İnsanın Yazgısı

İnsanın Yazgısı

15 yaşında Kızıl Ordu’ya katılan, yazmaya 17 yaşında başlayan Şolohov, İkinci Dünya Savaşı sırasında Pravda adına savaş muhabirliği yaptı. 20 yaşındayken yazdığı “Durgun Akardı Don” adlı nehir romanı bir başyapıttır

Gürbüz Deniz

Büyük Sovyet Yazarı Mihail Şolohov 1905 yılında, Ekim Devrimi’nin habercisi sayılan 1905 Devrimi’nin gerçekleştiği yılda bir Kazak köyünde doğmuş, 15 yaşında Kızıl Ordu’ya katılmak amacıyla okulu bırakarak Moskova’ya gitmiştir. Yazmaya 17 yaşında başlayan, İkinci Dünya Savaşı esnasında Pravda adına cephede savaş muhabirliği yapan Şolohov, asıl olarak “Durgun Akardı Don” adlı 4 ciltlik başyapıtı olan kitapla ünlendi. Yaşar Kemal’in ‘dünyanın en iyi üç romanı’ arasına soktuğu “Durgun Akardı Don” adlı kitabı 20 yaşında yazmaya başladı Şolohov. 1941’de Stalin Ödülü’ne layık görüldü. 1949’da SSCB Bilimler Akademisi üyeliğine, 1954’te Sovyet Yazarlar Birliği Prezidyumu’na, 1961’de Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komite üyeliğine seçildi. 1965’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

İnsanın Yazgısı” olanca ağırlığına rağmen yarını/geleceği hedefleyen irade gücüyle ve yarına duyulan umutla dengelenir ve aşılır. İkinci Dünya Savaşı’yla beraber bütün yakınlarını yitiren, işgali, zulmü, savaşın insanlara getirdiği bütün acıları tadan Andrey Sokolov isimli öykü karakteri, tıpkı kendisi gibi savaşta tüm yakınlarını yitiren bir çocukla karşılaştığında yeniden insanlaşır, insani niteliklerini hatırlar ve çocukla beraber dolu dolu, sıcak bir ilişkiyi üstlenir.

Andrey Sokolov vasıtasıyla yazar, insanın savaşa, faşizme, işgale karşı direnirken insani değerlerini yitirmeyişini ve aşılası yazgısının körlüğünü anlatır.

Bazen gece uyku tutmadığında, boş gözlerle bakıp düşünür insan! ‘Yaşam beni niye böyle yıktı? Niye bu kadar perişan etti?’ Bu soruya ne karanlık yanıt verir, ne de açık, pırıl pırıl bir güneş… Yanıt beklemek de boşuna!”

Bu kitap, yalın, sade, acımasız ve umut doludur:

Tıpkı insanın yazgısı gibi.

Tıpkı yaşam gibi.

Kesinlikle okunmalıdır.

Bir günde okunacak, bitene kadar elden düşüremeyeceğiniz bir eseri okumadıysanız okuma listenize alın derim.

Sergey Bondarçuk’un aynı adla sinemaya da uyarladığı “İnsanın Yazgısı”, pek çok Şolohov romanı gibi gerçek bir tanıklığa dayanır. II. Dünya Savaşı hakkında en bilinen edebi yapıtlardan biri olan bu kısa öykü, Şolohov’un avlanırken tanıştığı bir adam tarafından kendisine anlatılan bir anekdota dayanmaktadır.

Yazar öyküyü yaklaşık 10 yıl sonra kaleme alacaktır. Öykünün ana karakteri olan TIR şoförü Andrey Sokolov savaşın başlangıcında ailesinden ayrılmak zorunda kalır. Naziler tarafından yakalanır, bir toplama kampına götürülür, fakat oradan kaçmayı başarır. Karısı ve iki kızı hava saldırısında ölmüştür. Asker olan oğluysa savaşın son günü ölecektir. Başına gelen tüm bu olumsuzluklardan sonra yetim ve öksüz kalmış bir çocukla tanışan Sokolov yeni bir hayata başlayacak ve ikisi de birbirlerine destek olacaklardır.

Son zamanlarda okuduğum insana dair en içten kitaplardan biri oldu “İnsanın Yazgısı”…

Sağlıcakla ve dostlukla kalın…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar