi alan varsa, hangi hassas noktaları varsa onlara dönük kararlar alıyor. Ve bunu ırkçı, kadın-LGBTİ+ düşmanı ayinlere dönüştürerek akıl almaz şeylerin önünü açacak şekilde yapıyor. Bu anlamıyla Türkiye’de ekonomik, sosyal, siyasal sorunların çok fazla iç içe geçtiği, bir yanıyla da faşizm paydasında toplandığı bir gerçeklik var önümüzde. Bu eksende hareket edip bu eksende ayrı ayrı akan mücadele dinamiklerini bir kanalda toplamayı ve tabii ki bunu daha güçlü devrimsel hedeflere yönlendirmeyi hedefliyoruz.

Kürt sorunu ve işçi sınıfı’

Kürt sorununa da değinen Mürüvet, şunları söyledi:

Kürt sorunu demokratik anlamda çözülmediği müddetçe işçi sınıfının özgürleşmesi de mümkün değil. Çünkü işçi sınıfının sorunları şovenizm ve Kürt düşmanlığı ile sürekli perdeleniyor. Bu sorunun çözülmesi devrim ve sosyalizm mücadelesi yürütenler açısından yaşamsal önemde. Türkiye’de tarihsel gericilik birikimi çok derin. Kürt sorunu oluyor, Alevi sorunu oluyor, şimdi de LGBTİ+’ları kullanıyorlar. Ama Kürt sorunu kökleri çok derin bir sorun. İstedikleri anda ilk elde kışkırttıkları, hedefe çaktıkları bu sorun oluyor ve bunun üzerinden emekçileri kendi savaş arabalarına koşturuyorlar. Kendi yıkım politikalarını da görünmezleştiriyorlar o sarhoşluk içerisinde. Bu anlamıyla Kürt sorununun çözülmesi stratejik anlamda önemli bir mesele. Ama bu sistem içerisinde ve bu tarihsel koşullarda anladığımız tarzda Kürt sorunu çözülebilir mi derseniz, bu sistem sınırları içerisinde bunun çözülemeyeceğini 2013’lerdeki adına barış süreci dedikleri süreçten de biz çok net gördük.

İmralı tecridi rejimin Kürt sorununa yaklaşımının özeti’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride değinen Mürüvet, “İmralı tecridi rejimin, sistemin Kürt sorunu konusundaki yaklaşımlarının özeti oluyor. Ama aynı zamanda bu tecrit bütün topluma giydirilmeye çalışılıyor. Bütün toplumda faşist baskılarla iradenin tanınmamasıyla, zorbalıkla tecrit altında tutulmaya çalışılıyor. Bu anlamıyla çok bütünlüklü sorunlar bu konuda yürütülecek bütün mücadeleler Birleşik Mücadele Güçleri’nin de gündemidir, talepleridir” ifadelerini kullandı.

HDP’ye dönük saldırılara BMG yanıt verecek’

HDP’nin kapatılması tartışmaları ve akabinde hazırlanan iddianameye de dikkat çeken Mürüvet, 90’lardan günümüze iktidarın dönem dönem bu tür yollar tercih ettiğini dile getirdi. Yükselen bir Kürt özgürlük mücadelesi olduğunun altını çizen Mürüvet, son olarak şunları belirtti:

Sisteme karşı topluma yayılmış, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir tepki birikimi var. Ama aynı zamanda çok derin bir kutuplaşma var. HDP’ye yönelik saldırıyı da sadece Kürt halkına yönelik saldırının parçası olarak görmemek gerek. Topluma yönelik, ‘ben sizin iradenizi istediğim anda zorbalıkla gasp ederim’ anlamına geliyor. O saldırı kadınlara yönelik İstanbul Sözleşmesi’nin iptaliyle gündeme geldi, yarın her şeyleri gasp edilecek halkın… Faşist rejim gücü, zoru daha fazla merkezileştireceği bir sıçrama süreci yaşıyor. Bunu zayıflığından yapıyor, yönetemiyor. Toplumsal muhalefet dinamiklerini ve bunun içerisinde önemli bir yerde duran HDP’yi ve onun temsil ettiği dinamikleri de ancak bu şekilde, zoru merkezileştirerek, denetim altında tutabileceğini düşünüyor. Bu bütünlük içerisinde Birleşik Mücadele Güçleri buna sokakta yanıt vermelidir, HDP’yi sahiplenmelidir diyoruz. HDP’nin sahiplenilmesi HDP’yi aşan bir şey, bütün Türkiye toplumuna, işçilere, emekçilere dönük saldırı olarak görüyoruz ve bu saldırıya da bu kapsamda yanıt verilmesi, sahiplenilmesi ve duruş gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Jinnews


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar