Çanpaş işçileri genel kurul taleplerinin yerine getirilmemesine tepkili

Çanpaş işçileri genel kurul taleplerinin yerine getirilmemesine tepkili

İstanbul 1 Nolu Şube gibi büyük bir şubede apar topar olağanüstü genel kurula giden DİSK Genel-İş, Ankara 1 Nolu Şube’de işçilerin ısrarlı taleplerini “para yok” diye geri çevirdi. İşçiler buna tepkili!

CHP’li belediyelerde örgütlü olan DİSK Genel-İş’te son zamanlarda olup bitenler, mevcut sendikal anlayışın nasıl koktuğunu, tükendiğini de ortaya koyacak nitelikte. İstanbul Maltepe ve Ataşehir belediyelerindeki işçi direnişlerinden sonra hem belediye başkanları hem de Kılıçdaroğlu’nun salladığı sopa hızla etki yarattı. Yıllardır CHP’yle iç içe geçen bir sendikacılık sınırlarını aşamayan Genel-İş’in bazı şubelerinin bu sınırı ihlal etmeleri ve işçinin hakkı için fiili direniş biçimleri geliştirmeleri çok dokunmuştu belli ki. Hemen “Ücret sendikacılığı istemiyoruz” diye buyurdular. Ve çok zaman geçmeden rahatsızlık duyulan İstanbul 1 Nolu Şube’de olağanüstü genel kurula gidildi. Genel-İş merkezi ve şubenin örgütlü olduğu belediyelerin başkanlarının iradesiyle 8 Aralık’ta gerçekleşen genel kurulda tasfiye edilmek istenen şube yönetimi işçilerin dinamik destekleriyle bir kez daha kazandı.

 

İstanbul 1 Nolu Şube’de bunlar olurken Ankara Çankaya Belediyesi Çanpaş AŞ işçilerinin de örgütlü olduğu 1 Nolu Şube’nin genel kurula gitmesi talebiyse “ekonomik sıkıntı” gerekçesiyle reddedilebiliyor, işyeri temsilcileri görevden alınabiliyor, kayyum atanabiliyor! Ama buna rağmen genel kurula itmekten ısrarla kaçınılıyor.

 

Bu sorunlar yaşanırken Çankaya Belediyesi şirketlerinden Çanpaş AŞ’de çalışan işçilerle sohbet ettik. Sohbetimiz sırasında halihazırda yaşanan sorunları ve genel kurul istemlerinin reddediliş süreçlerini anlattılar, tepkilerini dile getirdiler.

 

Çanpaş işçileri, “Genel Kurul için para yok diyorsunuz, içkili mekanlarda alem yapıyorsunuz. Bunu bize açıklayın” diyorlar:

Alınteri: Tartışmalı bir toplu sözleşme süreci geçirdiniz. Bu süreç sonrasında yaşadığınız en belirgin şey ne oldu?

İşçi: Toplu sözleşme sonrasında bizim için değişen tek şey taahhütnameyi imzalayanların artı 500 TL alması, geri kalanların ise bir kuruş bile alamaması. Ocak ayında olacağı söyleniyor; ama taahhütnameyi imzalamayanların yemek, yol ve haftalık 40 saatlik çalışmadan yararlanamayacaklarını belirtiyorlar, bununla tehdit ediyorlar. Bu ekonomik değişiklik. Diğer yandan iş bırakma sürecinin hemen akabinde işçi çıkarma adı altında listelerin oluşturulduğu, muhaliflerin bu listelerde yer aldığı ve atılacakları dedikodusu çıkarıldı. Malum tepkiyi dindirmek lazım. Tabi böyle bir süreç yaşanmadı.

Gece-gündüz konusunda hala bir düzelme olmadı. Aslında yasalarda bile, vardiyalı işlerde sürekli gece veya gündüz vardiyasında 15 günden fazla çalışılması yasak. Ama yıllardır gece ve gündüz vardiyasında sabit çalışanlar var. Vardiya dönüşümü yapılmıyor. Gece vardiyasında çalışmaya sağlığı elvermeyip gündüz vardiyasına geçmek isteyen arkadaşlarımız var; vardiya değişikliği onaylanmadığı için gece vardiyasında çalışmaya devam etmek zorunda kalıyorlar.

Çankaya belediyesi bünyesinde iş güvenliği uzmanı ve doktor barındırıyor olmasına rağmen Çanpaş bu hizmeti dışarıdan ücret karşılığı alıyor. Bu sebepten hasta olup kurum doktoruna başvuran arkadaşlara doktorun “evet işe çıkmamalısın ancak personel eksikliği var. Bu sebeple sana rapor veremem gibi” insani olmayan yaklaşımları oluyor. Soma’yı hatırlayalım, Soma Katliamı gerçekleştiğinde iş güvenliği uzmanlarının maaşlarını şirketler ödediği müddetçe bu gibi sonuçların önlenemez olduğu tartışılmıştı aylarca. Şimdi bizde de bir fark yok. Geçenlerde iş kazası geçiren bir parkçı arkadaşımızın geçirdiği kaza “iş kazası” sayılmadı, arkadaş kurumun servisini kullanmış olmasına rağmen. Sendika ise ailesine sadece “yapacak bir şey yok, mahkemeye verin” demekle yetinmiş.

Bölgeler arası adaletsizlikler hala devam ediyor. Bir bölge iş saat 12’de biterken diğer bir bölge 3-3,5’da bitiyor. Yıllardır söylenmesine rağmen bölgeler bir türlü eşitlenemiyor. Bu durum işverenin işine geliyor. Zor olan bölgeleri daha çok efor sarf edilen bölgeleri disiplin aracı olarak kullanıyor. Adaleti sağlamamak sanki işine geliyor.  Resmî tatilde işe gitmeyen işçi arkadaşımız hakkında tutanak tutuluyor ve bu da ücret kesintisine yol açıyor. Ancak öte yandan katı atık biriminde hafta tatillerinde işe çağrılan arkadaşlarımızaysa mesai olduğu kabul edilmesine rağmen ödeme yapılmıyor. Defalarca iletilmesine rağmen sendikanın da bu konuda maalesef hiçbir çalışması olmadı. Arkadaşlarımız bir yıldır boşu boşuna hafta tatillerinden feragat ettiler. Haftalık izinleri ilerleyen günlerde verildi ancak hiçbirinin mesaileri ödenmedi.

 

Alınteri: Bu sorunlarla sendika şubenizin ilgilenmesi gerekiyor sanırım.

İşçi: Aylardır ocak ayında değişiklik yapılacağı söyleniyor. Bizim toplu sözleşmemiz eylül ayının 15’nde imzalandı. Ama şimdiye kadar nasıl bir uygulama yapılacağı konusunu ne sendikadan ne de işletmeden duymadık. Sendika şimdiye kadar hep sözleşmeyi işaret etti ancak bazı problemlerin düzelmesi için sözleşme şart değildi. Örneğin; çalışma alanlarındaki eksikler gibi. Hatta öyle bir tansamız var ki fosseptik bağlantısı yok. En son Çankaya oranın göbeğine fosseptik kuyusu açtılar bu da iletildi sendikaya ama, tabi ki bu da çözümsüz kaldı.

 

Alınteri: İş elbiseleriniz mevsime uygun olarak verildi mi?

İşçi: Kışlık kıyafetlerimiz henüz tam değil. Eksik olarak verildi, kışlık pantolonlarımız, bere ve polar geldi. Mont henüz gelmediği için eski montu olanlar eski montlarını giyiyor. Yoksa polar ile çalışmak zorunda kalıyorlar. Kıyafet konusu yıllardır böyle, yazlıklar yazın ortasında, kışlıklarsa kışın ortasında gelir bizde. Nedense bir türlü çözüm bulunamıyor.

 

Alınteri: Bu sorunlar sadece gecede çalışanların sorunları mı?

İşçi: Tabi ki sadece gecede çalışanların sorunları değil. Gündüzde çalışan arkadaşların da elbiseleri henüz tam değil, taahhütname konusundaki baskı gündüzdeki arkadaşlara yapılıyor. Park-bahçelerde çalışan arkadaşların mevsimin kış olması nedeniyle ısınma sorunları var. Tuvalet sorunları var. Küçük bir kulübe vermişler; ama ısınacak bir şey yok içinde. Bazı büyük parklarda halkın yoğun olarak geldiği yerlerde çalışan arkadaşlarımız görece rahat. Ama daha küçük parklarda ya küçük bir bekçi kulübesi var ya da o bile yok. Parkçı arkadaşların şansına süpürge tansaları yakınsa oraya gidebiliyorlar ihtiyaçları için; ama değilse ya bir cafeye gidecek tuvalet için ya da başka bir yere. Yemeğini de park içinde herhangi bir bankta yiyecek, başka bir alternatif yok.

Normalde parklardaki arkadaşlara ek ekim ekibi, budama ekibi, çim ekibi, sıhhi tesisatçı, elektrikçi gibi alanlarda çalışan arkadaşlarımız var. Yani herkesin işi ayrı ancak parkçı arkadaşlara nedense bu ekipler parklara geldiklerinde ekip olarak gelmelerine rağmen tüm angaryaları yaptırılıyor. Yani ekibin yapması gereken işlerde parkçılara ihale ediliyor. Kendi işleri yetişmediğinde yedikleri fırçada yanlarına kar kalıyor.

Süpürgedeki arkadaşların dinlenme alanlarındaysa kiminde doğru düzgün bir soyunma odası yok, kiminde ısınma sorunu var, kimindeyse ikisi birlikte var.

Genel olarak bir eleman sorunu var. Çanpaş bünyesindeki tüm birimlerde üstelik. Mesela süpürgede, zamanında kadrolu süpürgeci arkadaşların yarısı kadar bile adam olmayan tansalar var. Üstelik neredeyse aynı işi çıkarmalarına rağmen yine de yapılan iş kimi tansalardaki amirlerce beğenilmiyor.

 

Alınteri: Sizin genel kurul yapılması talebiniz vardı. Hatta yüzden fazla imza toplayarak genel merkezinize ilettiniz; ama reddedildi. Bunu sosyal medya hesaplarınızdan paylaşmıştınız. Bu süreç içinde neler oldu, anlatır mısınız?

İşçi: Toplu sözleşmenin başarısız geçmesinin ardından öncelikle Çampaş’ta çalışan dört iş yeri temsilcisi ve baş temsilcimiz sendika tarafından görevden alındı. Ve yerlerine kayyum atama yapıldı. Üstelik sudan sebepler bahane edilerek. Bu süreçte 500 fazla imza toplandı işyerlerinden arkadaşların göreve dönmesi için. Üstelik yine sendikanın birebir imzalamayın müdahalesine rağmen bu sayıya ulaşıldı. Ne bu toplanan dilekçelere ne de temsilci arkadaşımızın yazılı başvurusuna herhangi bir dönüş olmadı. Olmasını da beklemiyorduk zaten. Atanan arkadaşlardan biri “atanmışlığı kabul etmiyorum” dedi ve istifa etti. İstifa eden arkadaşın yerine yine atama yapıldı.

Başarısız geçen toplu sözleşmeden kaynaklı şube yönetimine büyük bir tepki vardı. Neticede önce iş bırakmayı sahiplenip sonra insanları ortada bıraktılar. En son şantiyeye ne başkan ne de genel sekreter gelebildi. İş bırakma eyleminden sonra da birçok işçi arkadaşımız ve delege onlardan ayrıldı.

İşçinin büyük bir baskısı vardı. Ardından bir imza kampanyası başladı ve yeterli sayıdan çok daha fazla imzaya ulaşıldı ve genel merkeze iletildi. Genel merkezden bize, genel kurulun para sıkıntısı nedeniyle yapılamayacağı iletildi. Biz genel merkezin göndermiş olduğu cevabı mahkemeye taşıdık. 23 Ocak 2020’de ilk duruşma yapılacak.

Genel merkez genel kurul için bize “para yok” diyor. Fakat İstanbul 1. No’lu Şube’de ise olağanüstü genel kurul yaptı. 1. No’lu Şube’de üye üç belediyenin çalışanı var. Kişi sayısı olarak bizim üç katımız dolayısıyla para yok denilmesinin doğru olmadığını görüyoruz.

Öbür taraftan bize genel kurul için paramız yok diyorlar, fakat paramız yok diyen sendikanın şubesi, kendi gibi düşünen delegeleri, işçi tehdit eden birim amiriyle beraber alkollü mekanlarda alem yapabiliyor!

Ankara Genel İş 1 No’lu Şube yöneticileri, çoğunluğu delegelerden oluşan kişileri alkollü mekanda ağırladı ve ödediği hesapla şubemizin genel kurulu çok rahatlıkla yapılabilirdi veya daha birkaç gün önce evi yanan bir arkadaşımız var. İşçi kendi arasında para toplayarak arkadaşına yardımcı olma hesapları yaparken, onlar yaklaşık 25-30 kişilik masaya ödedikleri parayla çok daha fazlasını yapabilirlerdi. Yine görevden alınan baş temsilcimiz iş bırakmanın en büyük nedeni olan asgari ücret katsayılarını mahkemeye taşımak için kendilerinden destek istediğinde destek verebilirlerdi; ancak sadece “başınızın çaresine bakın, biz destek vermiyoruz” demekle yetindiler ve davalar yine işçi arkadaşların beşer onar destek vererek topladığı paralarla açıldı. Kimsenin eğlencesine karışmayız böyle bir hakkımız da yok. Tabi parası biz ve bizim gibi çalışan emekçi arkadaşların cebinden çıkmadığı sürece…

O mekanlarda harcanan para, ödenen hesap kimin cebinden ödeniyor? Bunu bilmek istiyoruz. Sendikaya ödenen üye aidatlarından yani bizim cebimizden mi, yoksa şube başkanlarımızın kendi aylığından mı ödenmiştir? Bu sorumuza kendilerinden cevap bekliyoruz.

Son olarak şunu sormak istiyorum. Sendikanın gerçekten parası yoksa, İstanbul 1. No’lu Şube genel kurulu neyle yapıldı!

İkincisi, sendikanın parası yoksa Ankara 1. No’lu Şube içkili mekanlarda davet ettiği delegelerle ve amirlerle alemi hangi parayla yapabiliyor?

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar