Geleceğimizi Bu Ellere Bırakamayız!

Geleceğimizi Bu Ellere Bırakamayız!

Türkiye’nin iklim projeleriyle ilgili Dünya Bankası’nın yanı sıra Fransa ve Almanya Kalkınma Bankaları ile 3 milyar dolarlık kredi paketi üzerinde anlaşma sağladığı öğrenildi.

“Gezegenimiz küresel ısınma nedeniyle felakete adım adım yaklaşıyor.”

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yayımlanan yeni bir raporda, 2020 yılında küresel sıcaklıkların, sanayi öncesi (1850-1900 yılları arası) seviyelerin yaklaşık 1,2 derece üzerinde olduğu açıklandı. Raporda, kutuplardaki ısınmanın, küresel ortalamanın üç katı olduğu konusunda uyarı yapılırken, küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında sınırlamak için daha büyük uluslararası işbirliği gerektiği açıklandı.

Bu ve benzeri birçok rapor kâr hırsı uğruna dünyanın nasıl bir felakete doğru sürüklendiğini her geçen gün daha çıplak haliyle gözler önüne sererken insanlık için öldürücü sonuçları olacak bu devasa sorunun baş müsebbibi olduğu halde gerçek bir çözüm arıyormuş gibi görünen dünyanın emperyalist-kapitalist ülkelerinin sözde çabalarının samimiyetsizliği, gözlerden kaçıramadıkları bir gerçek halini alıyor. Bunlardan güncel olanı da Paris İklim Anlaşması’dır.

Paris İklim Anlaşması ile ilgili birçok haber gündeme gelirken yanı sıra yaklaşık 4 yıldır bu anlaşmanın tarafı olmayan Türkiye’nin de nasıl ikna olup dahil olacağı açığa çıktı. Türkiye’nin iklim projeleriyle ilgili Dünya Bankası’nın yanı sıra Fransa ve Almanya Kalkınma Bankaları ile 3 milyar dolarlık kredi paketi üzerinde anlaşma sağladığı öğrenildi.

Tek başına bu bile, sorunun burjuvazi ve onların hükümetleri tarafından yaratılan kâr odaklı politikalarla çözülemeyeceğinin anlaşılması için yeterli. Dünyanın felakete sürüklendiği ve giderek daha da katmerlenen böylesi bir sorunda dahi önceliği alacağı ucuz kredi ve oradan sağlayacağı rantı düşünerek hareket eden bir yaklaşım ortada. Tıpkı Covid-19 salgınının ilk başladığı andan itibaren insan değil kâr odaklı hareket eden, kârların düşmemesi için milyonlarca insanı salgın-açlık çıkmazına sokan yaklaşımları gibi… Daha sonra aşının bulunmuş olmasına rağmen bunu hızlıca insanlığın yararına sunmak yerine patentleri ellerinde tuturak muazzam kâr haline dönüştüren ve şimdi de “3. ve 4. doz gerekli” tartışmalarıyla kârlarını kat kat artırma aç gözlülükleri gibi… Ya da ülkenin dört bir yanında binlerce hektarlık ormanlar yanarken nasıl günlerce hatta haftalarca sürecek boyutlar kazanmasındaki beceriksizlikleri gibi…

Hem Paris İklim Anlaşması bileşenleri hem de Türkiye’nin buradaki amaçları bu kadar net ortadayken bir bütün olarak dünyayı felakete götüren burjuvazi ve onların devletlerinden bu soruna çözüm üretmelerini bekleyemez ve geleceğimizi onların eline bırakamayız!

Kâr/rant denkleminden tamamen çıkaran “mış gibi” yapmanın ötesinde, bilimsel ve bağımsız, insanı, tüm canlıları, doğayı esas alan bir denklemle toplumsal bir bilinç ve örgütlülük yaratarak dünyayı yaşanılamaz bir yer olmaktan kurtarabiliriz. Bir an önce harekete geçmek ve bugünden başlayarak hem kendi yaşamlarımız hem de çocuklarımızın geleceğini kurtarmak her zamankinden daha yakıcı bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar