Kadınlar, Irk ve Sınıf

Kadınlar, Irk ve Sınıf

“Kadın, Irk ve Sınıf”, araştırmacı yazar ve politik aktivist Angela Y. Davis tarafından yoğun araştırmalar sonucu hazırlanmış. Kitap özellikle beyaz kadınların, siyah kadınların ve işçi-emekçi kadınların birçok taleplerinin ortak olduğuna ve birlikte mücadele edildiğinde başarıya ulaşılacağına dikkati çekiyor.

Zehra Çaldağ

“Kadınlar, Irk ve Sınıf”, araştırmacı yazar Angela Y. Davis tarafından yoğun araştırmalar sonucu hazırlanmış Türkçe’ye Selda Arıt tarafından çevrilerek Heretik Yayınevi’nde basılmış kadın mücadelesinin eksikliklerine ışık tutan bir araştırma kitabı.

Kitap özellikle beyaz kadınların, siyah kadınların ve işçi-emekçi kadınların birçok taleplerinin ortak olduğuna ve birlikte mücadele edildiğinde başarıya ulaşılacağına dikkati çekiyor, buna en somut örneklerin sosyalist ülkelerde gerçekleştirilmiş olduğunun da altını çiziyor. 17 Ekim Devrimi sırasında ve sonrasında SSCB’de hayata geçirilenleri incelemek bile son derece yararlı olacaktır, diyelim.

Kitap asıl olarak, 1700’lerin sonlarına doğru 1800’lerde ABD’de köleliğin sürdüğü dönemlerde başlayan kadın mücadelesini anlatıyor. Bu mücadelenin ABD’de köleleştirilen Afrikalı siyahi kadınların, yoksul işçi emekçi kadınların yaşamlarına ne kadar uzak kaldığını çok çarpıcı ve acı bir şekilde ortaya koyuyor.

Davis “Kadın, Irk ve Sınıf” kitabında ırkçılığın ve köle sahiplerinin kadın mücadelesi veren kadınların bilinçleri üzerinde ne kadar etkili olduklarını, kadın mücadelesi vermeye çalışanların da mücadeleyi yürütürken köleleri, işçi sınıfını, işçi kadınları nasıl görmezden geldiklerini çarpıcı örneklerle sergiliyor.

1800’lerin ortalarında başlayan kadın hakları mücadelesini orta sınıf ve burjuva kadınların başlattığı, bu mücadelenin özellikle oy hakkı ve kadın hakları temelinde geliştiği biliniyor.

İlerleyen yıllarda sanayinin gelişmesi ve fabrikaların yavaş yavaş açılmaya başlamasıyla beyaz yoksul aileler -özellikle de kadınlar- iş hayatına atıldı. Bir tarafta siyahların köleliğinin devam ettiği bir taraftan da ücretli köleliğin temellerinin atıldığı yıllara da denk gelen kadın hareketi oy hakkı ya da kadınların eşit haklar mücadelesini yükseltirken 14-16-18 saatlere varan insanlık dışı ve ucuzun da ucuzu işlerde çalışan ücretli köle kadın işçileri görmediler. Çünkü onlar yoksuldu, çünkü onlar zaten “alt” sınıfa aitti. Siyah köleleri zaten görmediler, çünkü köleler siyah ırktandı. Ne köle kadının ne de işçi kadının yaşamını araştırdılar, onların da söz hakkı olması için mücadele ettiler.

Kadın mücadelesi sanayi devrimi sırasında ve sonrasında özellikle orta sınıf ve burjuva kadınların, sanayinin de gelişip ev içinde kullanılan araç ve gereçlerin hayatlarında bir nebze de olsa rahatlama sağladığında bunun erkekle eşitlik sağlamadığını gördüler. Erkeklerle aynı haklara sahip olabilmenin kadın hakları mücadelesini başlatmaktan geçtiğini idrak ettiler.

Kadınlar oy hakkı için mücadele ederken ABD’deki iç savaş sonrası Güneyli siyasetçiler kadınlara oy hakkı tanınmasını fakat bu haktan siyahların mahrum bırakılması gerektiğini ifade ettiler.

Kitapta kadın mücadelesinin ilk dönemlerinde sınıf ve ırk, kadınların oy hakkı mücadelesinde ırkçılık, siyah kadınlara göre özgürleşmenin anlamı, eğitim ve özgürlük ilişkisi -ve siyah kadınlara bakış açısı-, yüzyılın sonunda kadınların oy hakkını kazanmaları, ırkçılığın artan etkisi, siyah kadınlar ve kadın klüpleri, çalışan kadınlar ve siyah kadınlar, kadınların oy hakkı mücadelesinin tarihi, komünist kadınların bakış açısı, tecavüz, ırkçılık ve siyah tecavüzü miti, ırkçılık, doğum kontrolü ve üreme hakları, ev işinin modasının geçmesinin yaklaşması, işçi sınıfının bakış açısı gibi konular ele alınıyor. Kısacası, detaylı araştırma ve değerlendirmelerin yapıldığı kitap büyük bir zevk ve ilgiyle okunuyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar