İşte onların “kutsal aile”si!

İşte onların “kutsal aile”si!

Elmalı’da istismara uğrayan iki küçük çocuk üzerinden timsah gözyaşları dökmeye kalkanlar, şimdi “4. Yargı Paketi” denilen ucubeyi meclise getirmeye çalışıyor. Bu yasaya göre artık çocuk istismarı için “somut delil” olması zorunlu olacak, “şüphe, güçlü kanı” rafa kaldırılıyor. Bunu yapanlar işte, “Bir kereden bir şey olmaz” diyenler, “O saatte dışarda ne işi varmış” diyenler, “kadın mıdır kız mıdır bilmem” diyenler… İşte onlar ve onların “kutsal aileleri”!

Çiçek Özgen

Faşist rejim bulduğu her fırsatta “aile” vurgusu yapıyor. Ailenin çözülmeye başladığından dem vurup ortaçağ despotluğuyla o ailenin sınırlarının ardına bireyleri zorla kapatmak istiyor. Gerçekten aileyi bu kadar “kutsal” gördükleri için mi bütün bu uğraşları, ona çok değer vermesinden mi? Eğer cevabımız evetse, o zaman “aile”den kastedilenin ne olduğuna bakmak gerekiyor. Mesela sözü edilen o aile, her bireyin söz hakkına sahip olduğu, kadının eşit haklarla içinde yer aldığı, kendi bedeni üzerinde söz sahibi olduğu, kadın olmanın anne olmayla özdeşleştirilmediği ve kendisine bunun dayatılmadığı, aile içi şiddetin hiçbir biçimde kendisine yer bulamadığı bir yaşamın, sevgiyle, saygıyla, emekle paylaşıldığı bir aile mi? Rejimin her gün televizyonlarda höykürerek korumaya çalıştığı bu mu? Kadının gülmesini, kendi tercihi doğrultusunda giyinmesini, hamile kadının sokağa çıkmasını ayıplayarak hem de… Mesela çocuk doğurmayan kadını kadından bile saymamasını böyle açıklamak mümkün mü? İstanbul Sözleşmesi’ni daha yeni keyfince feshetmiş, “hayır” diyen kadınları sokakta polis şiddetiyle dizginlemeye çalışırken hem de…. Onlarca kadın katili, onlarca tacizci, tecavüzcü devletin şefkatli kollarında korunur, aklanır, sırtı sıvazlanırken üstelik…

Günlerdir ülkeyi sarsan bir haberle çalkalanıyor ortalık: “Elmalı’da iki küçük çocuğu istismar eden anne ve üvey baba mahkeme tarafından serbest bırakıldı.” Henüz ne yaşadıklarının bile tam farkında olamayacak kadar ufak olan bu çocukların, resimlerle kendilerine yapılanı anlatmaya çalışmasıyla çıkmıştı her şey ortaya. Vicdanları, akılları bir kez daha yaralayan, insan olanı gerçekten de isyan ettiren bu olay sonrasında devletin adalet mekanizması çocuklara bunu yapan anne ve babayı serbest bırakma kararı aldı. Onlarca delile, çocukların yazarak, konuşarak, çizerek verdiği ifadelerine rağmen. İşte rejimin asıl “kutsal aile”si ve korumak istediği şey tam da bu.

Düşünün, Ensar’da kırk beş çocuğa tecavüz edilirken, “bir kereden bir şey olmaz” diyenlerin bu ülkeyi yönettiği bir yerde ailenin denetime açık olması, kadının çocuğun korunması, istismarcıların, tecavüzcülerin cezalandırılması demek, onlarca Ensar’ın, aile içindeki sayısız istismar vakasının ortaya çıkması demek. Oysa bu devlet, buradan besleniyor. Zayıf gördüğünü ezerek, onun üzerinde eril gücünü kullanarak, hayvana çocuğa kadına şiddet uygulayarak… Ve beslendiği yapının en küçük birimi, portatifi olarak da aileyi görüyor. Ensar’da, Sevgi Evleri’nde, onlarca tarikat yuvasında yaşananları düşünün… Nasıl korunup kollandıklarını, yüzlerce çocuğun nasıl kendi kaderine terk edildiğini, asıl sorumluların hiçbir ceza almadığını ve mecliste her gün omuzlarına yeni apoletler takarak yüzümüze güldüklerini düşünün. Üstelik bunlar sadece duyduklarımız. Bunu “hoş” görenlerin, kendi aileleri içinde de neler yaptıklarını ya da hangi olaylara göz yumduklarını düşünmek çok mu akıl dışı?

Her devlet kendine benzeyen insan modelini yaratmaya uğraşır; şiddetle beslenen devletler, şiddeti hakkı gören bireyler sayesinde varlığını sürdürmeye devam edebilir ancak. O nedenle şiddet uygulayanı gerektiğinde korur, besler. Çünkü bu aynı zamanda kendi sistemlerinin devamlılığının garantiye alındığı anlamına gelir. Organik olarak birbirlerine bağlıdırlar, aynıdırlar.

Bir mafya babasının itiraflarıyla, soygunun, talanın, düşkünlüğün, fuhuşun boyutları daha yeni çıkmadı mı ortaya? Mide bulandırıcı bu kanalizasyon, yasaları yapmak için meclisten, tacizcileri-katilleri korumak için mahkeme salonlarından, hizaya gelmeyenleri dövmek için polis kalkanlarının ardından fışkırmıyor mu? Yani korudukları aynı zamanda kendi özleri, düşünce yapıları, fikirleri değil mi? Çünkü tecavüzcülerin korunması, katillerin ödüllendirilmesi kendi sistemlerinin, kendi düşkünlüklerinin korunması demek aynı zamanda. Şiddeti doğal gören bireyler, devletin yaptığı her türlü şiddeti de doğal görür çünkü. Şiddete ses çıkarmayanlar, devletin yaptıklarına da ses çıkaramaz, boyun eğer çünkü. Ve devlet, bu göz yumma, bu kayıtsızlık, bu gizlilik, bu cezasızlık içinde kendi gemisini yürütmeye devam eder!

Elmalı’da istismara uğrayan iki küçük çocuk üzerinden timsah gözyaşları dökmeye kalkanlar, şimdi “4. Yargı Paketi” denilen ucubeyi meclise getirmeye çalışıyorlar. Bu yasaya göre artık çocuk istismarı için “somut delil” olması zorunlu olacak, “şüphe, güçlü kanı” rafa kaldırılıyor. Bunu yapanlar işte, “Bir kereden bir şey olmaz” diyenler, “O saatte dışarda ne işi varmış” diyenler, “kadın mıdır kız mıdır bilmem” diyenler… İşte onlar ve onların “kutsal aileleri”! Bu kadar da utanmaz, bu kadar aymaz ve rezil olabilirler ancak. Çürümüşlükleri vicdana, utanmaya dair en ufak kırıntıları bile alıp götürmüş.

Biz onların dayattığı, allayıp pulladıkları o “aile”yi istemiyoruz. Bir aile olacaksa bu, hem toplumsal eşitliğin olduğu, hiçbir sömürünün olmadığı, kadının ve çocukların tüm haklarının güvence altına alındığı bir aile olur ancak. Gerisi kaldırılıp çöpe atılması gereken, darmaduman edilmesi gereken, tüm iğrençlikleriyle yakılıp yok edilmesi gereken bir sistem artığından başka bir şey değildir.

Gördük ki bu devlet, şiddetin, tecavüzün, istismarın da vazgeçilmez uygulayıcısı, cesaretlendiricisi, onun özüdür. Onun güvencesi, koruyanı, kollayanıdır. Bizim güvencemiz ise birbirimize olan güvendir. Asla yalnız olmadığımızı ve bir arada güçlü olacağımızı bilememizdir. Kendi gücümüzün farkına varmamızdır. Bu birlikteliği tam olarak sağladığımızda eski olanı yerle bir etmek, çürümüş olanı koparıp atmak içten bile değildir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar