#MİTSUBA’da Kısmi Kazanım

#MİTSUBA’da Kısmi Kazanım

200 işçinin katılımıyla üç gün süren MİTSUBA direnişinde, sendikalaşma sürecine öncülük ettikleri için işten atılan işçilerin geri dönüşlerinin sağlanamaması bu kazanımı ciddi anlamda gölgeleyen bir tavizdir.

Birleşik Metal-İş’te örgütlendikleri için mobbinge maruz kalan, ilk elde dört, dün de beş işçinin kıyıma uğramasıyla sendikadan vazgeçmeye zorlanan Japon sermayeli MİTSUBA Fabrikası’nda önceki gün başlayan fabrikaya kapanma eylemi kısmi kazanımla sona erdi.

Direniş işçilerin coşkulu sloganlarıyla başlamıştı. İvmesi yükselen bir seyir de izledi. Buna rağmen bir yandan devreye Çayırova Kaymakamı girdi diğer yandan gece polisin müdahale hazırlığı içinde bulunduğu gözlendi. Dün Mitsuba fabrika yönetimi sendika yöneticileri ile görüşmeye çalışıyorlardı.

Bugün varılan anlaşmaya göre Mitsuba Fabrikası’nda, Birleşik Metal-İş yetkili sendika olarak kabul edilmiş, atılan işçilerin tazminat haklarının tamamının ödeneceği sözünü verilmiştir.

Üç günlük sürece baktığımızda işçilerin her şeyden önce sendikalı oldukları için atılan arkadaşlarının işe dönmesi talebiyle katılımı yüksek, enerjik ve sonuç almaya odaklı bir eylem pratiği sergilediklerini görüyoruz. İşçilerin güçlü çıkışı hem yerelde hem de Türkiye çapında güçlü bir destek kazandı. Mitsuba direnişi, parmakla sayılabilecek sayıda az katılımın olduğu bu yüzden uzun zamana yayılan ve sonucu belirsiz işçi eylemlerinden farklı bir direniş olarak şekillendi. Zaten direnişin hızlı bir biçimde sonuca gidişini de bu fark sağladı.

Birleşik Metal-İş gibi sonucu yansıtan haber sitelerinde de “Mitsuba direnişi kazanımla sonuçlandı” şeklinde bir yaklaşım söz konusu. Sendikanın fabrikada yetkili olarak tanınması kuşkusuz bir kazanımdır. Ancak sendikalaşma sürecine öncülük edip bu nedenle işten atılan işçilerin geri dönüşlerinin sağlanamaması da bu kazanımı ciddi anlamda gölgeleyen bir tavizdir. Bugün sendikayı fabrikaya getirmek için gözdağı amacıyla işten atılan işçilerin hakları sonuna kadar ve kararlılıkla savunulmazsa, bu hem patronun sendikanın çabalarını etkisizleştirmek için elinde önemli bir koz olacaktır hem de işçilerin sendikanın karar ve politikalarını hayata geçirmedeki kararlılıklarını zayıflatacaktır. Sınıf düşmanına cesaret verip sendikanın dayanacağı güç saflarında kuşku ve güvensizlik yaratan bir sonuç bu kadar rahat “kazanım” olarak sunulamaz!

Kuşkusuz her eylemin kendi dinamikleri ve gelişim süreci vardır. İleriye doğru atılmış görünen her adım sınıfın direnme iradesi ve isteğini güçlendirir. Fakat işçinin bilincinde yarın kendisinin de aynı akıbetle karşılaşabileceği kuşku ve güvensizliğini uyandıracak her taviz kısmi kazanımların da altını boşaltır, sınıf hareketinin gelişimi açısından anlamını gölgeler.

Mitsuba’da ortaya çıkan tablo budur!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar