Erdoğan, Asiye çocuğun trajedisini bile kutuplaştırma malzemesi yaptı!

Erdoğan, Asiye çocuğun trajedisini bile kutuplaştırma malzemesi yaptı!

Erdoğan, Antep’teki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada kutuplaştırmayı, evde evcil hayvan besleyen ya da beslemeyenlere kadar indirdi. İki pitbulun saldırısına uğrayarak ağır yaralanan 4 yaşındaki Asiye çocuğu da bu kutuplaştırmanın malzemesi olarak kullanabildi.

Ekonominin kitabını yazdığını iddia eden, “kur spekülasyonu denilen bir olayla karşı karşıya kaldık. Bunu 1 saatte atıverdik” diyerek yoksulun sırtına binmeyi marifet ilan eden Erdoğan, Antep’teki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada kutuplaştırmayı, evde evcil hayvan besleyen ya da beslemeyenlere kadar indirdi. İki pitbulun saldırısına uğrayarak ağır yaralanan 4 yaşındaki Asiye çocuğu da bu kutuplaştırmanın malzemesi olarak kullanabildi.

Erdoğan o tanıdık üslubuyla yine tehlikeli hassas noktalara oynadı. Asiye çocuğun başına gelen korkunç olayı bile kullanacak kadar düşkünleşmiş bir siyaset yapma pahasına, çok kullanılan bir deyimle iyice çatırdasınlar diye “fay hatlarına” seslendi, Herkes bilir ki İslam’ın özellikle bazı mezheplerinde evde köpek beslemek caiz sayılmaz. Tam da bu noktadan hareket eden Erdoğan, muhafazakar kesimlere seslenerek “başımıza ne geliyorsa bu dinden çıkmışlar yüzünden geliyor” demeye çalıştı. Bu yaklaşımıyla tabanını konsolide etmek için yapmayacağı şey olmadığını da göstermiş oldu.

Bu söylemleriyle tabanını oluşturan mütedeyyin kesimlerin tarihsel hafızasına da seslenmeye çalışan Erdoğan, yıllarca mağduriyet çıkardıkları o hafızada kodlananlarda Kemalist elitizmin ya da klasik kent orta sınıflarının özel bir yeri olduğunu bilerek konuştu. Bu açıdan rastgele ya da o anda aklına esip de söylediği sözler değildi bunlar. Asiye çocuğa saldıran köpeklerin sahibinin siyasi görüşü ya da durduğu yerin ne olduğunu biliyor demek ki Erdoğan. Belli ki olayın trajedisiyle değil, nasıl malzemeye dönüştürürüm kısmıyla ilgilenip, hızlı bir polisiye araştırma yapılmış. Böyle değilse de bunların hiçbirini umursamadan yaftayı hızla yapıştırayım da ne olursa olsun derdiyle hareket edip pitbulların sahibini “Beyaz Türk” ilan ederek, “Beyaz Türkler sahip çıkın hayvanlarınıza” dedi. Konuşmanın neresinden tutarsanız tutun riyakarlık, bilinçli çarpıtma ve kelimenin gerçek anlamıyla siyasetin en düşkün hali çıkıyor karşımıza. Bu arada hayvanlar için adresi de İslam’a da uygun olarak evler değil de Belediyelerin barınakları olduğunu söyleyerek onları da koruma duyarlılığı taşıdığını göstermeyi ihmal etmedi. Yıllardır Kemalist kesimi mütedeyyin toplumsal kesimleri baskı altında tutan elitler olarak tanımlayan ve kendilerine buradan -tarihsel hafızayı da kullanarak- mağduriyet çıkaran AKP ve genel olarak siyasal İslam, bir köpeğin küçük bir çocuğa saldırısını, bunu ısıtmanın fırsatına dönüştürdü. Erdoğan’a göre “Bu köpekler parası bol olanların köpekleri”ymiş ve bunların besledikleri o köpeklerin ne yaptıkları konusunda dertleri yokmuş, “O yavru orada paramparça oluyor, hala bu adamlar acaba babasını nasıl aldatırız gayreti içinde. Kandıramayacaksınız” dedikten sonra halk adına savaşan bir kahraman edasıyla lafı getirip“Bunların da bedelini ödeyeceksiniz”e bağlayabildi, kısacası tehdit etmeyi ihmal etmedi.

Halkın koyun yerine konulduğu, tarihsel fay hatlarının kaşınması üzerinden siyaset devşirilmeye çalışıldığı bu konuşmanın baştan aşağı yalan ve riya dolu olduğunu biz biliyoruz elbette. Nitekim şimdilerin “Beyaz Türkleri”nin aslında tam da Erdoğan döneminde palazlanan, sınıf atlayan, kent orta ve üst orta sınıfı haline gelen ve bu konumlarını her fırsatta görgüsüzce ortalığa saçanlar olduğunu bilmeyen yok. Lüks arabalar, özel villalar, şatafatlı davetler, saltanat devri gibi düğünler, takılar, markalar bu yeni orta sınıfın tipik özellikleridir. Erdoğan’ın deyimiyle zamane “Beyaz Türkleri” artık bizzat kendi dönemlerinde palazlanan bu kesimlerdir. Pitbul beslerler mi bilinmez ama “pis fakirler” diye sosyal medya paylaşımları yaptıklarını, lüks AVM’lerde doğum günü partileri düzenlediklerini bilen bilir. Fakat önceki “Beyaz Türkler”den farklı olarak kitap okuma, operaya-tiyatroya gitme alışkanlıkları var mı yok mu belki Erdoğan daha iyi biliyordur. Ama Erdoğan’ın kodlamasıyla “Beyaz Türkleri”in kibirli hallerini en görgüsüz biçimlerde sergilediklerini biz biliyoruz.

Erdoğan’ın küçük bir çocuğun yaşadığı korkunç olayı siyasete bu denli düşkünce tahvil etmesi de aslında o “Beyaz Türkler”in başka bir izdüşümü olduğu da apaçık. Fakat bunların ötesinde soluduğumuz iklim giderek daha tehlikeli hale geliyor. Asiye çocuğun yaşadığı korkunç olayı bile siyasete alet eden bir siyasi iktidardan her şey beklenir. Bu iklimi dağıtacak olan panzehir işçi ve emekçilerin kendi sınıfsal talepleri temelinde örgütlenmesi, örgütlenmesidir. Beyazlık dedikleri şey her devirde para babalarına mahsustur, tamamen sınıfsaldır. İşçi ve emekçilerin renginin yoksulluğun sarısından mücadelenin kızılına dönüşmesi dışında bir seçenek olmadığı gibi.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar