Boğaziçi Dayanışması’ndan çağrı

Boğaziçi Dayanışması’ndan çağrı

4 Ekim’de Güney Meydan’da yapılacak pikniğe katılım çağrısı yapan Boğaziçi Dayanışması, kayyumlara karşı mücadelenin ayrışmaların üzerine çıkarak daha geniş bir birlikteliğin yaratılmasıyla yürütülmesi gerektiğini vurgulayıp, bunun için gerekirse kendisini feshederek geniş katılımlı bir meclisin oluşturulabileceğini belirtti

Boğaziçi Dayanışması yeni eğitim yılına kayyum rektör atamalarına karşı ocak ayından başlayarak çeşitli biçimlerle devam eden direnişin geniş bir öğrenci meclisiyle devam etmesi, direniş boyunca çeşitli konularda yaşanan ayrışmaların bir tarafa bırakılarak en geniş birlikteliğin yakalanmasının esas alınması çağrısında bulunarak, ilke ve taleplerden oluşan 9 maddelik bir liste yayınladı.

Boğaziçili öğrencileri 4 Ekim’de Güney Meydan’da yapılacak pikniğe davet eden Dayanışma’nın sosyal medya hesabında yaptığı çağrıda şu ifadelere yer verildi:

Ocak ayından itibaren, kayyım rektörü kabul etmeyen yüzlerce öğrenci olarak farklı inisiyatifler kurduk, eylemlere katıldık, ‘kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz’ şiarını hep birlikte, farklı biçimlerde yükselttik. Boğaziçi direnişi tüm ülkenin tartıştığı bir mesele haline geldikçe, elbette bizler arasındaki politik ayrımlar ve farklı bakış açıları da aynı derecede görünür bir nitelik kazandı. Zira sıkça iddia edilenin aksine hiçbir topluluk, sivil toplum kuruluşu ya da sendika siyaseten tarafsız olamaz ve üyelerinin politik eğilimlerine göre şekillenir. Örneğin, direnişimizi ‘liyakat’ söylemi üzerinden gündemleştiren ideologlar, bizden daha az politik değildir.

Fakat geldiğimiz noktada kayyım yönetiminin anti-demokratik saldırıları ardı ardına gelirken, süreç boyunca yaşanan birtakım ayrışmaları bir kenara bırakarak kapsayıcı bir örgütlülük yaratmak mecburiyetindeyiz. Muhalif hocalarımızın görevlerine son verilirken, öğrenciler yurtsuz bırakılırken, kayyım yönetim baskıyı arttırmışken bizlerin verebileceği tek karşılık, birleşerek direnmektir.

“Bu nedenle, üniversitelerin tepeden inme yönetim biçimine karşı olan öğrencilerin tamamı tarafından benimsenebilecek ilke ve talepler ekseninde bir öğrenci meclisi kurmayı bugünün en acil ödevi olarak görüyoruz. Tüm Boğaziçili arkadaşlarımızı, aşağıda taslak halinde sunduğumuz ilke ve taleplere son halini vererek Boğaziçi Öğrenci Meclisi’ni kurmaya çağırıyoruz. 4 Ekim günü, Güney Meydan’da düzenleyeceğimiz piknikte buluşalım, kayyıma karşı direnişi beraber yürütmeyi tartışalım.

Bu süreçte Boğaziçi Dayanışması olarak kendimizi lağvetmeye ve tüm imkanlarımızı kurulacak öğrenci meclisi için seferber etmeye hazırız. Gelin, iktidarın ve kayyım rektörlerin saldırılarına hep birlikte, birleşik mücadelemizle karşı koyalım.

Açıklamada ilke ve talepler ise şu şekilde sıralandı:

1. Tüm kayyımlar gönderilmelidir.

2. Bir darbe kurumu olan YÖK kapatılmalı, rektörler Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle değil, makul bir nisap kuralına sahip demokratik bileşenler seçimi ile belirlenmelidir.

3. Kampüslerde, kimsenin yaşam alanını tehdit etmeyen sosyal/kültürel etkinlikler sansürsüz bir biçimde gerçekleştirilmelidir. Şovenist, ırkçı, cinsiyetçi, LGBTİ+ fobik, kadın düşmanı eylemlerin önüne geçilmelidir.

4. Öğrenci kulüplerinin faaliyetlerini kısıtlayıcı tüm bürokratik engeller kaldırılmalıdır.

5. Yurt hayatının mevcut cinsiyetçi formu kaldırılmalıdır. Yurtlarda yaşayan öğrenciler üzerindeki ahlakçı, tektipleştirici kısıtlamalar kaldırılmalı, herkese özgür ve erişebilir bir barınma ortamı sağlanmalıdır.

6. Üniversite kampüslerinde polis mevcudiyeti sonlandırılmalıdır.

7. LGBTİ+ öğrenciler ve tüm LGBTİ+’ların temel insani hakları ve anayasal hakları üniversitelerde güvence altına alınmalı, üniversiteler eril tahakküm düzenine karşı tüm mekanizmaları işler hale getirilmelidir. Bu doğrultuda kayyım yönetimi tarafından kapatılan BULGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’ne kulüp statüsü geri verilmeli. Faaliyetlerine fiilen son verilen Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu tekrar işler hale getirilmelidir.

8. Feyzi Erçin, Can Candan ve gerek KHK’larlar gerekse kayyımların tasarrufu ile işlerine haksızca son verilen akademisyenler göreve iade edilmelidir.

9. Emekçilerin de üniversitenin eşit bir paydaşı olduğu kabul edilmeli, bu doğrultuda adımlar atılmalıdır. Üniversite emekçileri, üniversitenin imkanlarından eşitçe faydalanabilmelidir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar