Erdoğan’dan Kimi Şovlar ve Kriz

Erdoğan’dan Kimi Şovlar ve Kriz

Kriz, çarpan etkisiyle Erdoğan’ı bile, makyaj olduğu açıkça belli olsa da söylem/eylem hattını değiştirmeye zorlamıştır. “Devletin itibarından tasarruf olmaz” diyerek lümpen zenginliğini meşrulaştıran Erdoğan, şimdi halkın arasına karışıp alışveriş yaptığı görüntüleri piyasaya sürmek zorunda kalmıştır.

Erdoğan’ın “halktan birisi”ymiş tadında görüntülerinin birdenbire ortaya çıkmasının Türkiye’nin giderek artan ekonomik ve toplumsal krizleriyle doğrudan bir bağlantısı var. Öyle ki, yaz aylarındaki orman yangınları sonrasında Erdoğan’ın halka çay atması kendi tabanında bile çok ciddi bir tepkiye neden oldu.

Erdoğan son yıllarda ağzını her açtığında iki şey üzerinden duruyordu: Birincisi hükümet olarak neleri yaptıklarının propagandasını yapıyor, ikinci olarak da, tarihsel/güncel bir ya da birkaç düşmana dair öfke kusuyordu. Kriz derinleşince “yandaş” medyanın bu yönlü sorularını “CHP’ye bakın o ne yapmış” minvalinde geçiştirmeye başlamıştı.

İstanbul-Kısıklı’da markette alışveriş yapması ve sonrasındaki açıklamaları krizin gelinen noktasında Erdoğan’ın manevra değişikliğini göstermesi bakımından da kayda değer.

AKP Hükümeti geçen hafta, artan gıda fiyatlarının sorumlusu olarak tarif ettiği 5 büyük süpermarkette denetim yapacaklarını ilan etmişti. Erdoğan ailesi, tam ertesinde Kısıklı’da Tarım Kredi Kooperatifi’nde alışveriş yaptı.

Bu görüntünün iki amacı olduğu aşikar: Birincisi “Ben de sizden birisiyim” görüntüsü vermek. Sonuçta son 20 yılda Erdoğan ailesi ve yakın çevresinin edindiği zenginlik ve bunun dünya aleme “zenginlik gösterileriyle” ilan edilmesi krizle birlikte kendi tabanında bile homurdanma nedeni olmuştu.

Alışverişin ikinci amacı ise sonrasında yaptığı açıklamada kendisini gösterdi: Erdoğan basına, “Türkiye çapınca 1000 tane tarım-kredi kooperatif marketi yapılması” talimatı verdiğini açıkladı. Bu hamle ile Erdoğan, yoksulluğun giderek arttığı bir dönemde halka daha ucuz gıdaya ulaşmak için çözüm sunduklarını, bunun için çabaladıklarını söylemiş oldu. 

Aslında bu söylem mevcut ekonomik (özellikle yoksullaşmanın kartopu gibi büyümesi, temel gıdaları edinmenin dahi imkansız hale gelmesi) krizin Erdoğanca itirafından başka bir anlam taşımıyor. Kuşkusuz bu söylemin gözden kaçırmamamız gereken çok önemli bir yönü de var: Erdoğan bir yandan yoksulluğa çözüm buluyor(muş) gibi gözükürken diğer yandan yeni bir sermaye alanı açmaya çalışıyor. 

Tarım-kredi kooperatifleri özerk yapılardır. Öte yandan devletin (aslında sermayenin) sıkı denetimi altındadırlar. Önümüzdeki süreçte Erdoğan eliyle tarım-kredi koopetiflerinin, öncelikle kendisine yakın sermayeye bir kaynak olarak aktarılmasına, buna dair yasal düzenlemeler yapılmasına ve hatta sopa çıkarılmasına şahit olacak gibiyiz. 

Sonuç olarak yaşanan kriz, çarpan etkisiyle birlikte Erdoğan’ı bile, makyaj olduğu açıkça belli olsa da söylem/eylem hattını değiştirmeye zorlamış, “Devletin itibarından tasarruf olmaz” diyerek lümpen zenginliğini meşrulaştıran Erdoğan, şimdi halkın arasına karışıp alışveriş yaptığı görüntüleri piyasaya sürmek zorunda kalmıştır. Ancak bunu yaparken sermaye lehine çalışmayı da aksatmamaktadır.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar