Milyonlarca “Ahlaksız”

Milyonlarca “Ahlaksız”

Özlem Zengin görev bilinciyle hareket ediyor. Kadına örülen hapishaneye o nedenle canla başla tuğla taşıyor, harcını karıyor. Çünkü aynı yerde birleşiyor çıkarları… Tarafı bellidir. Gönüllü, bilinçli bir tercihtir bu. Kafasındaki çürümüşlüğün mecburiyetidir bir taraftan da. Elinden gelse -emin olun-, kadın olmaktan da feragat eder.

Çiçek Özgen

Devlet her yönden saldırıyor. Köşeye sıkıştıkça, krizler geçirdikçe, hedeflediği kitleleri bir türlü zapt-u rapt altına alamadıkça daha da azgınlaşarak, daha da düşkünleşerek saldırıyor üstelik…

Bir bakıyorsunuz bir gün “terörist” oluvermişiz, ertesi gün “ahlaksız”… İthamlar değişiyor ama onun altında yatan niyet durduğu yerde duruyor. Dindar ve kindar nesil olmayı reddedenler, şafak operasyonlarıyla gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, ayaklarına kelepçe takılıp evlere hapsediliyor. Gücünü sorgulamaya cüret edenler işlerinden atılıyor, açlığa, çaresizliğe mahkum ediliyor. Erk’ini sorgulayanlar ahlaksız, iffetsiz oluyor…

İşte devlet bu ağızlarla saldırıyor her gün. Düşünün ki, faşist rejimin bir neferi olan ve bunu her fırsatta da hak eden Özlem Zengin gibi düşkünler çıkıp, kendini parçalayarak hemcinslerine saldırıyor. Erkek yol arkadaşlarından hışımla silahı kapıp gözünü bile kırpmadan boşaltıyor mermiyi. Kadın olması, onu duyarlı yapar zannediyoruz romantiklere özgü bir saflıkla… Oysa bu cinsel kimlikten de öte bir durum… Onun duyarlılığı birlikte yola çıktıklarına karşı.

Özlem Zengin görev bilinciyle hareket ediyor. Kadına örülen hapishaneye o nedenle canla başla tuğla taşıyor, harcını karıyor. Çünkü aynı yerde birleşiyor çıkarları… Tarafı bellidir. Gönüllü, bilinçli bir tercihtir bu. Kafasındaki çürümüşlüğün mecburiyetidir bir taraftan da. Elinden gelse -emin olun-, kadın olmaktan da feragat eder. Ama ne olursa olsun o bu gerici rejimin bir piyonu. Piyonlar yarışında kim daha çirkinleşirse, kim daha çok “ahlaksız”laşırsa bir adım öne çıkar. Midemiz bulanarak izliyoruz tüm bunları.

Seviyesizliğin alıp başını gittiği bu ortamda, milletvekilinden Cumhurbaşkanına “ahlak” abideleri meydanlardan kadınlara bu devlet diliyle boşuna parmak sallamıyor. Ne yaparlarsa yapsınlar kadınlar bir türlü “söz” dinlemiyor, bir türlü kendilerine çizilen toplumsal kalıplar içine sığmıyor çünkü. O zaman çıkıp bazı şeyleri hatırlatmak kalıyor devlet erkanına.

Erdoğan’ın her fırsatta bize ‘ulvi görevler’imizi hatırlatması da işte bundan kaynaklı: “Batı’da ailenin çöküşü kadının metalaştırılıp kutlu vazifeden uzaklaştırılmasıyla başlamıştır.” ‘Kutlu vazife’yle neyin kastedildiği hepimiz açısından aşikar. “Batı’da ailenin çöküşü”nden, “kadının metalaştırılması”ndan dem vurması boşuna değil. Kadının metalaştırılması sanki sadece bugüne ve sadece Batı’ya özgüymüş gibi konuşması da elbette hiç vazgeçemedikleri bir amaca yönelik: Özel mülkiyet sisteminin, kapitalizmin sonuna kadar sarıldığı AİLE denilen en küçük birimin elde tutulup güçlendirilmesi gereği!

Fatihler doğuracak kadınlara ihtiyacımız var” diyor kürsüden. Nereyi fethetmeye gittiğimize, kiminle cenk edeceğimize değinmeden… Öl deyince ölecek sürülere ihtiyacımız var diyor, kölece çalışacak işçilere, söz dinleyecek öğrencilere, karşılarında el pençe duracak hakimlere, savcılara… Liste de görevler de uzayıp gidiyor anlayacağınız.

Çalışabilirsiniz tabii” diye lütfediyor kadınlara bir taraftan da… Ama sınırlarını da çiziyor bunun: Haddini bileceksin, yerini unutmayacaksın ve en önemlisi dünyaya gelme amacını yani çocuk doğurma görevini yerine getireceksin; “ahlaklı” ve “İffetli” bir şekilde yani…

Yolsuzluğu, hırsızlığı, çürümüşlüğü yol eylemiş olanların, insanın, hayvanın, doğanın canına gözünü kırpmadan kıyanların kalkıp bize ahlak dersi vermesini hiç de şaşırmadan ama yine de midemiz bulanarak izliyoruz.

Korkuyorlar ve biz o korkunun rengini görüyor, kokusunu duyuyoruz onlara her baktığımızda.

Kadınından erkeğine dibine kadar battıkları çukura şahit oluyoruz. Biliyoruz ki bu kadar saldırganlık, bu kadar seviyesizlik boşuna değil.

Korkuyorlar ve korkmalarında haklılar.

Çünkü biz yani onların deyimiyle “ahlaksızlar”, binlerceyiz, milyonlarcayız. Ve onların kalıplarına sığmaya da onların neferi olmaya da hiç niyetimiz yok!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

1 Yorum

  • Hilda
    20/02/2021, 10:06

    Tespitler için kocaman alkışşşşş
    Miligram beyne sahip olmayan bu cinsel kimliğini reddedip salatalarını saç saça cemkiren bu kadının kusmuğunu iyi analiz etmişsiniz

    YANIT

İlgili yazılar