Kuralları Sorgulayan İnsanlar

Kuralları Sorgulayan İnsanlar

Kısmen rakamların baskısı ve araçların artmasıyla, kısmen de verim ve üretkenlik konusundaki yeni bilimsel ve bürokratik fanteziler aracılığıyla, tanıdık işbirliği biçimleri yerini teknolojiyle yürürlüğe konan bir dizi yeni kurala bıraktı. İnsanların sağduyusunun görevi kırmızı ışığa devredildi. Ne zaman durmaları gerektiğini önceden de biliyorlardı, ama artık ne zaman durmaları gerektiği kendilerine söyleniyordu.

İlk trafik ışıkları Birinci Dünya Savaşı’nın sonrasında ABD’de icat edilmişti. Böylece, bisikletli, arabalı ya da at arabalı yolcuların karşılıklı uzlaşmalarının yerini bir dizi ışık almış oldu. Antropolog James C. Scott, “Bunun amacı, tasarlanmış bir koordinasyon programıyla kazaların önüne geçmekti,” diye yazar. Kısmen rakamların baskısı ve araçların artmasıyla, kısmen de verim ve üretkenlik konusundaki yeni bilimsel ve bürokratik fanteziler aracılığıyla, tanıdık işbirliği biçimleri yerini teknolojiyle yürürlüğe konan bir dizi yeni kurala bıraktı. İnsanların sağduyusunun görevi kırmızı ışığa devredildi. Ne zaman durmaları gerektiğini önceden de biliyorlardı, ama artık ne zaman durmaları gerektiği kendilerine söyleniyordu.

Sonra 2003’te Hollanda’nın Drachten kasabasında, “sezilere aykırı bir trafik mühendisi” olan Hans Monderman “ortak alan” adını verdiği şeyin yararına trafik ışıklarının kaldırılmasını teklif etti. Öneri denemeye tabi tutulduğunda sonuçlar sıradışıydı; böylece Avrupa ve Amerika’da “kırmızı ışıkların kaldırılması projesi” adı verilen bir dizi eylemin önünü açtı. Scott şöyle devam eder:

Monderman, bir elektrik arızası nedeniyle trafik lambaları çalışmadığında, sonuçta bir sıkışıklık yerine akıcılığın arttığı gözleminden yola çıkmıştı. Bir deney olarak, Drachten’de günde 22 bin aracın geçtiği en işlek trafik kavşağının yerine bir döner kavşak, geniş bir bisiklet yolu ve yaya yolu koydu. Trafik ışıklarının kaldırılmasını izleyen iki yıl içinde, daha önceki dört yıl boyunca gerçekleşen 36 kazaya kıyasla sadece 2 kazayla sınırlı kalındı. Tüm sürücüler tetikte olmaları ve sağduyularını kullanmaları gerektiğini bildiklerinde trafik çok daha akıcı ilerlerken, yol verme kavgası ve sıkışıklık neredeyse ortadan kalkıyordu. Monderman kalabalık bir puz pistinde diğerlerinin hareketine göre kendi hareketini ayarlamayı başaran patencilere benzetiyor bu durumu. Aynı zamanda haddinden fazla işaret ve tabelanın sürücülerin gözünü yoldan ayırmasına, kavşakların daha emniyetsiz hale gelmesine katkıda bulunduğuna inanıyor.

Elbette pekçok bakımdan fikir veren bir deneydir bu. Kuralları sorgulayan insanlar -yani hem bir kuralın ne olduğunu hem de bir kurala sadık kalmanın ne olduğunu merak eden, ahlakın aslında ne olduğunu ve neden ahlaki yükümlülüklerin önemli olduğunu merak eden kimseler- toplum için daima ilginçliğini korur.

Kurallar -özellikle de mutlak kurallar, yani yasak olanın bekçileri- unutulmaması gereken şeylerdir. Yasal olan söz konusu olduğunda dikkatimizin dağılmasına izin vermememiz gerekir; kıskıvrak yasanın pençesinde olmamız gerekir. Yasak olan doğası gereği daima tanımlıdır ve çoktan tamamlanmıştır, dolayısıyla kişi ona dair bilgisiz ya da ilgisiz olamaz; biz bilincinde olsak da olmasak da tanım prensipte bilinen bir şeydir.

Monderman’ın trafik deneyinde -ki temel bir yasayı gözden geçirmekle ilgisi olmayan ama yine de akla çeşitli fikirler getiren bir deneydi bu- insanlar ne yaptıklarına daha çok dikkat edip daha fazla tetikte olduklarından kazalar azalmıştı. Sanki kurallar insanları daha az duyarlı hale getiriyordu; sanki kurallara ve üstü örtülü biçimde kural koyuculara devredilen bir şeyle insanlar düşünmeden, uyurgezer gibi davranmaya itiliyor ya da anlık çözümler bulma becerileri azalıyordu (“işaret ve tabela fazlalığı sürücülerin gözlerini yoldan ayırmalarına ve kavşakların daha emniyetsiz hale gelmesine katkıda bulunuyordu”). Lambalar kaldırıldıktan sonraysa sıkışıklıktan çok akış vardı, trafik “daha akıcı” ilerliyordu; yani bu yöntem hem daha etkiliydi hem de hareketliliği artırmıştı. Hareket kırmızı ışıkla yasaklanmadığında, işbirliğinin yasak olmayan hazzı ve ona eşlik eden beceriler açığa çıkar.

Monderman’ın deneyi lamba olmadığında daha az kaza olduğunu, hemen hemen hiç sıkışıklık ya da yol verme kavgası yaşanmadığını ve akıcı bir trafikle birlikte daha az tıkanıklık olduğunu ortaya çıkarmıştır. Lamba olmadığında daha çok dayanışma ve dikkat olduğunu, bu ikisinin el ele gittiğini göstermiştir.

[Yasak Olmayan Hazlar, Adam Phillips]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar