Güle güle Savaş!..

Güle güle Savaş!..

Bugün bir dostumuzu, arkadaşımızı, geniş anlamda yoldaşımızı covid-19’dan kaybettik. Kırk yaşlarındaydı, daha çok gençti. Hayat dolu, gözlerinin içi sürekli gülen arkadaşımız Savaş Aslan’ı sonsuzluğa uğurladık.

Zehra Çaldağ

Savaş Aslan, yaklaşık bir aydır yoğun bakımda yaşama tutunma mücadelesi veriyordu. Bugün aldığımız haber bir kez daha “Ölüm adın kalleş olsun!” dedirtti.

Savaş Alınteri’ne yürekten örgütlüydü. Büyük bir saygı duyarak gönülden bağlıydı. Deli dolu, samimi ve dürüst, içi dışı bir, yüreğinde, aklında ne varsa dilinde de o vardı.

Savaş Tahsin Yılmaz yoldaşın kuzenlerinden biriydi. Aile Alınteri’ni Tahsin Yılmaz yoldaşın örgütlü mücadelesiyle tanıdı. Savaş çocukluk yılları ya da ona anlatılanlarla Alınteri’ni yüreğine kazımıştı. Müthiş bir saygı, müthiş bir gönül bağı vardı.

Onu Yapı Sanatevi’ne gelişlerinde tanıdık. Yapı Sanatevi’nin müdavimlerindendi. Mesaisi bitince gelirdi, “Abuk sabuk yerlerde çay içeceğime burada içerim. Sohbet ederiz, benim de buraya bir katkım olur” derdi.

Çatışmalı eylemlere ya da mitinglere, gösterilere gelmezdi. Açıkça da söylerdi. Ama en zor zamanlarımızda hep yanı başımızdaydı.

Gezi döneminde Tuzluçayır direniş çadırında hep bizimleydi. Sabaha kadar oturur sohbet ederdi, nöbet tutardı.

Ethem yoldaş ölümsüzleştiğinde hem hastane döneminde hem Batıkent Cemevi’nde Ethem yoldaşın naaşı başında tuttuğumuz nöbette olmazsa olmazımızdı. Ethem yoldaşı Cemevi’nden köyüne götürmek için yola çıktığımızda kırmızı tişörtlerimizle oluşturduğumuz güvenlik zincirinin halkalarından birini oluşturuyordu Savaş

10 Ekim katliamının olduğu gün katliamdan önce gar önüne gelmiş miydi? Hatırlamıyorum. Ama hemen sonrasında yine yanımızdaydı. Tüm gün hastane önünde, Adli Tıp sürecinde hiç yalnız bırakmadı bizi. Ta ki Maviş de bulunup naaşı İstanbul’a Gazi Cemevi’ne getirilinceye, Gazi Mezarlığı’na defnedilinceye kadar… Savaş hep zor zaman dostuydu.

İyi bir dinleyici değildi. En kötü diyebileceğimiz tek özelliği buydu. Çünkü konuşmayı severdi. Bazen bunalttığını hissettiğinde, “Bakma, sizin yanınızda çok konuşuyorum. Ama insanca konuşacak, dertleşecek pek kimse yok da ondan” derdi.

Kaybettiğimizi duyduğumdan beri saatlerdir gözlerimin önünde bir film şeridi gibi akıyor ortak yaşananlar ilk günlerden bugüne…

Savaş kendince belki Tahsin yoldaşın farklı izdüşümlerini taşıyordu. Bazen muzip, bazen sakin ve düşünceli.

Ne zaman desteğe ihtiyacımız olsa maddi, manevi yapabileceği kadarını hiç esirgemeden yapardı. Ona sormaya bile gerek kalmazdı bunun için.

Yıldızlar yoldaşın olsun. Tahsin yoldaşa bizden selam söyle, “Yoldaşların bayrağınızı asla yere düşürmeyecek!” de ona.

Güle güle Savaş, yattığın yer seni incitmesin yüreği güzel ve kocaman olan insan seni unutmayacağız!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar