BMG’den çağrı: Hapishaneler için harekete geçelim

BMG’den çağrı: Hapishaneler için harekete geçelim

Birleşik Mücadele Güçleri Ankara’da hapishanelerde yaşanan tecrit ve izolasyonun dışarıdaki saldırganlığın tırmanmasıyla daha bir koyulaştığını ifade ederek, “İnfaz yakmalara son verilsin, hasta tutsaklar serbest bırakılsın” dedi

Birleşik Mücadele Güçleri (BMG), hasta tutsakların durumuna ve sistematik bir poltikaya dönüşen infaz yakmalara dikkat çekmek amacıyla “İnfaz yakmalar son bulsun, hasta tutsaklara özgürlük!” başlıklı basın toplantısı düzenledi. basın toplantısına İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Avukatı Ömer Faruk Yazmacı da katıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü’nde yapılan açıklamada “Tecrit insanlık suçudur” pankartı asıldı. BMG adına açıklamayı Selim Doğan Koç yaptı.

‘Pandemi döneminde bizler de izolasyondan nasibimizi aldık’

BMG adına yapılan açıklamanın ardından İHD Ankara Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi avukatı Ömer Faruk Yazmacı, tecridin ülkenin dört bir tarafına yayıldığını kaydederek, “İmralı’daki tecrit bütün ülkeye yayılmış durumda. Sayın Öcalan üzerinde çok özel bir durum var. Kimsenin girip çıkamadığı, ailelerin durumunu öğrenemediği ve Öcalan’la birlikte diğer 4 tutsağın da tecrit halinde olduğu özel koşullar var. Tamamen siyasi sebeplerle ama pandemi koşulları sürecinde tecrit artık bütün cezaevlerinde. Bizler de bu izolasyondan nasibimizi aldık. Bizim bütün verilerimiz Haziran 2020 yılına ait. 2020’den sonra herhangi bir şekilde verilere ulaşma imkânımız olmadı. Her gün güncel verileri veriyoruz ama tamamen yetersiz olduğu devletin açıklamalarında da ortaya çıkıyor. Devlet ATK’yi gerektiğinde bir araç olarak kullanmakta. Hasta mahpusların tamamı artık hastalığının son evresine geldiğinde tahliye edilmektedir. ATK raporları tahliyeler için son ve tek merci olmaktan bir an önce çıkarılmalı. Cezaevleri Cumhuriyet savcılarının takdir yetkisi bir an önce kaldırılmalı” diye belirtti.

Dışardaki saldırganlık içeriye de yansıyor

BMG adına basın açıklamasını okuyan Selim Doğan Koç, hapishanelerde devlet terörünün sürdüğünü, Türkiye egemen sınıflarının ırkçı, sömürücü ve faşist düzenine karşı muhalefet edenlerin en ağır şekilde cezalandırıldığını kaydetti. “Hayatımızın her alanı hücreleştirilmeye ve ötekileştirilmeye devam ederken günümüzde cezaevleri bu gerçeğin birebir yaşandığı alanlardır” diye belirten Doğan, hapishanelerde gelen ölüm, taciz, tecavüz, işkence haberlerinin ardı arkası kesilmezken, hasta mahpuslara yönelik muamelenin de başlı başına işkenceye dönüştüğünü ifade etti.

19 Aralık günümüze kadar sürüyor

19 Aralık 2000 yılında başlatılan hapishanelerdeki tutsakların iradelerini teslim alma katliamı günümüze kadar sistematik olarak süre gelmiştir.” diyen Doğan, devrimci-yurtsever tutsakların bu sistematik saldırılara ilişkin “yeni bir yol açacağız” şiarıyla açlık grevine başladıklarını hatırlattı.

Geçmişten bu zamana dek devam eden açlık grevlerinin salt tutsakların taleplerini değil içeride ve dışarıda yürütülen tüm tecrit uygulamalarına yönelik bir başkaldırı olduğunu vurgulayan Doğan, “Bu direniş sahiplenmeli ve büyütülmelidir” diye alt çizmede bulundu. .

ATK emre göre hareket ederek tahliyeleri engelliyor

İHD’nin güncel verilerine göre, hapishanelerde şu an 604’ü ağır olmak üzere bin 605 hasta tutsağın bulunduğuna işaret eden Doğan, hasta tutsakların “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen ATK’nın tahliyeler konusunda aldığı kesin emirle bunu durdurduğuna işaret etti.

2013’te yapılan düzenleme ellerinde bir silah

Şubat 2013’ten önce, tutuklu veya hükümlülerin, sağlık nedenleriyle hapishanelerde kalamayacak durumda olduklarının belirlenmesi için ‘hayati tehlike’ altında olup olmadıklarına bakılıyordu. Şubat 2013’te yeni bir düzenleme ile İnfaz Yasasına ‘ağır hastalık veya sakatlık nedeniyle cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen tutsağın cezasının iyileşinceye kadar geri bırakılacağı’ hükmü eklendi. Böylece bu düzenleme ile getirilen ‘yaşamını tek başına idame ettirememe’ ve ‘toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmama’ kriterleri, hasta tutsakların tahliyesinin önüne yine engel olarak dikildi ve düzenleme büyük oranda boşa çıkarıldı” diye belirten Doğan, ATK’dan rapor alma zorunluluğuna rağmen “cezaevinde kalamaz” raporu alabilen tutuklu ve hükümlülerin bu gerekçelere dayandırılarak tahliye edilmediğini kaydetti.

Hapishanelere ses olmak için harekete geçelim

Son bir hafta içerisinde TC zindanlarında dört tutsağın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Doğan, infaz durdurmaların önüne geçilmesi, sürgün ve sevk işkencesiyle devrimci, demokrat, yurtsever tutsakların dirençlerinin kırılmak istendiğine vurgu yaptığı açıklamasını şu sözlerle bitirdi:

AKP-MHP faşist iktidarının içine düştüğü ekonomik ve yapısal krizin etkisiyle daha da artan toplumsal hoşnutsuzluk ve buna eşlik eden toplumsal muhalefet egemenlerin yüreğine korku saldıkça baskılar artmaktadır. Hapishanelerde, hak gaspları, sürgün ve sevk işkencesi devam ediyor. Son bir ayda 7 tutsak hayatını kaybetti. Bu ölümler devlet tarafında ‘hasta’ ya da ‘intihar’ adı altında kamuoyuna sunulmaktadır. Garibe Gezer, Vedat Erkmen, Halil Güneş gibi devrimci, yurtsever tutsakların katili devlettir. Yine yüzlerce tutsak ağır hasta olmalarına karşın, hiç bir önlem alınmamakta, tutsaklar ölümü terk edilmektedir. Tutsak eski HDP Milletvekili Aysel Tuğluk ve yüzlerce ilerici, devrimci ve yurtsever tutuklu ağır hastalık koşullarında direnişlerini sürdürmektedirler. BMG(Birleşik Mücadele Güçleri) olarak, hapishanelerdeki tutsakların hak gasplarına, sürgün ve sevk işkencesine karşı TC zindanlarında yürüttükleri mücadeleye ses olmak, destek vermek için harekete geçelim. Türk devletinin, ‘hasta’, ‘intihar’ etti dediği katliamlarına karşı mücadele edelim. Hasta tutsakların serbest bırakılması için dayanışmayı büyütelim.

Tecrit Öldürür, Tecrite Hayır!

Hasta Tutsaklar Derhal Serbest Bırakılsın!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar