İstanbul Sözleşmesi kararı: 3’e 2!

İstanbul Sözleşmesi kararı: 3’e 2!

Danıştay, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini oy çokluğuyla reddetti.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden 1 Temmuz itibariyle çekilme kararına karşı siyasi partiler başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum örgütü Danıştay’da dava açtı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener tarafından açılan davada, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması” talep edildi. Danıştay 10. Dairesi, yürütmeyi durdurma ve kararın iptaline ilişkin talebi reddetti.

KARAR 2’YE KARŞI 3 OYLA ALINDI

Danıştay 10. Dairesi’nce iki ret oyuna karşı 3 oyla alınan kararda, ret gerekçesi şu şekilde açıklandı:

Milletlerarası andlaşmaların sona erdirilmesinin (feshinin) Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesinin hukuken mümkün olduğu anlaşılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının dayanağını teşkil eden 9 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ‘bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme’ ibaresine yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiası oy çokluğuyla yerinde görülmemiştir. Yürütme yetkisinin Anayasa gereğince Cumhurbaşkanına ait olması, milletlerarası andlaşmaların feshedilmesinin yürütme yetkisine ilişkin olması ve TBMM’ne milletlerarası andlaşmaların feshedilmesine ilişkin olarak Anayasa ve kanunlarda herhangi bir görev veya yetki verilmemiş olması hususlarının birlikte değerlendirilmesinden milletlerarası andlaşmaların feshine ilişkin işlemlerin, kaynağını Anayasadan alan yürütme yetkisi ve görevi kapsamında Cumhurbaşkanı tarafından yapılacağı, uygun bulma kanunu sonrasında milletlerarası andlaşmayı onaylayıp onaylamama konusunda takdir yetkisi bulunan Cumhurbaşkanının, yürütme faaliyetine ilişkin fesih yetkisini kullanırken yasama organının bir işlem tesis etmesine gerek bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

ŞERHLER: SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLME KARARI CUMHURBAŞKANI YETKİSİNDE DEĞİL

Danıştay 10. Dairesi’nce alınan karara iki üye şerh koydu. Karara karşı oy veren üyelerden İbrahim Topuz, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının Cumhurbaşkanın yetkisinde olmadığını ifade ederek şerhinde şu gerekçelere yer verdi:

TBMM tarafından Anayasa’nın 90. maddesinin 1. fıkrası kapsamında çıkarılan uygun bulma kanununa bağlı olarak onaylanan milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Anılan andlaşmaların feshedilmesine ilişkin işlemlerin Cumhurbaşkanının yürütme yetkisinde olmayıp, TBMM’nin yasama faaliyetine ilişkin olması nedeniyle, Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesi mümkün değildir. Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının dayanağını teşkil eden 9 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme” ibaresinin Anayasa’nın 6., 7., ve 104. maddesinin 17. fıkrasına aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle görev ve yetki alanında olduğu için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verilmesi gerekir.

‘ANCAK KANUN ÇIKARTILMASI GEREK’

Sözleşmeden çekilme kararının Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde olabilmesi için TBMM tarafından kanun çıkartılması gerektiğine vurgu yapan Topuz “TBMM’nin uygun bulma kanunu uyarınca onaylanarak yürürlüğe giren bir milletlerarası andlaşmanın feshi ancak TBMM’nin uygun bulma kanununu yürürlükten kaldırması veya sona erdirmeyi uygun bulduğuna ilişkin yeni bir kanun çıkarması sonrasında alınacak bir Cumhurbaşkanı kararı ile mümkün olabilecektir” ifadelerini kullandı.

‘CUMHURBAŞKANLIĞI KARARININ YÜRÜTMESİ DURDURULMALI’

Fesih edilen sözleşmenin onaylanmasına ilişkin (6251 sayılı) kanunun TBMM tarafından yürürlükten kaldırılmadığına dikkat çeken Topuz şunları kaydetti: 

Cumhurbaşkanı Kararı alınmadan önce sözleşmenin sona erdirilmesinin uygun bulunduğuna ilişkin yeni bir kanun çıkarılmamış olması nedeniyle, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında yetkide ve usulde paralellik ilkesi uyarınca hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Hukuka açıkça aykırı işlemin yürütülmesi halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.

‘KARARDA HUKUKA UYARLILIK YOK’

Danıştay Üyesi Ahmet Saraç da şerhinde şu noktalara dikkat çekti:

Yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereğince, bir işlem hangi usule uyularak tesis edilmişse aynı usule uyularak geri alınması, kaldırılması veya feshedilmesi gerekmektedir. Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilen sözleşmenin onaylanmasına ilişkin 6251 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmamış olması veya dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı alınmadan önce sözleşmenin sona erdirilmesinin uygun bulunduğuna ilişkin yeni bir kanun çıkarılmamış olması nedeniyle dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında yetkide ve usulde paralellik ilkesi uyarınca hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldı.

Gazete Duvar


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar