İstemediği bir hayat dayatılan ve gelecek umudunu kaybeden bir genç daha intihar etti!

İstemediği bir hayat dayatılan ve gelecek umudunu kaybeden bir genç daha intihar etti!

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, zorla tarikat yurdunda kaldığını ve artık yaşama sevincinin kalmadığını anlatarak hayatına son verdi. Ardında bıraktığı kısacık notla da kapitalizm koşullarında gençler için bir geleceğin olmadığını özetledi

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara, gelecek kaygılarını ve ailesinin zoruyla kaldığı cemaat yurdunda dayatılan yaşam tarzının-felsefesinin yarattığı psikolojik şiddeti anlattığı bir video çektikten sonra hayatına son verdi. Enes’in intiharı; gençlere dayatılan “dindar ve kindar nesil” kıskacıyla onların özlem ve gelecek beklentileri arasındaki çelişkinin oluşturduğu gerilim kadar, bu sistemin yarattığı toplumsal yıkımın genç bir doktor adayı şahsında nasıl bir gelecek umutsuzluğuna dönüştüğünün de çarpıcı özeti oldu.

AKP’li yıllarda büyümüş bir gencin intiharı, bu yıllar boyunca toplumsal mühendisliğin en önemli ayağını oluşturan “kindar ve dindar” bir nesil yetiştirilmesi için yapılıp edilenlerin ortaya çıkardığı sonuçların çarpıcı bir ifadesidir. Yaşamı sorgulayan, dayatılan kindar-dindar nesil kıskacını reddeden, birey olma çabasını engelleyen tüm baskılara tutum alan, “dindar-kindar nesil” diyenlerin tüm yozlaşmış kültür ve değerlerini içerden gözlemleyerek reddeden milyonlarca gencin yaşadığı bu sıkışmanın akacağı bir kanal yaratma çağrısıdır.  

Zorla kaldığı cemaat yurdunda, istemediği ritüelleri zorla yerine getirmeye maruz kalan Enes Kara, videoyla yaşadığı sıkışmayı anlatırken, arkasında bıraktığı kısacık notla da kapsamlı bir kapitalizm eleştirisi yaptı. Aile denilen “kutsal hapishane” de bu eleştirinin önemli bir tamamlayanı oldu.

O notta Kara, Müslüman olmadığı halde cemaat yurdunun kendisini namaz kılmaya ve cemaat derslerine katılmaya zorladığını belirterek, gelecekte bir doktor olsa bile kendisini nelerin beklediğini ifade ederek şunları söyledi:

Herkes doktorluktan kaçıyor, çünkü mobbing var, uzun süreli nöbetler var, hastadan şiddet görme ihtimali var, köle gibi çalışıyorsunuz, ben böyle bir gelecek istemiyorum… Bulunduğum cemaat yurdunda namaz kılma ve cemaatin dersine katılmak zorunlu, verdikleri kitapları okumak zorunlu, kendim Müslüman değilim, ailem bilmiyor, buradan ayrılmak istediğimi söylediğimde hayır cevabını aldım

“Psikolojik olarak çok yoruluyorum”

Kara, olay öncesi çektiği videoda ise şunları belirtti:

Şu an cemaat yurdunda kalıyorum. Hiç kalmak istemememe ve bunu aileme defalarca söylemiş olmama rağmen. Defalarca söyledim ama beni burada kalmaya zorladılar… Lise ve ortaokulda yine böyle medreselere sıkça geliyordum bazı tatillerde yatılı kalıyordum. O zamanlar da istemiyordum ama ailem zorluyordu ve haftada 1-2 gün geliyordum ya da yılda 1-2 hafta yatılı kalıyordum. Çok da zor değildi. Bir de en fazla üniversiteye kadar gelirim zaten diye düşünüyordum.

Burada vakit namazları zorunlu. Cemaat şeklinde kılıyoruz namazdan sonra ders var vs. 30 dakika sürüyor yaklaşık her vakit. Günlük 1 saat burada olan kitaplardan okuman zorunlu. Haftanın 3 günü cemaat dersine katılman zorunlu. Yemekleri yine öğrenciler yapıyor, haftanın 1 günü temizliği yine biz yapıyoruz. Sabah namazıyla uyanıyorum, okula gidiyorum geliyorum, akşam namazı, yemek, okuma, yatsı namazı, cemaat dersi sonra saat 10 zaten ertesi gün tekrar 6.30 gibi namaza uyanıyorum. Bir tek 8’de serbest oluyorum. Hafta sonu da benzer. Yine 3 saat gibi bir şey kalıyor ve kalan zamanda adam akıllı ders de çalışamıyorum. Çünkü psikolojik olarak yorgun oluyorum.

Bu 2 sorunu ayrı ayrı düşününce aslında katlanılamayacak şeyler değil ama bunları birleştirince tüm yaşama sevincimi alıyor, özgür hissetmiyorum kendimi 24 saatten kendime ayırabildiğim 3 saat falan.”


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar