İSİG Meclisi: Kod-29 iptal edilsin!

İSİG Meclisi: Kod-29 iptal edilsin!

İstanbul İSİG Meclisi Beşiktaş İskele Meydanı’nda dün gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla işçi sınıfına yönelik saldırılara ve Kod 29’a karşı birlikte mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu. Açıklamaya Kod 29’la işten atılan ve eylemlerini sürdüren işçiler de katılarak, yaşadıkları süreci anlattılar.

Pandemi sürecinde patronlar tarafından daha aktif kullanılan Kod-29 ahlaksızlığına karşı pek çok yerde işçi direnişleri devam ederken, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi de bileşen sendikalarla birlikte başlattığı “İşçi Sınıfına Yönelik Saldırılara Ve Kod 29’a Karşı Mücadeleyi Büyütelim” kampanya kapsamında gerçekleştirdiği çeşitli etkinliklerle sınıfa dönük saldırılara karşı mücadele çağrısını yineliyor. İSİG Meclisi’nin bu yöndeki adımlarına dün de Beşiktaş İskele Meydanı’nda gerçekleştirilen, basın açıklaması eklendi.

İşçi Sınıfına Yönelik Saldırılara Ve Kod 29’a Karşı Mücadeleyi Büyütelim! #SesVerKod29İptalEdilsin” yazılı pankartın açıldığı eyleme DGD-Sen üyesi Migros Depo İşçileri, TOMİS üyesi Sinbo işçisi Dilbent Türker, Dev Tekstil üyesi SML Etiket işçileri, PTT-Sen ve PTT Kargo-Sen üyesi PTT işçileri, Bayrampaşa Belediyesi işçisi İzzet Akan, Marphe Sigorta- Tur Asist’ten atılan Mesut Toprak, Dev Turizm İş, Deriteks, Dev Tekstil, DGD-Sen, DİSK Enerji-Sen, DİSK Limter-İş, DİSK Dev Sağlık-İş, DİSK Dev Turizm-İş, DİSK Dev Yapı-İş, Ekmek ve Onur, Halkevleri, İDP, İnşaat-İş, İTK-Emeğin Gücü, OTİS, PTT-Sen, PTT Kargo-Sen, SODAP, TOMİS, TÖP üyeleri katılarak Kod 29’a karşı mücadele eden işçilere destek verdi.

Sık sık “Çalışırken ölmek istemiyoruz!“, “Kod 29 iptal edilsin!”, “İşten atmak yasaklansın!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganları atıldı.

“İşten atmak değil tazminatlarını alarak çıkmak yasak”

Basın açıklamasında ilk olarak Dev Turizm İş Marmara Şube Başkanı Turgay Özdemir söz alarak “Bu ülkede işten atmak yasak değil. Tazminatlarını alarak işten çıkmak yasak. Bir işçi hakkını arıyorsa, bir haksızlığa karşı geliyorsa, anayasal hakkını kullanarak sendikalı oluyorsa patronun elinde tuttuğu bir kozu var Kod 29. Patronlar işçiyi işten atabiliyor” dedi.

Patronların işçilere karşı kullandığı bu lükse, elindeki bu silaha kimsenin müdahale etmediğini, işçinin hangi nedenle Kod 29’la işten atıldığını sorgulanmadığını belirterek Kod 29’la işten atılan ve eylemleri sürmekte olan işçilere söz verdi. DGD-SEN üyesi ve Migros Depo işçisi Tayfun Göneş, yaşadıkları baskıları, mobbingi, tacizi anlatarak, sendikalaşmaya gittikleri için Kod-29’la atılma süreçlerini özetledi, bu kıyımın mantığını teşhir ederek, “İşçiler sadece ekmeğinin peşinde. Aslında işçiler değil, Kod 29’la işçileri işten atan patronlardır ahlaksız olan” dedi.

Sadece bir yılda Kod-29’la atılan işçi sayısının 177 bine ulaştığını hatırlatan Göneş, “İşçiler işten atmalara karşı direnirken hükümet neden sesini çıkarmıyor? İşçi örgütlenmeleri neden ses çıkarmıyor? İşçiler patronların evlerinin önünde haklarını ararken öldükten sonra mı ses çıkaracaklar?” diye sordu, birleşik mücadelenin önemine vurguda bulundu.

“Anayasal sleyen patrona yaptırım uygulanmadı”

TOMİS üyesi Sinbo işçisi Dilbent Türker, İş kazalarında sakatlanmamak iş cinayetlerinde ölmemek için ama yasal haklarını kullanarak Sendikada olduklarını belirterek pandemi döneminde bütün patronların yaptığı gibi Simbo patronun da işçileri ücretsiz izine çıkardığını belirtti ücretsiz izine çıkar olmalarının ardından 31 gün süren direnişin ardından işe döndüğünü belirten Türker, “Başvurumuz sonucu yapılan incelemede Sinbo patronunun anayasal suç işlediği tespit edilmesine rağmen hiçbir yaptırım uygulanmadı. Ve bir süre sonra Sinbo patronu beni kod 29 ile işten attı” dedi. Pandemi döneminde Ücretsiz izin gibi kod 29 gibi birçok saldırının devreye sokulduğunu belirtti.

 “Emeğimiz Geleceğimiz İçin Mücadele Ediyoruz”

Türker tüm bu saldırılara karşı direnen işçi ve emekçilerin de bulunduğunu vurgulayan Türker “Biz işçiler emeğimiz, onurumuz ve geleceğimiz için mücadele ediyoruz. İşçi sınıfına yönelik bu saldırılara karşı mücadele etmek zorundayız. Direnen tüm işçi arkadaşlarımız selamlıyorum. Bizler direne direne, birleşe birleşe kazanacağız” dedi.

Bayrampaşa Belediyesinde Hizmet İş Sendikası İstanbul 4 nolu şube işyeri temsilcisi olan ve kod 29’la işten atılan İzzettin Akan, 2018 yılında bir toplu sözleşme imzaladıklarını, fakat bu sözleşme şartlarının uygulanmadığını buna karşı dava açma yolları üzerine tehdit ve baskılarla karşılaştıklarını ve arkadaşlarını savunduğu için Kod 29’a işten atıldığını aktardı.


“TİS hakkımızı istedik kod 29’la atıldık”

Bizler Cumhurbaşkanın tanıdığı hakla kadrolu olmak üzere bir toplu sözleşme imzalayarak çalışmaya devam ettik. Fakat biz taşerondayken daha iyi ücret alıyorduk. Bayrampaşa Belediyesi kendi imzaladığı sözleşmeye kendisi uymadı. Biz yargı yoluna gidip hakkımızı aradığımızda da bizi Kod 29’la işten attı. Kod 29 ahlaksızlık hırsızlık gibi suçları kapsıyor biz bunların hiçbirini yapmadık. Kimsenin malını, hakkını çalmadık, kimseye kötülük yapmadık. Hırsızlığı yapanlar belli zaten” dedi.

Arkadaşlarımın hakkını savundum işten atıldım”

Belediye yönetiminin işçilere baskı yapması üzerine kendisinin arkadaşlarını savunduğunu bu nedenle de hakkında yalancı şahitlerle tutanak tutularak işten atıldığını belirten Akan, “Ben soruyorum, Ben hangi suçu işledim? Hırsızlık mı yaptım? Belediye 25 senedir Siz yönetiyorsunuz Ben yönetmiyorum ki çalayım” dedi.

“Bizi Kod 29’laişten atanlar ahlaksızdır

Kendisi ile birlikte 9 işçinin Kod 29’la işten atıldığını ve 170 işlenen daha işten atılacağını öğrendiklerini belirten Akan, “Ben 15 senelik işçiyim hala asgari ücretle çalışıyorum biz sadece hakkımızı istedik defalarca söyledik bize sözleşmeden doğan haklarımızı verin dedik. Ama Kod 29’la işten atıldık. Bu kod ahlaksızlık, yüz kızartıcı suçları içeriyor. Biz değil bizi bu kodla atanlardır asıl ahlaksız olan” dedi. Akan, Pazartesi günü saat 15.00”te Bayrampaşa Belediyesi önünde yapacakları basın açıklamasına çağrı yaparak konuşmasını sonlandırdı.

“Direnişimizi Her Yere Taşımaya Çalışıyoruz”

Dev Tekstil üyesi SML Etiket işçisi Seçil Arı fabrikada patronun sendikalı olabilirsiniz dediğini fakat sendikalı olduktan sonra 28 Ocak’ta 22 işçinin işten çıkartıldığını aktardı. “Dev Tekstil üyesi işçiler olarak bizler sömürüye, baskıya, mobinge ve ücretsiz izinlere, işten atmalara karşı mücadele ediyoruz. Diren işimizi her yere taşımaya çalışıyoruz. Direnişte olan tüm arkadaşları selamlıyoruz Direne Direne kazanacağız” dedi.

“PTT sendika yöneticilerinin tümünü işten attı”

Kod 29’la işten atılan PTT Kargo-Sen Genel Sekreteri Burhan Tan ise sendikalı olduklarını ve toplu sözleşme imzalamış bir sendikanın tüm yöneticilerinin Kod 29 da işten atıldığını belirtti. PTT yönetiminin sendika yöneticilerine işten atarak suç işlediğini söyledi.

“PTT yönetimi anayasal sişledi

Bu ülkede anayasa ikiye mi bölündü birisi fakir Anayasası değere zengin anayasasına Öyleyse biz bu anayasayı tanımayalım. Çünkü PTT yönetimi TCK 118 maddesini ihlal ederek suç işliyor. Anayasayı ihlal ediyor. 180 yıllık PTT yönetimi sadece biz taşeron işçilerin haklarını alabilsin, taşeron işçiler 300-500 lira daha kazanabilsin, evine ekmek götürebilsin diye sendika kurduğumuz için haklarımızı aradığımız için bizi kod 29’la işten attı” dedi.

İstanbul ve İzmir’de PTT Başmüdürlükleri önünde 101 gündür eylemde olduklarını hatırlatan Tan, “Burada Kod 29’a karşı direnen birçok arkadaşımız var. Umarız bu mücadeleyi her yerde büyür. Bizler elbet bir gün bunun hesabını soracağız. Bizler mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi. Kod 29 un devletin patronlara verdiği bir imtiyaz olduğunu ifade eden Tan “Buna karşı birçok yerde direniş çadırları kuruldu, direniş ateşleri yakıldı. Bizler birleşirsek kazanacağız. Kimse bize altın tepside haklarımızı sunmayacak. Bizler direnerek kazanacağız. Buradan bütün işçi arkadaşlarımı selamlıyorum. Yaşasın işçilerin mücadelesi“diyerek sözlerini tamamladı.

“Saldırılara karşı direnişler filizleniyor”

İstanbul İSİG Meclisi adına basın metnini ise Enerji Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin okudu.

İktidarın salgın yönetimi adı altında işçi sınıfına karşı saldırıları sürerken itirazlar, örgütlenmelerin sürdüğünü ve direnişlerin de filizlenlendiğini vurgulayan Keskin, eylemleri süren işçileri selamladı.

“Kod 29’la Tazminatsız İşten Atmaların Önü Açıldı”

Salgın sürecinin bir yılı geride kalırken, bu süreçte çarkların döndürülmesi için işyerlerinde tedbir alınmadığını, işçilerin ölesiye çalıştırıldığını ve işçi sınıfının birçok saldırıyla karşı karşıya kaldığını belirten Keskin, “Bunlardan birisi de işten atmalar. Salgın sürecinde sözde işten atmaların yasaklandığı açıklamalarıyla tazminatsız işten atmaların önü açıldı” dedi.

Kod 29 olarak da bilinen İş Kanunun 25/2 maddesinin işten çıkarma yasağı kapsamının dışında tutulduğunu böylece bir yandan işten atmalar yasaklandı denirken diğer yandan tazminatsız işten çıkarmaların önünün açıldığına dikkat çekti.

“Her Ay 15 Bin İşçi Kod 29’la İşten Atıldı”

DİSK-AR’ın açıklamasına göre 2020 yılında 34 bini kadın ve 143 bini erkek işçi olmak üzere toplam 177 bin işçi Kod-29 maddesi ile işten çıkarıldığını aktaran Keskin, “Yani her ay yaklaşık 15 bin işçi Kod-29 gerekçesiyle işten atıldı” dedi.

Kod-29 ile işçi çıkartmada patronun beyanı yeterli, hiçbir ispat yükümlülüğü yok. Kod-29’dan atılan işçinin kıdem tazminatı gasp ediliyor, işsizlik maaşına da hak kazanamıyor. Ayrıca “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller nedeniyle işten atıldığı için fişleniyor ve iş bulması imkansız hale getiriliyor” diyen Keskin, oysa bu dönemde sadece salgında ölümüne çalıştırma koşullarına karşı çıkan, haklarını isteyen ve bu yüzden sendikalaşan işçilerin Kod-29 nedeniyle işten atıldığını belirtti. Keskin, “Kod-29 bir sermaye keyfiyetidir ve temel olarak işçilerin haklarının baskı altına alınması ve örgütlenmesinin engellenmesinin bir ifadesidir” dedi.

Kod-29 Kaldırılsın!” şiarını yükseltirken diğer yandan da Kod-29’a karşı direnen tüm işçilerin koordinasyonunu sağlamak gerektiğini ifade eden Keskin, işçi sınıfının bütününe bu saldırının tekil olmadığını anlatmak ve ortak-birleşik bir mücadeleyi örmek gerektiğini vurguladı.

Sendika düşmanlığı yapılırken keyfi işten atmalarla gözdağı verildiğini, iktidarın ise nerede bir işçi direnişi varsa orada Valilik kararları veya Hıfzıssıhha Kanunu’na dayanarak yasaklar getirdiği söyleyen Keskin, “İşte tam da bu noktada salt mahkeme süreçlerine bel bağlamayan ve oyalanmayan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Bu saldırılara karşı bizlerin tek bir cevabı var: Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” dedi.

“En Az 142 İşçi İş Cinayetlerinde Yaşamını Yitirdi”

Keskin Mart ayı iş cinayetleri raporunu da paylaştı. 2021 yılı Mart ayında en az 142 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini söyleyen Keskin, iş cinayetlerinin iş kolu, yaş, cinsiyet, ve nedenlerine ilişkin bilgileri ise şöyle aktardı.

“142 emekçinin 123’ü ücretli (işçi ve memur), 19’u kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.

• Ölenlerin 7’si kadın işçi, 135’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, eğitim ve sağlık işkollarında gerçekleşti.

• Üç çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi ölümleri tarım işkolunda gerçekleşti.

• 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 40 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, maden, büro, eğitim, ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, sağlık, konaklama ve belediye işçileri.

• 4 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti: 2’si Suriyeli, 1’i Afganistanlı ve 1’i Sırbistanlı.

• Ölen işçilerin 8’i sendikalı. Sendikalı işçiler eğitim, metal, sağlık, güvenlik ve belediye işkollarında çalışıyordu.

• Ölümler en çok ticaret/eğitim/büro, tarım, taşımacılık, inşaat, sağlık, maden, metal, konaklama, güvenlik ve belediye işkollarında gerçekleşti.

• En fazla ölüm nedenleri sırasıyla Covid-19, trafik/servis kazası, ezilme/göçük, yüksekten düşme, kalp krizi ve intihar.

• En çok ölüm İstanbul, İzmir, Sakarya, Ankara, Kocaeli, Antalya ve Gaziantep şehirlerinde meydana geldi.”

“İşçi Sınıfı Büyük Bir Baskı Altında”

Yüzlerce işçinin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini, binlerce işçinin ise hastalandığı salgın sürecininde patronların, uluslararası pazardan daha fazla pay almak için fabrikalarda geceli gündüzlü kuralsız bir şekilde çalışmayı artırmakta olduğunu vurgulayan Keskin, “Ücretsiz izin, Kod-29, işsizlik, hayat pahalılığı derken işçi sınıfı büyük bir baskı altındadır” dedi.

“Komite Konsey Meclis Örgütlenmelerimizi Oluşturmalıyız”

Sadece her ay kaç işçinin iş cinayetinde hayatını kaybettiğini söyleyerek, infografikler yaparak ya da işçiler için salt talepler oluşturarak betimlemeler yaparak gerçeklerin değişmeyeceğinin farkında olduklarını da ifade eden Keskin “Bunlar bize ancak yol gösterebilir. Bu süreçte çıkış noktalarımızı ve taleplerimizi bizzat işyerlerinde işçi komite, konsey ve meclislerimizi örgütleyerek hayata geçirebiliriz. Salgın sürecinde birçok işyerinde işçilerin kendiliğinden mücadele deneyimleri başladı. Sınıf sendikalarına düşen görev ise bu deneyimleri sahiplenerek yön göstermek, kurumsallaştırmak ve ülke çapında bir direniş-dayanışma hattını oluşturmaktır. Direniş ve Dayanışma Yaşatır” diyerek sözlerini tamamladı.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar