Hükümet bizi neden öptü: Doktora yapılan zam

Hükümet bizi neden öptü: Doktora yapılan zam

Sağlıkçılar: İş vergi ödemeye, izinlerden ücret kesmeye, salgın sürecinde izinlerin, tayinlerin iptal edilmesine gelince bize ‘siz sağlık çalışanısınız’ diyorlar. Ama iş zamma gelince sağlık çalışanı olarak görülmüyoruz. Üstelik salgın sürecindeki emeklerimiz de görmezden geliniyor.

Çiçek Özgen

Hükümet geçtiğimiz günlerde “sağlık personeline zam” açıklamasıyla doktor maaşlarına 5 bin liralık zam yapılacağını açıkladı. Bunu yaparken de örnek olarak salgın sürecinde gösterilen özveri ve performans gösterildi. Zammın sadece doktor maaşlarını kapsıyor olması diğer sağlık çalışanları tarafından tepkiyle karşılandı. Konuştuğumuz sağlık çalışanları, “İş vergi ödemeye gelince, izinlerden ücret kesmeye gelince, salgın sürecinde izinlerin, tayinlerin iptal edilmesine gelince bize ‘siz sağlık çalışanısınız’ diyorlar. Ama iş zamma gelince sağlık çalışanı olarak görülmüyorlar. Üstelik salgın sürecindeki emeklerimiz de görmezden geliniyor” diyorlar. Elbette haklı bir tepki.

Sağlık çalışanları bir bütündür

Sağlık çalışanlarının sadece belli bir kesimine yapılacak olan bu zam, aynı zamanda sağlık çalışanlarını kendi arasında bölen, var olan eşitsizliği daha da derinleştiren bir yerde duruyor. Oysa sağlık alanı, birbirinden ayrılmaz parçalarının oluşturduğu bir bütündür. Ne doktoru hemşireden ne hemşireyi sağlık görevlisinden ne onları temizlik vs. işleri yapan sağlık işçilerinden ayırabilirsiniz. Çünkü hiçbiri, bir diğeri olmadan sağlık hizmeti yürütemez. Kolektif olarak yürütülen bir hizmet sürecinden dolayısıyla kolektif olarak verilen bir emek sürecinden de bahsetmiş oluyoruz.

Kaldı ki salgın sürecinde tüm sağlık personeli gece gündüz çalıştı; alınmayan ya da yetersiz sağlık önlemlerine, her an uğradıkları şiddete rağmen yaptılar bunu. Hemşiresinden temizlik görevlisine birçok sağlık çalışanı bu süreçte yaşamını yitirdi. Ve bu süreçte devlet, şimdi “takdir” ettiğini söylediği hiçbir şeyi görmedi, görmek istemedi. Uzun ve ağır çalışma koşullarında tükenen sağlık çalışanlarına kulaklarını tıkadı, talepleri görmezden geldi.

Şu zamana kadar devletin aslında sağlık çalışanlarının hiçbir kesimini düşünmek, çalışma koşullarını ve ücretleri iyileştirmek gibi bir niyeti olmadı. Peki açıklanan bu zam, gerçekten en azından belli bir kesimin de olsa “emeklerini” karşılamak için mi yapıldı? Azami kar hırsıyla özel sektöre peşkeş çekilen, yok edilen, niteliksizleştirilen sağlık alanı ve onun çalışanları ne zamandan beri devletin bu kadar dikkatini çekti? Söz konusu ücret artışı olunca canından can giden devletin, şimdi bu “bonkörlüğünün” altında ne yatıyor? Önemli nokta bu!

Döner sermaye bilmecesi

Devlet uzun bir zamandan beridir döner sermaye işletmelerini kapatmayı düşünüyordu. Bu nedenle daha önce kurum içi düzenlenen döner sermayenin merkezi yönetim bütçesine dahil edilmesine karar verilmişti. Hani şu “devletin malı deniz…” dediğimiz merkezî bütçe. Ve 2022 itibariyle aşamalı bir geçiş planı açıklandı. Yapılan muayene sayısına, test sayısına göre değişen bu ek ödemeler, artık işin yoğunluğu vs. ne olursa olsun sabit bir oranda ücretlere yansıtılacak. Siz yine 36 saat aralıksız çalışacaksınız, her 5 dakikada bir hasta muayene etmeye zorlanacaksınız, kar artışına katkı sağlayacaksınız ama sadece sabit bir oranda para alabileceksiniz. Geri kalan, yani sizin emeğinizin ürünü olan paralar ise elbette ki “merkezi bütçeye” kalacak -bunu birilerinin kasalarını dolduracak olarak da okuyabilirsiniz. Aslında daha önce yürütülen mücadelelerin bir kazanımı olan döner sermaye gibi ek ödemeler kaldırılmış olacak. Böylece maaş zamanla eritilecek ve yok edilmiş bir hak hafızalarda yazılacak. Bir hak gaspı daha!

Bir taşla iki kuş!

Gelen tepkiler üzerine en son Erdoğan diğer sağlık çalışanlarına da bin lira civarı zam yapılacağını açıkladı. Üstelik bunu da bir “lütuf” gibi göstermeye çalıştı. Oysa bu da diğer sağlık çalışanlarına reva görülen döner sermayenin sabitlenmiş biçimi. Uzun zamandır ödemekte ayak dirediği, parça parça ödeyerek kuşa çevirdiği döner sermayeyi, asgari düzeye indirip sabitlemiş olacak. Bir yandan “zam yaptım” diyerek, ücret artışı isteyen sağlıkçıların önünü de kesmiş olacak. Aslında ortada bir zam yok, döner sermayenin sabitlenmiş biçimde ücretlere yansıtılması var. Ama bunu bile bize “zam” olarak yutturmaya çalışıyor. Bir taşla iki kuş!

Ama sadece bu mu planı? Hayır, aslında iki değil, üç belki dört kuş vurmayı hedefliyor. Yapılan yeni düzenleme ve “zam” oranlarının hekimler arasında kimi nasıl etkileyeceğine baktığımızda farklı bir noktayı daha görmüş oluyoruz. Bu “zam”, sadece devlet hastanelerinde çalışan hekimlere yapılacak. Örneğin bu, üniversitelerin eğitim ve araştırma hastanelerinde çalışan hekimleri kapsamıyor. Zaten üniversitelere düşman olan ve eğitim araştırma hastanelerini bitirmek için birçok engeli ve uygulamayı devreye sokan hükümet, bununla üniversitelere bir darbe daha indirmiş oluyor. Üniversitelerde çalışan profesörler, devlet hastanesinde çalışan uzmanlardan hatta asistanlardan bile daha az ücret almaya mahkum ediliyor. Bunun sonucunun ne olacağı belli. Zaten doktor sıkıntısı yaşanan bu hastaneler nitelikli/yetişmiş çalışanlardan arındırılarak işlevsizleştirilmiş de olacak. Böylece üniversite hastanelerinin çöküşü de hızlandırılmış oluyor.

Ortada “zam” falan yok!

Şu net ki, ortada bir “zam” yok, ortada kazanımlarla elde edilen döner ek ödemelerin ortadan kaldırılması var. Ortada ayırımcılığın, eşitsizliğin keskinleştirilmesi var. Ortada işlevsizleştirilerek yok edilmek istenen üniversiteler, üniversite hastaneleri var. Bu nedenle tüm sağlık çalışanları, birbirlerine omuz vererek, haklarına sahip çıkma, birbirlerinin sesine ses olma mücadelesi veriyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar