“Emeğimiz ve özgürlüğümüz için birlikte mücadeleye!”

“Emeğimiz ve özgürlüğümüz için birlikte mücadeleye!”

Kartal’da “Emeğimiz ve özgürlüğümüz için birlikte mücadeleye!” çağrısıyla bir araya gelen 41 siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve işçi sendikasının örgütlediği “İşçi Emekçi Mitingi” yoğun yağmura rağmen işçilerin coşkusuyla düzenlendi.

Toplanmaların ardından miting alanına doğru kortejler halinde başlayan yürüyüşe, Birleşik Mücadele Güçleri (BMG) de “işsizliğe, Yoksulluğa, Güvencesizliğe Karşı Birleşirsek Kazanırız!” pankartıyla yerini aldı.

Kurumların Kartal Meydanı’nda yerlerini almasının ardından basın açıklamasını Nazlı Şen ve Tamer Doğan okudu. Açıklama ilk olarak, “Bizler pandemi sürecinde daha da yoksullaşan, işsiz kalan, güvencesiz çalışmaya itilen milyonlarız. Pandeminin ve krizin faturası bizlere kesilirken sermaye sahipleri bu dönemde karlarına kar kattılar” diyerek başladı.

İşten atmak yasaklandı dense de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin pandemi sürecinde Kısa Çalışma Ödeneği, Ücretsiz İzin ve İşsizlik Ödeneği’nden 8 milyon kişiye ödeme yapıldığını açıkladı. İşten atmak yasaklandı dendi ama madde 25/2’den (Kod 29) işten atılanların oranı yüzde 70 arttı. Pandemi döneminde günde ortalama 500 işçi Kod 29’la işten atıldı. Nasıl ki KHK’larla yüzbinlerce kamu emekçisi fişlenip, sosyal ölüme terk edildiyse yüzbinlerce işçi-emekçi de Kod 29’la fişlendi.

Kod 29’a karşı verilen mücadeleler sonucunda Kod 29’u kaldırdık demek zorunda kalsalar da farklı kodlar vererek Madde 25/2’yle işten atmaların devam ettiği vurgulandı. İşten atma yasağının bitmesiyle pek çok iş yerinde toplu işten atmalar devam ediyor. TÜİK işsizlik oranlarının düştüğünü iddia ederken gerçekte işsizlik oranının üç yılda 11 puan arttığı belirtildi.

Açıklamanın devamında ise şunlara yer verildi;

“Yeterli denetim yapılmadığı, önlem alınmadığı için başta inşaat sektöründe olmak üzere iş cinayetleri hız kesmeden devam ediyor. İşsizlik ve gelecek kaygısı sebebiyle intiharlar artıyor. Gelecek kaygısı yaşayan kesimlerin başında gelen gençler; işsizlik, iş olduğunda da düşük ücretler dayatmasıyla boğuşuyor. Diğer yandan EYT’lilerin yaşadığı hak gaspları pandemi sürecinde devam ediyor. Emine Erdoğan’ın Sıfır Atık Projesi ile oluşan rant için atık kağıt işçileri hedefe çakılıyor. Emeklerine sahip çıkan atık kağıt işçileri polis saldırısına uğruyor, depoları kapatılıyor, tutuklanıyor.

İşyerlerinde çalışma koşulları her geçen gün kötüleşirken en basit korona önlemleri dahi alınmıyor. Diğer yandan yükselen enflasyon karşısında ücretlerimiz eriyor. Temel tüketim maddelerine, faturalara, ev kiralarına gelen zamlar karşısında düşük ücretler dayatılıyor. İnsanca yaşamaya yetecek ücretin çok altında olan asgari ücret genel ücret haline getiriliyor.

Ücretsiz izin gibi uygulamalarla güvencesiz çalışma, genel çalışma biçimi haline getiriliyor. Belirli süreli iş sözleşmesi ve İŞKUR üzerinden işe alımlar artıyor. ‘Kamuda çalışan taşeron işçilere kadro müjdesi’ diyerek sözde kadroya alınan işçilerin hakları gasp ediliyor.

Emperyalistler ve hizmetindeki iktidar, sistemin yaşadığı krizi aşmak için mazlum halklara dönük kanlı katliamlarını arttırıyor. AKP-MHP iktidarı içerde ve dışarda sermayenin ve kendi gerici-faşist çıkarlarının bir parçası olarak kanlı ve kirli saldırıların ortağı oluyor. Gerici-faşist çeteler besliyor ve kirli işleri için her türlü desteği sunuyor.  İşçi ve emekçiler etnik, inançsal ve her türlü kimlik üzerinden ayrıştırılıyor.

Bir yandan ‘mülteci’ düşmanlığı kışkırtılırken diğer yandan ‘mülteci’ işçiler asgari ücretin de altında ücretlerle, güvencesiz çalışmaya zorlanıyor. Türkiyeli işçilere kölece çalışma koşullarını kabul ettirmek için patronların elinde silaha dönüşen mülteci işçiler en ağır sömürü koşullarına maruz kalıyor. Kapitalistler Türkiye’den yurtdışına götürdükleri işçilere de aynı koşulları dayatıyor. Ücretleri başta olmak üzere tüm haklarını gasp ediyorlar. Kısacası taşeron ve güvencesiz çalışma biçimleri artıyor.

Hak gaspları karşısında sendikalaşma eğilimi artış gösteriyor

Ayrıca pandeminin en ağır faturası kadın işçi ve emekçilere kesiliyor. Pandemi sürecinde ev içi yükleri artan kadınlar işyerlerinde de en fazla hak gasbına uğrayan kesim oluyor. İlk olarak kapının önüne yine işçi kadınlar konuluyor. Diğer yandan işyerlerinde kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik taciz, mobbing, şiddet gibi saldırılar da pandemi sürecinde artıyor. Kadınlar ve LGBTİ+’lar bu tarz saldırılarla yıldırılmaya ve ağır çalışma koşullarını kabul etmeye zorlanıyor.

Pandemi sürecinde artan hak gaspları karşısında sendikalaşma eğilimi artış gösteriyor. Ancak anayasal bir hak olan sendikalı olma hakkı pek çok işyerinde engelleniyor. Buna rağmen işçiler ‘sendikalı olma hakkına’ dört elle sarılmaya devam ediyor.

Kod 29’a, keyfi işten atmalara, hak gasplarına, sendikal faaliyetin engellenmesine, kölece çalışma koşullarına, kadın işçilere yönelik tacize-mobbinge karşı pek çok yerde işçiler direnişte. Sinbo, SML, Bakırköy, Bayrampaşa ve Şişli Belediyeleri, Tur Assist, Alba Plastik, Bel Karper, AdkoTurk, Xiaomi Salcomp, Kentpar, CarrefourSa, Baldur, Uzel, Cargill, Rönesans Holding, Tanzim Market, A101, Kayı İnşaat işçileri ve daha birçok işçi direniş ve mücadele bayrağını yükseltiyor.

Direnişçi işçiler keyfi yasak ve engellemelere rağmen kararlılıkla mücadele ediyorlar. Nasıl ki 1 Mayıs’ta pandemi önlemi adı altında dayatılan keyfi yasaklar fiili-meşru mücadeleyle boşa düşürüldüyse aynı kararlılık devam ediyor. Sinbo Direnişçileri Kod 29’un kaldırılması talebi ile Ankara’ya yürüdüler. Her gün karşılarına çıkan polise ‘Biz meşruyuz, asıl siz suçlusunuz, dağılın!’ seslenişleri hala hepimizin kulaklarında. Migros Direnişçileri’nin ‘Bizden çaldıklarınızı geri alacağız! Korkmuyoruz yine geleceğiz!’ seslenişini unutmuyoruz. Coşkumuzu, maden işçilerinin haklı ve meşru mücadelelerinden aldıkları güçle önlerine çıkan jandarmaya ‘Öyle mi alay komutanı!’ seslenişinden alıyoruz.

Bizler, sendika hakkının gaspına, keyfi işten atmalara, Kod 29’a karşı direnen işçilerin çağrısıyla bir araya geldik. İşçilerin kürsüsünü kurduğumuz mitingimizde söyleyecek daha çok sözümüz var. 

Bu kürsü, iktidarın baskı ve saldırı politikalarına karşı mücadele edenlerin kürsüsü. 

Bu kürsü, kadın ve LGBTİ+ düşmanı politikalara, işçi kadınlara yönelik sömürüye, baskıya, tacize, mobbinge karşı mücadele edenlerin kürsüsü.

Bu kürsü, mülteci düşmanlığına, esnek ve kuralsız çalışmaya ‘Hayır!’ diyenlerin kürsüsü.

Bu kürsü, coğrafyamızda, Ortadoğu’da ve dünyanın her yerinde mazlum halklara karşı gerçekleştirilen saldırılara karşı işçilerin birliği ve halkların kardeşliği şiarını yükseltenlerin kürsüsü.

Bu kürsü, sendikal bürokrasiye karşı mücadele edenlerin kürsüsü.

Bu kürsü, gece yarısı kararnameleri ile işinden edilen, tüm hakları gasp edilen yüzbinlerce KHK’lının kürsüsü.

Bu kürsü, insanca yaşamaya yetecek asgari ücret talebini yükseltenlerin kürsüsü.

Bu kürsü, kazanılmış hakları gasp edilen emeklilikte yaşa takılan EYT’lilerin kürsüsü.

Bu kürsü, kayyım rektörlere karşı mücadele eden, barınma hakkı için sokaklarda olan, geleceğine sahip çıkan üniversite öğrencilerinin kürsüsü.

Mitingimiz bu mücadelede önemli bir adım. Şimdi buradaki kararlılığı, mücadele kıvılcımını fabrikalarda, sanayi havzalarında ve hayatın olduğu her yerde baskı ve sömürüye karşı yangına dönüştürme zamanıdır. Emeğimizi çalan, haklarımızı gasp eden sermayenin ve onun temsilciliğini yapanların karşısına örgütlü bir sınıf olarak daha güçlü çıkmak için attığımız bu adımı büyütme zamanıdır. Fabrikalarımızda, işyerlerimizde yan yana gelme, taban örgütlerimizi kurma zamanıdır. Bizlerin örgütsüzlüğünden faydalanan kapitalistlerin, iktidarın ve tüm kurumlarının sefil çıkarları için insanlığa dayattığı yıkımlara karşı sınıfımızın gücünü gösterme zamanıdır!

Kardeşler, bizler çalışma alanlarımızda ve her yerde şimdi daha güçlü adımlar atacağız! Tüm sınıf kardeşlerimize de sömürü, baskı, kölelik üzerine kurulu bu düzene karşı attığımız adımları güçlendirme çağrısını bu kürsüden bir kere daha yapıyoruz. Bütün işçi ve emekçileri, bu sömürü düzenini yaratan sermaye sınıfına karşı mücadeleye çağırıyoruz. Mitingimizden sonra da tüm katılımcıların bu çağrıyı her yere taşıyacağını biliyoruz.

Özgürlüğümüzü kendi ellerimizle yaratacağız!

Gelin şimdi bir kez daha taleplerimizi hep birlikte haykıralım:

* Madde 25/2 (Kod 29) Kaldırılsın!

* Herkese İş ve Gelir Güvencesi Sağlansın!

* Taşeron Çalışmak Yasaklansın!

* İş Yerlerinde Taciz, Baskı, Mobbing Son Bulsun!

* KHK’lar İptal Edilsin!

* Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılsın!

Açıklamanın ardından kürsüye çıkan direniş işçiler, mücadele çağrısını yükselten, birlikte mücadelenin koşullarını yaratmanın önemine değinen açıklamalarda bulundu.

Miting, müzik gruplarının sahne almasının ardından sonlandırıldı.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar