İş cinayeti faili patrona 12 bin 100 TL para cezası!

İş cinayeti faili patrona 12 bin 100 TL para cezası!

İstanbul Üniversitesi’nde görevi olmadığı halde üstelik teçhizatsız şekilde zorla lağım suyu temizlettirilen ve bu sırada kaptığı hastalık nedeniyle hayatını kaybettiği raporlarla da kanıtlanmış taşeron işçi Zafer Açıkgözoğlu’nun ölümüyle ilgili yapılan yargılamada patrona 2 yıl hapis cezası verildi. Ceza müdürün ‘pişmanlığı’ gerekçesiyle para cezasına çevrildi.

İstanbul Üniversitesi’nde taşeron firma Doğuş Sosyal Hizmetler bünyesinde çalışırken 2013 yılında lağım suyunun bastığı laboratuvarı görevi olmadığı halde temizlemeye zorlanan ve bu sırada kaptığı Hepatit B enfeksiyonu nedeniyle karaciğeri iflas eden, nakil-tedavi sürecinde de hayatını kaybeden Zafer Açıkgözüoğlu’nun ölümüyle ilgili davada patrona 2 yıl hapis cezası verildi, bu ceza da müdürün ‘pişmanlığı’ nedeniyle para cezasına çevirdi.

2014 yılında bu olayla ilgili hem üniversite yönetimi hem de taşeron firma hakkında suç duyurusunda bulunan avukatların uzun çabaları sonrası 2017 yılında soruşturmayı yürüten savcılık, bilirkişi tayin etmiş, tayin edilen bilirkişi hem rektörlüğün hem de taşeron firmanın iş güvenliği ve işçi sağlığı mevzuatına aykırı hareket ettiklerini söylemişti. Adli Tıp ise aynı yıl işçinin kanalizasyona girdikten sonra kaptığı enfeksiyonla daha sonra yakalandığı karaciğer yetmezliği ve sonrasında yaşanan ölüm arasında illiyet bağı olduğunu tespit etti.

Yargılamanın sonucu para cezası

Dava avukatı Onur Deniz, yargılamanın neticesinde mahkemenin Zafer Açıkgözoğlu’nun ölümünde, müdürlüğünü Cafer Erdoğan’ın yaptığı Doğuş Sosyal Hizmetler firmasının suçlu olduğunu söyleyerek patronu taksirle ölüme sebep olmaktan cezalandırıldığını duyurdu.

Deniz’in paylaştığı bilgilere göre mahkeme taşeron firmanın müdürü Cafer Erdoğan’a 2 yıl hapis cezası verdikten sonra “pişman” olmasını gerekçe göstererek yaptığı indirimlerle birlikte kararı 12 bin 100 liralık para cezasına çevirdi.

Mahkeme şirketin Temizlik İşleri Müdürü Gülseven Yangın’ın da beraatine karar verdi.

İSİG Meclisi avukatlarından Onur Deniz: Zafer Açıkgözoğlu’nu unutmadık

Katillerin yargılanması için ısrarlı bir çaba harcayan İSİG Meclisi’nden Avukat Onur Deniz, Zafer’i görevi olmayan bir işe üstelik teçhizatsız şekilde zorlayan, işsizlikle tehdit eden ve raporlarla da bu ölümden doğrudan sorumlu oldukları kanıtlanan patron ve temsilcileri hakkındaki karara ilişkin kaleme aldığı metinde şunları söyledi:

Zafer Açıkgözoğlu ismi, bazılarının ilk defa duydukları, bazılarınınsa bir yerlerden aşina oldukları bir isim. İşçi sınıfı içinse unutulmaması gereken bir isim.

Kendisi 2013 yılında, İstanbul Üniversitesi’nde taşerona bağlı olarak çalışırken, görevi olmadığı halde, hiçbir koruyucu güvenlik önlemi alınmadan, gerekli ekipman ve eğitim verilmeden, lağım sularını temizlemeye zorlandı. Basınç nedeni ile taşan lağım sularına maruz kaldı. Enfeksiyon nedeni ile karaciğeri iflas etti. Yapılan karaciğer nakline rağmen kısa bir süre sonra vefat etti. Onun ismi kayıtlara iş cinayeti olarak geçti. Zafer Açıkgözoğlu ismi, hafızalara taşeron sisteminin barbarlığını, korkunçluğunu anlatır oldu.

Zafer gençti, heyecanlıydı, Üniversite’deki işe yeni girmişti. Çok kısa bir süre sonra ölümüne neden olacak olay meydana geldi. Yaşanan yoğun yağışın ardından Üniversite’nin alt katları su ile dolmuştu. Taşeron temizlik işçileri, Su ve Kanalizasyon İşleri’nin görev alanına girmesine rağmen söz konusu su baskınını temizlemek ile görevlendirildiler. Bazı çalışanlar direndiler, lağım temizliğinin onların görevi olmadığını belirttiler. İşverenlerin emri netti. Zafer direnemedi, korktu. Gençti, yeni iş bulmuştu, para kazanmak gerekti. Kendisine hiçbir eğitim verilmemişti. Koruyucu hiçbir ekipmanı yoktu. Terlikleri ile suların içine daldı. Rögar kapağı basınç nedeni ile aniden fırladı…

Arkadaşlarının yedek kıyafetlerini giydi, kendi kıyafetleri elindeki naylon poşete koydu…

Sonrası Türkiye’de emekçilerin bildiği bir süreç. Kısa bir süre sonra vefat etti. Zafer’e kimse sahip çıkmadı. Ne Üniversite ne taşeron işverenler iş kazasını kuruma bildirmedi, olay örtbas edilmeye çalışıldı. Söz konusu olayı dillendirenler hakkında soruşturmalar açıldı, bazıları Üniversite yönetimi tarafından cezalandırıldı . Bildirim yapıldığında ise Sosyal Güvenlik Kurumu olayın bir iş kazası olduğunu kabul etmedi. Ailesi vefatı sonrası yaşanan olayın iş kazası olarak tespiti için dava açmak zorunda kaldı, açılan dava kabul kararı ile sonuçlandı. Hala üst mahkemenin kararı onamasını bekliyorlar.

Taşeron firma yetkilisi ise “taksirle ölüme neden olmak” suçlaması ile yargı önüne çıktı. Çıktı dediysem, çıkarılmamak için neredeyse özel çaba harcandı. Soruşturma savcısı defalarca değişti, aylarca hiçbir ilerleme kaydedilemedi. Nihayetinde vefatından bunca zaman sonra bugün taşeron firma yetkilisi ölüme sebep olmak nedeni ile cezalandırıldı. Şimdi ailesi üst mahkemenin cezayı onamasını bekleyecek.

Verilen ceza azdır, çoktur elbette tartışılır. Asıl yapmak istediğim, Zafer’in ismi özelinde sistemin çarpıklığını, korkunçluğunu bir kez daha belirtmek, Zafer’e olan borcumuzu biraz da olsa yerine getirmeye çalışmak. Kendisi vefatından kısa bir süre önce yazdığı mektupta “biliyorum iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız…” demişti. Seni unutmadık Zafer. Ne seni unuttuk, ne de senin gibi iş cinayetlerinde yaşamını yitiren, işçi sağlığı açısından en basit önlemler alınmadığı için inşaat iskelesinden düşen inşaat işçilerinin, saatlerce setlerde çalışan set işçilerinin, sanayi işçilerinin, göçük altında kalan maden işçilerinin, ağır yüklerin altında kalan nakliye işçilerinin, bir kamyonet kasasında yaşamını yitiren tarım emekçisi kadın işçilerin isimlerini.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar