İnsanlık dışı pandemi politikalarının güncel sonuçları

İnsanlık dışı pandemi politikalarının güncel sonuçları

Pandemide bir yılı aşkın süredir işçi emekçileri “yeter ki çarklar dönsün” yaklaşımıyla ölümle açlık arasında tercih yapmaya zorlayan, toplumun tamamını “şuna değdi buna değmedi” diyerek keyfi kararlarla bir açılıp bir kapanmaya çağıran, esnafları açlığa mahkum eden, insanların göz göre göre ölüme gidişini kesinlikle umursamayan rejim kendi kongreleriyle “lebalep” diyerek övünmeyi sürdürdü.

Pandemide günlük vaka sayısı 42 bin kişiyi, günlük can kaybı ise 185 kişiyi buldu.

Pandemi fırtınasında bir yılı aşkın süredir işçi emekçileri “yeter ki çarklar dönsün” yaklaşımıyla ölümle açlık arasında tercih yapmaya zorlayan, toplumun tamamını “şuna değdi buna değmedi” diyerek keyfi kararlarla bir açılıp bir kapanmaya çağıran, esnafları açlığa mahkum eden,insanların göz göre göre ölüme gidişini kesinlikle umursamayan rejim kendi kongreleriyle “lebalep” diyerek övünmeyi sürdürdü. Mart ayı sonuna kadar 50 milyon doz aşının geleceği söylendi, fakat bugüne dek sadece 16 milyon aşının girdiği duyuruldu.

Ağır çalışma koşullarına mahkum yüzlerce sağlık çalışanı -şu an itibariyle 294 kişi- hayatını kaybetti. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanları için “meslek hastalığı” tanısını kabul etmedi. Bu hükümetin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı hiç utanmadan “Nereden bilelim, virüsü evde ya da yolda almadıklarını” diyebildi.

İnsanlık dışı pandemi “politikası”

Meselenin hayati önemi nedeniyle Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere, tabip odaları, uzmanlık dernekleri hala ısrarla tam kapanmayı istiyor. Fakat faşist rejimin gündeminde yok bu önlem, onlar hala “dostlar alışverişte görsün” türünde palyatif manevralarla durumu idare etmeye çalışıyor. Bu arada insanlar hayatını kaybediyormuş, umurlarında mı?..

İnsanlık dışı politikalarını şöyle özetlemek mümkün: Vatandaş ‘evde kalsın’, işçiler ölümüne çalışsın, esnaf dükkanını kapatsın! Fakat tabanı konsolide etmek ve güçlüyüz görüntüsü vermek için kapalı bir salonda 10-20 bin kişi ile lebalep kongreler yap!

Vakalar gün geçtikçe artıyor TTB ise salgında en yüksek sayıların görüldüğü Kasım-Aralık aylarından çok daha kötü noktaya gelinebileceğine dair uyarılarda bulunuyor.

27 Mart-2 Nisan arasında 100 bin kişide en çok vakanın görüldüğü iller Samsun, İstanbul, Yalova, Çanakkale, Kırklareli ve Giresun oldu. İstanbul’da, vaka sayısı 4 kat arttı.

Vaka, ölüm ve yoğun bakım doluluğu artıyor

Sağlık ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Onur Başer, açıklanan ölüm oranlarının gerçeğin çok azını gösterdiğini söyledi. Türkiye’de ilk ölümün açıklandığı 17 Mart 2020 tarihinden itibaren bir yıl içinde Covid-19 kaynaklı gerçek ölüm sayısı 89 bin 315’e ulaştığını açıkladı:

Belediyelerden alınan resmi veriler üzerinden Türkiye geneline ulaştığımızda, vaka-ölüm oranlarının yüzde 3,02 civarında olduğu sonucuna ulaştık. Türkiye; Meksika, Peru ve Macaristan’dan sonra en yüksek vaka-ölüm oranı olan ülkedir.

Başer, prestijli bir akademik yayın olan Jama’da geçen hafta yayımlanan analize göre tüm dünyada ölümlerin üçte ikisinin direkt covid-19 ile ilgili, diğer üçte birinin ise covid nedeniyle hastaneye gitmeyen ya da tedavisini erteleyen insanların ölümü olarak nitelendirildiğini belirtti. Başer, “Bu hesaplama yöntemi baz alındığında koronavirüs sebebiyle Türkiye’de bir yılda 89 bin 315 kişinin hayatını kaybettiği sonucuna ulaştık” diye konuştu.

Sağlık ve pandemi uzmanları açıklama üstüne açıklama yayınlayarak son bir gayretle Erdoğan Hükümeti’ni uyarmaya çalışıyor. Bunlardan biri de Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel:

13 Kasım’da 33 binli sayıları görüp bir hafta sonra ise yoğun bakımlarda 5 bin 980 hasta ile en yüksek sayıları görmüştük. Şu an durum farklı o zaman en yüksek sayı 33 bindi, şu 44.750’lerde ve bu rakamlar sürekli artma eğiliminde Şu an yoğun bakım ağır hasta sayımız 2200-2300’lerde.Bu sayının yükselmesi bir süre sonra yoğun bakımlardaki hasta sayısını da yükseltecek. Daha önce beş dakikada bulaşan virüs şu an bir dakikada bulaşabiliyor. Sayı kontrolsüz bir şekilde artıyor. Hafta sonu kapanmaya gidildi ancak algıda bir değişiklik oldu, ‘Aşılar geldi, bu işin üstesinden geldik’ diye düşünülüyor. Oysa üçüncü dalga çok hızlı ilerliyor ve kaotik bir duruma yol açabilir.

Yoğun bakım servislerindeki vahim durum

Prof. Dr. İsmail Cinel yoğun bakımlardaki durumla ilgili olarak ise şunları söylüyor:

Gittikçe artan sayı ile Covid olmayan beş yoğun bakımdan ikisini Covid’e ayırmışken şu an üçünü ayırdık, yarını dördünü ayırmak zorunda kalacağız. Ama Covid olmayanların da bu ihtiyacı var. Yoğun bakıma ihtiyaç duyan bir hasta 2 saat bekleyebilir ama 6 saat, 24 saat bekleyemez.Bu hafta çok önemli bir haftaya giriyoruz. Sosyal hareketliliği tamamen azaltılması gereken ciddi bir haftaya girebiliriz. Birinci ve ikinci dalgada daha yaşlı grup vardı. 80 yaş civarı ama şu an daha genç yaşlar yoğun bakımlarda yatıyor. 65 yaş üstüne aşılama yapıldığı için şu an bu yaş grubunun altındakiler var.

İngiliz varyantı daha öldürücü

Mutasyonlu virüsün etkisini ve tedavi sürecine ilişkin de konuşan Cinel, şunları söyledi:

İngiliz varyantı daha öldürücü. Ayrıca hastalar daha önce daha geç yoğun bakıma inerdi şimdi hastaneye yatışının ikinci üçüncü günü yoğun bakıma iniyor. Birinci ikinci dalgadan sonra gördük, kurtulanlarda da organlarının kapasiteleri azalıyor. Sonraki hayatında neredeyse yarım insan oluyor. Mutasyonlu virüsün daha öldürücü olduğunu düşünürsek verdiği hasar daha olacaktır. Yoğun bakıma organ tahribatı artan hastalar indiği sürece yoğun bakımlardaki ölüm oranı artacak.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar