Eylemde buluşuyoruz!

Eylemde buluşuyoruz!

İşçinin durumu köleden beterdir. Ve bu işçi sınıfı küçülmüyor, büyüyor. Market, mağaza, AVM işçileriyle beraber örgütlenme arayışı ve biriken toplumsal sorunlarının çığlığı yükselen ”hizmet sektörü”, işçi sınıfının genişliğini ve öfkesini büyütecek dedik. İşte bunun görüngüsel kanıtı A101 işçileri.

Burçin Abacı

“Köle ancak bir kez satılır, proleter ise kendisini günbegün, saat ve saat satmak zorundadır. Tek bir efendinin mülkü olan bireysel köle, elbette ki efendisinin çıkarı bunu gerektirdiğinden, ne denli sefil olursa olsun, güvence altına alınmış bir geçime sahiptir; emeği ancak birisi buna gereksinme duyduğu zaman kendisinden satın alınan ve, deyim yerindeyse; tüm burjuvalar sınıfının mülkü olan bireysel proleter ise, güvence altına alınmış bir geçime sahip değildir. Bu geçim, ancak tüm olarak proleter sınıf için güvence altına alınmıştır. Köle rekabetin dışındadır, proleter ise onun içindedir ve bunun bütün dalgalanmalarından etkilenir. Köle, uygar toplumun bir üyesi olarak değil, bir şey olarak hesap edilir; proleter ise bir kişi olarak, uygar toplumun bir üyesi olarak kabul edilir. (…) Köle, kendisini, bütün özel mülkiyet ilişkileri arasından yalnızca kölelik ilişkisini kaldırmakla özgür kılar ve böylelikle ancak o zaman bizzat bir proleter haline gelir; proleter ise kendisini, ancak genel olarak özel mülkiyeti kaldırmakla özgür kılabilir” demiş Engels. Yani işçinin durumu köleden beterdir ve bu işçi sınıfı küçülmüyor, büyüyor. Market, mağaza, AVM işçileriyle beraber örgütlenme arayışı ve biriken toplumsal sorunlarının çığlığı da daha duyulur oluyor. Yükselen “hizmet sektörü”, işçi sınıfının genişliğini ve öfkesini büyütüyor. İşte görüngüsel bir kanıtı A101 işçileri.

Marx’ta, artı-değer yaratan üretken emekçi, işçi sınıfına denk düşer. Üretken olmayan emekçilerin, popüler adıyla ”beyaz yakalılar”ın, sermaye birikim sürecindeki işlevi işçininkinden farklı. Her işçi emekçidir, ama her emekçi işçi değildir. “Beyaz yakalılar”ın üretim sürecinde yerine getirdiği, Marx’ın tüccar için söylediği gibi, “yararlı bir makine” olma işlevi…

Diğer yandan “beyaz yakalı” emekçileri işçi sınıfının dışında bırakmak, üretici güçlerle üretim ilişkileri arasındaki çelişkili birliği sadece üretken emekle üretken sermaye arasında yaşanan bir çelişkiye indirgemek anlamına gelmez. Sınıf savaşımını da sadece ikisi arasında yaşanan bir savaşıma indirgemez. Kapitalizm altında yaşanan canlı hayat zaten izin vermez buna.

İşte yine A101 işçileri sınıfsal uzlaşmazlıkların ve çatışmaların sadece sanayi ya da fabrikaları değil, tüm toplumu ve toplumsal varoluş biçimlerini nasıl sarıp sarmaladığına kanıt.

Marx, Kapital’in üçüncü cildinde yarım kalan “Sınıflar” başlıklı bölümde de, sınıflar arasındaki katı sınırların toplumun iki karşıt kampa bölünmesi yönünde bulanıklaşmasına değinmiş: ”İngiltere’de modern toplumun ekonomik yapısı, hiç kuşkusuz en üst düzeyde ve en klâsik biçimde gelişmiştir. Ne var ki, burada bile,.. orta ve ara tabakalar,.. her yerde sınır çizgilerini silikleştirmiştir. Ama bunun bizim incelememiz için önemi yoktur. Görmüş olduğumuz gibi, kapitalist üretim tarzının sürekli eğilimi ve gelişme yasası, üretim araçlarını gitgide emekten ayırarak, dağınık üretim araçlarını büyük kitleler halinde bir araya toplar ve böylece, emeği ücretli emeğe, üretim araçlarını sermayeye dönüştürür”.

İşte A101 işçilerinin ya da hizmet sektörünün genelgeçer bir kural olarak yaşadığı budur. Şimdi Marx’ın dediği gibi ”yararlı bir makine” olma durumuna karşı öfke biriktiriyorlar. Bu gidişin işçi sınıfı lehine nereye varacağını yukarıda Engels söylüyor zaten. Özel mülkiyeti kaldırmak!

Ki market ya da genel olarak gıda üretimi ve tedariği söz konusu olduğunda bütün emekçiler ve bütün halk için bu özel mülkiyeti sonlandıracak tarihi devrimci hareketin ne denli önemli bir şey olduğu, Türkiye’de yaşanan geçim sıkıntısı, gıda fiyatları ve yoksullaşma dolayımıyla ortada.

İşçi sınıfı nasıl bir güç olduğunun bilincine vararak, bunu başaracak devrimci parti ve sendikalara, örgütlere, örgütlü mücadeleye yönelecek. O zaman işyerlerinde ve ülkede bir şeylerin değiştiğine şahit olacak. Kollarımızın, kafamızın emeğini iktidardaki burjuvazi için değil kendi davamız için sarfettiğimizde!

ÜCRETLİ KÖLELİĞE SON!

YAŞASIN İŞÇİLERİN UYANIŞI!

YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar