Cehennem sınavı

Cehennem sınavı

Hayatta kalabilmek, kiramızı, kredi borçlarımızı, faturalarımızı ödeyebilmek için evde kalamayacağımızı bal gibi biliyorsunuz. Çünkü sizler sadece sermaye sahiplerini, patronlarınızı ve kendi kasalarınızı düşünüyorsunuz. Bizlerin hayatının önemi mi olur bu cangılda?!.

Zehra Çaldağ

Siz bizim aklımızla dalga geçip, sağlığımızla kumar oynamayı marifet sanıyorsunuz. Ama biz aptal değiliz.

Bir sınavdan geçiyormuşuz, mecburiyetimiz yoksa evde kalmalıymışız!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca oturduğu yerden bir eli yağda bir eli balda… Tabii derdi tasası yok, konuşup duruyor. Zat-ı alileri “Bir sınavdan geçiyoruz, bir mecburiyetiniz yoksa evinizden çıkmayın” buyuruyor.

Bizim binlerce mecburiyetimiz var. Çünkü “zat-ı şahaneleri” toplum sağlığını öncelemiyor. Her şeyi bir fırsata çevirerek laf ebeliği yapıyor sadece. Kasaları dolsun da ne olursa olsun mantığıyla hareket ediyor. 

Sınavmış, neden bu sınavlar her zaman işçi-emekçi, yoksul kesimin hanesine yazılıyor acaba, bu sınavlardan siz neden geçmiyorsunuz?

Her seferinde sağlık çalışanlarının bitmiş, tükenmiş, bıkınlık halinin fotoğraflarını kullanarak sizde olmayan vicdan ve duygu sömürüsü yapıyorsunuz?

Sağlıkçıları hiç mi hiç düşünmüyorsunuz. Siz bizleri işçileri, emekçileri, yoksul halkı aptal mı sanıyorsunuz!

Sağlıkçıların pandemi koşullarında nasıl tükendikleri ortada. Buna rağmen KHK ile zaten haksız yere kıydığınız sağlık çalışanlarını yeniden işe başlatmanız yolundaki çağrıları görmezden geldiğinizi bilmiyor muyuz?

Sağlık emekçileri onlar üzerinden prim yapasınız diye mi bu kadar fedakarlık gösteriyorlar sanıyorsunuz?

Sağlıkçılara “Sizin hakkınızı ödeyemeyiz,” deyip üç kuruşu çok görmediniz mi? Alkışlarla toplumu ve sağlıkçıları kandırabileceğinizi mi sanıyordunuz?

Hayatta kalabilmek, kiramızı, kredi borçlarımızı, faturalarımızı ödeyebilmek için evde kalamayacağımızı bal gibi biliyorsunuz. Çünkü sizler sadece sermaye sahiplerini, patronlarınızı ve kendi kasalarınızı düşünüyorsunuz. Bizlerin hayatının önemi mi olur bu cangılda?!.

Sanırsınız ki virüs müzik olunca “dolaşmaya çıkıyor” cafeler, lokantalar vs. gibi yerlere uğruyormuş gibi küçük işletmeleri kapatıp hem işletme sahiplerini hem oralarda çalışan emekçileri açlığa mahkum ediyorsunuz. Sonra kalkıp hafta sonları akşam saat 20:00 ile sabah saat 10:00 arası sokağa çıkma yasağı koyuyorsunuz. Ama AVM’ler açık olacak demeyi biliyorsunuz. Neden? İnsanlar alışveriş yapsın, sıcak para akışı eksilmesin, tek derdiniz bu başka bir şey değil.

Fırsatçı çıkar sürüleri, siz ne yaptınız? Okulları açtınız, kayıt paralarını aldınız, kitapları defterleri, kıyafetleri sattırdınız bu arada yüzlerce öğrenci- öğretmen pozitif oldu, alacağınızı aldınız okulları kapattınız. Ki okullar yüz yüze eğitime açılacak denildiğinde Eğitim-Sen, TTB, ATO ve bilim insanları “Okulları açmayın” demişlerdi. Ama dinlemediniz, çünkü size para lazım değil mi?

Pandeminin başından beri sağlıkçılar, “14 günlük kapanmak zorunlu” diye bas bas bağırdı, ama dinlemediniz. Neden? 14 günlük tam kapanma demek hem işletmelerin hem çalışanların, işsizlerin zaruri giderlerini karşılamak demekti. Aaaa olur mu? Hiç ölümüne almak varken hem yaşasınlar sağlıklı kalsınlar hem de bunun için devlet işçinin, emekçinin, yoksulun, işsizin zorunlu giderlerini karşılasın olacak şey mi?!

Fabrikalar, atölyeler, inşaatlar sizin en büyük para kaynağınız değil mi? Betondan mezarlar, gökdelenleriniz, saraylarınız, otoyollarınz geçmediğimiz, belki hayatımız boyunca hiç yolumuzun düşmeyeceği otoyollarınız ve şaşalı havaalanlarınız ölüm hücreleri işçiler, emekçiler için olsun ne olacak ölen siz değilsiniz, geçmeyen siz değilsiniz, bedelini ödeyen siz değilsiniz ki!..

Bunları yazarken bir sağlıkçı arkadaş İzmir Kemalpaşa Devlet Hastanesi’ndeki içler acısı durumu şöyle anlatıyor: ‘Bizim hastane ilçe hastanesi, günde ortalama 80 pozitif vaka geliyor. Büyük oranda işçiler, fabrikalardan servislerle toplu olarak test için getiriliyorlar. Her gün ortalama 2-3 sağlıkçı arkadaşım pozitif çıkıyor. Hala ‘evde kalın’ deniyor, nasıl evde kalalım?!.”

Sizi kan emici sürüngenler bir eliniz yağda, bir eliniz balda, saraylarda, villalarda oturup ahkam kesiyorsunuz. Bütün giderleriniz devlet tarafından karşılanıyor. “Sınav”mış, bizler hayatın her alanında, aldığımız her solukta, kaybettiğimiz her insanda sınavdan geçiyoruz. Bize cehennem sınavını reva görüyorsunuz ama sizin sınav gününüz geldiğinde asıl siz düşünün nasıl geçeceksiniz bu sınavdan. 

Biz bu sınavdan birbirimizi bilinçlendirmeye çalışarak, birbirimizle dayanışarak geçeceğiz. Virüsün değil kapitalist sömürücü düzenin ölüm ve sefaletten başka bir şey vermeyeceğini dilimiz döndüğünce anlatarak geçeceğiz. Doğanın talan edildiği, iklim dengesi bozulduğu için virüslerin dünyayı kapladığını, toplum sağlığını önceleyen önlemleri alması gerekenler bunu yapmadığı için bizi açlık, yoksulluk, işsizlik-ölüm cenderesine mahkum ettiğini kavratmaya çalışacağız.

Bizler insanca yaşamın başka bir toplumsal sistemde var olabileceğini bilince çıkarıp herkesi aydınlatarak geçeceğiz bu sınavdan. Madencilerle, metal işçileriyle, inşaat işçileriyle, farklı işkollarında çalışan ve hakkını arayan yüzlerce işçiyle, emekçiyle mücadeleyi büyüterek geçeceğiz.

Her gün katledilen, tacize, tecavüze, şiddete uğrayan kadınların “Bir kişi bile eksilmeyeceğiz” ısrarının takipçiliğini insanlığın kurtuluşunun sağlandığı güne kadar sürdürerek geçeceğiz. 

Bizlere reva gördüğünüz sınavı böyle geçeceğiz. Peki ya siz ne yapacaksınız? O gün geldiğinde hep birlikte göreceğiz.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar