HSM: Operasyonu esirleri kurtarmak için değil, imha etmek için yaptılar!

HSM: Operasyonu esirleri kurtarmak için değil, imha etmek için yaptılar!

Garê’ye yönelik TSK operasyonunda ölen on üç esir üzerinden kışkırtılan şoven histeri devam ederken, Halk Savunma Merkezi (HSM) Karargah Komutanlığı esirlerin operasyona karar verenler, uyarıları dikkate almayarak o bölgeyi ısrarla bombalayanlar tarafından öldürüldüğünü açıkladı, esirlere karşı şimdiye kadarki tutumunu hatırlatarak, bunu yapanların ‘tarih önünde Türkiye halklarına mutlaka hesap vereceklerini’ vurguladı.

Rejimin Rojava’yla Güney Kürdistan arasındaki geçiş noktalarını tıkamak, Kürt özgürlük hareketinin hareket alanını daraltıp nefes borularını kesmek ve o bölgede daha yaygın bir hamiyet kurmak amacıyla başlattığı operasyonun esas amaçlarından birinin de içerdeki şoven histeriyi köpürtmek olduğu kısa sürede ortaya çıktı.

10 Şubat’ta çeşitli tarihlerde esir alınan MİT, asker ve polis mensuplarının da tutulduğu bölgeyi kapsayacak şekilde yoğun hava bombardımanı eşliğinde başlayan “Pençe Kartal-2” operasyonunun sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler, esir kampındaki 13 kişinin PKK güçleri tarafından öldürüldüğünü iddia ederek, o histerinin düğmesine bastı.

Gerek HPG gerekse esir istihbarat-asker ve polislerin ailelerinin çağrısına rağmen o bölgeye dönük operasyonu ısrarla sürdürerek, esirlerin öldürülmesini özel bir hedef haine getirdiklerini kanıtlamalarına rağmen, sorumluluğu HPG’ye yükleme çabaları sosyal medyada birkaç etiketle yapılan şoven-saldırgan paylaşımlara konu edildi.

MHP şefi Devlet Bahçeli, “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, hiç kimse şablon ve bildik ezberlerin arkasına saklanamayacaktır. Masumların kafalarına kurşun sıkan hainleri kim aklamaya ve arkalamaya yelteniyorsa bilinsin ki cinayetlere taammüden iştirak etmiş demektir. Ve teröristtir” diyerek el yükseltip bu histeriye yön çizdi.

Sınırın 70 kilometre derinliğinde gerçekleşen operasyonu “hudutların savunulması” gibi bir gerekçeye dayandıran ve esirlerin ölümünü bilinçli bir hedef haline getirdiklerini çağrılara kulak asmayarak kanıtlayan rejim temsilcilerinin kışkırttığı bu histerinin “aş”, “iş” diyerek hayatına son verme raddesine gelmiş emekçilerde bir karşılığının olmayacağını söylemek durumu hafife almak olmayacaktır. Fakat geniş emekçi kesimleri etkilemese de bu kışkırtıcı söylem şovenizmle hızla militanlaşarak paramiliter güçlerin yörüngesine girecek azımsanmayacak sayıda bir kesimin varlığının yok saymak da aymazlık olacaktır.

Kendi askerlerini öldürmeyi göze alacak bu kirli tezgahın sahiplerinin tüm bu girişimleri, Halk Savunma Merkezi (HSM) Karargah Komutanlığı tarafından yapılan açıklamayla çürütülüyor.

“İşgal saldırısının yapıldığı alan içinde bulunan ve Türk güvenlik kuvvetlerine mensup savaş esirlerinin tutulduğu kampa da hunharca bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu kamp 10 Şubat günü saat 05:00’da önce havadan ağır bombardımana tabi tutulmuş, ardından karadan saldırı geliştirilerek her türlü savaş tekniği ile vurulmuştur” denilen, esirlerin operasyonu gerçekleştirenlerce öldürüldüğünün altı çizilen açıklamada şunlar ifade edildi:

Üç gün boyunca gelişen ağır bombardımanlar, kamp dışında ve içinde gelişen yoğun çatışmalar elimizde esir olarak bulunan MİT mensubu, asker ve polislerin bir kısmının yaşamını yitirmesine yol açmıştır. Bu kampa yapılacak bu kadar saldırı sonucunda hiç kimsenin oradan sağ olarak kurtulamayacağı gerçeği en sıradan askeri bilgiye sahip bir kişi tarafından dahi bilinebilecek bir husus olmasına rağmen, bu kampa dönük yapılan saldırı hiçbir biçimde onların kurtarılmasına dönük olmayıp tamamen imha edilmeleri amaçlanarak yapılmıştır. Bu insanların katledilmiş olmasının asıl ve tek sorumlusunun böyle bir saldırıya karar veren ve hiçbir insani duyguya sahip olmayan Hulusi Akar olduğu açıktır.

Yapılan bu insanlık dışı saldırının, çirkefliğin ve derin başarısızlığın üstünü örtmek için şimdi büyük bir telaşla çarpıtmalara ve yalanlara başvurmaktadırlar. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar gerçeklerin üzerini asla örtemeyecekler. Hareket olarak şimdiye kadar elimizde esir bulunan hiç kimseye zarar vermediğimiz kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir. Medya Savunma Alanları’na dönük yıllardır gerçekleşen bu kadar ağır bombardıman ve işgalci Türk Ordusu’nun sürekli saldırılarına rağmen elimizdeki esirleri büyük bir titizlikle bugüne kadar korumuş olmamız bunun en büyük kanıtıdır.

İşgal saldırısı başladığında kamuoyuna açıklama yaparak elimizdeki esirlerin içinde tutulduğu kamp da dahil olmak üzere Garê alanının yoğun bombardıman ve ağır saldırılara maruz kaldığını belirtmiştik. Esir aileleri Türk devletine çağrı yapıp bu tehlikeli saldırı girişiminden vazgeçmesini belirtmiş olmasına rağmen saldırılar ısrarla devam ettirilmiştir. Ancak insanlıktan nasibini almamış, vicdansız ve kendi insanlarını bile gözünü kırpmadan harcayan ve katletmekten çekinmeyen faşist Türk devletinin gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır. İnsanlık dışı faşist zihniyet sahipleri tarih önünde Türkiye halklarına mutlaka hesap vereceklerdir.

10 Şubat’tan 14 Şubat’a kadar Garê’ye dönük geliştirilen işgal saldırısının ve yaşanan büyük direnişin önemli sonuçlarının olduğu açıktır. Yaşanan savaşın detayları ve her iki taraf açısından nihai bilançosu hakkındaki gerçekler yakın bir zamanda netleştirilerek tarafımızdan kamuoyu ile paylaşılacaktır.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar