Çorlu Tren Katliamı’nın ilk duruşması bugün (güncellendi)

Çorlu Tren Katliamı’nın ilk duruşması bugün (güncellendi)

25 kişinin hayatını kaybettiği Çorlu Tren Katliamı’nın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra başlayan davanın ilk duruşmasında ailelere ve avukatlara polis saldırısı gerçekleşti, heyet yapılan suç duyurularını kabul etmedi ve hemen ardından çekildiğini açıkladı!

Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde meydana gelen ve 25 insanın hayatını kaybetmesine, 340 kişinin de yaralanmasına neden olan Çorlu Tren Katliamı davasının ilk duruşması bugün Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Sayısız ihmal nedeniyle yaşanan ve iktidar tarafından “fıtrat, “yağmur” gibi açıklamalarla üzeri örtülmeye çalışılan katliam davasında sadece tali sorumlu konumundaki dört kişi yargılanıyor.

Katliamdan 1 yıl sonra başlayabilen davanın ilk duruşması öncesinde aileler, avukatlar ve duyarlı toplumsal kesimler Orion AVM önünde bir araya geldi. Buradan “Hak, hukuk, adalet! Kaza değil, cinayet!”, “Çorlu’nun hesabı sorulacak!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek!” sloganları, pankartları, katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğrafının olduğu dövizlerle Adliye önüne yürüyen kitle, yürüyüş sırasında polis tacizine, engellemelerine maruz kaldı.

Bu engellemelere rağmen Adliye önüne yürüyerek gelen aileler burada yaptıkları açıklamalarda “Yakınlarımız ihmaller nedeniyle öldüler. Bu ihmallerin asıl sorumluları yargılanıncaya kadar adalet mücadelemiz devam edece!” vurgularında bulundular.

Tren katliamında anne ve babasını kaybeden İsmail Kartal “Ölen çocuklarımızın kanını yerde bırakmayacağız, çocuklarımızı nasıl katlettiğinizin hesabını bugün vermeye başlayacaksınız. Sizin sorumsuzca davranışınız, ihmalleriniz, görevlerinizi bilmemeniz yüzünden 25 canımız toprak oldu bugün. Sizin Adalet Saray’ınız gibi toprağın altında gizlendiler. Bunun hesabını soracağız. İşte bugün bunun için buradayız!” diye belirtti.

Katliamda hayatını kaybeden çocuklardan Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz ise yaptığı konuşmada polisin yürüyüşe müdahale etmesine işaret ederek, “Biz burada adalet aramak için geldik. O gün trenin altından bedenleri daha çıkmadan müdahale edemeyen kamu kuruluşları, bugün bizim karşısına bir sürü polis dikmiş. Bizi mi koruyorlar, bu binadakileri mi? Bu ülkenin 25 vatandaşı bu ülkenin ihmalleri yüzünden öldü. Bizler tabi ki adalet için yürüyeceğiz. Ben/biz adalet için yürürken hiçbir polis memuru beni bizi yolun kenarına itemez, sizi kapıdan geçirmiyorum diyemez” dedi.

Ailelerden katliamda kızını ve yeğenini kaybeden Zeliha Bilgin, Adliye önüne o gün kızından kendisine kalan parçalanmış kot pantolonu kucağında taşıyarak geldi.

Ailelerin açıklamalarından sonra duruşmaya katılmak üzere Adliye’ye girildi. Davada sadece dört tali sorumlu sanık sıfatıyla yargılanıyor. Asıl sorumlulukları bulunan hiçbir devlet yetkilisi, bürokratı, şirket yöneticisi yargılananlar arasında yer almıyor!

Duruşma salonunda yeterli yer olmadığı gerekçesiyle bazı ailelerin ve yaralıların alınmaması protestolara neden oldu. Salonda “Hak, hukuk, adalet! Kaza değil cinayet!” sloganları, alkışlar ve ıslıklarla mahkemenin bu tutumu protesto ediliyor. Dışarda kalanlar da sloganlarla ve kapılara vurarak protestoya katılıyor.

Ailelerin kapıları zorlaması karşısında polis saldırısı gerçekleşti. Geri adım atılmayıp, içeri girme ısrarının sürmesi üzerine kapılar açıldı, dışarda kalanlar da salona alındı.

Avukatlar kendilerinin ve ailelerin darbedildiğini belirtip, suç duyurusunda bulundular

Duruşma salonuna geçen avukatlar salonun girişinde yaşanan saldırıya ilişkin suç duyurusunda bulundu, ayrıca salondaki silahlı görevlilerin de çıkarılmasını istediler. Heyet suç duyurusunu kabul etmedi, silahlı kişiler dışarı çıkarıldı.

Avukatlardan Can Atalay suç duyurusu talebini, “Biz duruşma salonun önünde avukatlar olarak saldırıya uğradık. Öldürülen insanların yakınları saldırıya uğradı” dedi. Atalay, “Gözümle resmi ve sivil giyimli kişilerin kazada yakınlarını kaybeden İsmail Kartal’a saldırıldı. Duruşma öncesi salonda görüntümüz kaydedilmeye çalışıldı. Bunca aydır alt sorumluluğu olan dört kişiyle ilgili iddianame hazırlandı. Üst düzeyi geçtik orta düzey yöneticiler bile burada değil. Bununla ilgili sorumluluk da ya sizde ya savcılıkta. Hukuka aykırı olarak birisinin kapıyı kilitlenmesinden ya heyetiniz ya cumhuriyet savcısı sorumlu. Heyetiniz ve/veya duruşma savcısı bu polis memurlarına ilişkin resen soruşturması gerekiyor. Bununla ilgili ara karar vermeden dava devam edemez. Duruşma salonda hala silahıyla görev yapan polis memurları var. Bu ceza yargılaması açısından yasaktır” ifadelerini kullandı.

Yine polis tarafından darbedilen avukatlardan Mürsel Under ise, “Hepimizin hürriyetini tahdit ettiniz. Burada birisi bayılsa bunun sorumlusu siz olurdunuz. Ben darp edildim. Bana içeriye giremezsin diyen emniyet müdürü gelsin bunu burada söylesin. Polis tarafından tekmelendim, tekmelendik ve hepsinden şikayetçiyiz” sözleriyle talebi yineledi.

Heyet çekildi!

Duruşma başlarken heyet çekildiğini, davanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceğini” belirterek, salonu terketti. Davadan çekilme gerekçesini ise ““Davadan önce gerçekleşen polis saldırısının heyetimizin talimatı ile yapıldığı iddia ediliyor” sözleriyle açıkladı.

‘Biz bunun için mi bekledik 1 yıl boyunca?’

Heyetin bu şekilde çekilmesi aileler tarafından tepkiyle karşılandı, karar alkışlarla protesto edildi.

Duruşmanın ardından kazada yaşamını yitiren 9 yaşındaki Oğuz Arda’nın annesi Mısra Öz Sel, “Benim oğlum şu an denize girecekti. Biz bunun için mi bekledik bir yıl boyunca? Kalkmıyorum, buradan hiçbir yere gitmiyorum” sözleriyle tepki gösterdi. Ailelerin karara tepkileri adliyenin dışarında da devam etti.

‘Aile dövdürdün Süleyman Soylu sen’

Faciada yaşamını yitirenlerin avukatlarından Can Atalay da duruşma öncesi avukatlara ve ailelere polisin müdahalesine yapılan açıklamada tepki gösterdi. Atalay, “Türkiye’de adaletsizlik yerin kırk kat dibinde saray kurmuş. İnsanlar duruşma salona sığmıyorlar sokakta adalet talebini sürdürüyorlar. Çorlu Kaymakamı, emniyet müdürü hepiniz sorumlusunuz. Bu talimatı kim verdi? Çorlu Emniyeti bu gücü hadsizliği kimden almaktadır? Duruşma kapısında avukat dövdüren Adalet Bakanı sizinle konuşacağız. Olup olmadık işe karışan içişleri Bakanı… Aile dövdürdün Süleyman Soylu sen. Gerekirse çıplak elleriyle adaleti söküp alır bu insanlar. Adalet Sarayı’nı bu insanlara duvar ederseniz çıplak elleriyle söküp alırlar” diye konuştu.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar