Mülteci katliamlarına yasal koruma

Mülteci katliamlarına yasal koruma

İngiltere’de parlamentoda görüşülen Uyruk ve Sınırlar Yasa Tasarısı geri itmelerle ya da Manş faciasındaki gibi göçmenlerin yardım çağrılarına yanıt vermeyerek mültecilerin ölümüne neden olan yetkililere ceza muafiyeti getiriyor.

İngiltere’de Avam Kamarası’ndaki görüşmelerin ardından Lordlar Kamarası’na gönderilen Uyruk ve Sınırlar Yasa Tasarısı, ‘kaçak’ yollarla İngiltere’ye ulaşan herkese hapis cezası verilmesini öngörüyor. Mültecileri taşıyan küçük teknelere müdahale eden yetkilileri olası cezai işlemlerden muaf tutan bir maddeye de yer verilen düzenlemenin, geri itmeler sırasında ölümlere yol açabileceği belirtiliyor.

Yeni Özgür Politika’nın haberine göre, tasarının 24 Kasım tarihli Manş faciası sonrası parlamentoya getirilmesi dikkat çekti. Tasarıyla Manş Denizi’nde on altısı Kürt en az otuz göçmenin ölümüne neden olmakla suçlanan yetkililerin korunması hedefleniyor. Zira sivil toplum kuruluşları göçmenlerin “imdat” çağrılarına yanıt vermeyen Fransız ve İngiliz yetkililerin “taksirle adam öldürme” ve “kasten yardım göndermeme” suçlamasıyla yargılanmasını talep ediyor. Bu konuda ilk adımı Fransa’daki göçmen yardım derneği Utopia 56 atmıştı. Dernek, faciaya neden olan Fransız ve İngiliz yetkililerin yargılanması talebiyle 21 Aralık’ta Paris Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

Tasarıya sonradan eklenen bir madde ise sonradan vatandaş olan veya başka ülkelerle aile bağı bulunan İngiliz vatandaşlarının kendilerine haber verilmeden vatandaşlıklarının İçişleri Bakanlığı tarafından iptal edilmesinin önünü açıyor. 

Muhalefet ve STÖ’ler tepkili

Muhalefet ve sivil toplum kuruluşları ise “ırkçı” ve “ayrımcı” olarak tanımladıkları tasarıya tepki gösteriyor. Tasarının sadece mültecileri hedef almakla kalmayıp aynı zamanda ikinci sınıf vatandaşlığı yasalaştıracağına dikkat çekiliyor.

Mülteciler cezalandırılıyor

İşçi Partili Milletvekili Richard Rosser, tasarının yasalaşması durumunda haklı gerekçelerle İngiltere’ye sığınma talebinde bulunmak üzere gelenlerin cezai işleme tabi tutulacağına işaret etti.

Sözleşmelere aykırı

Rosser, tasarının BM Mülteci Sözleşmesi’nin hayatları veya özgürlükleri tehdit edildiği durumda mültecilere, yasa dışı girişler nedeniyle ceza verilemeyeceğine dair hükmünü de ortadan kaldırdığına dikkat çekti: “Eğer tüm ülkeler, sığınma talebinde bulunmak amacıyla yasa dışı yollardan giriş yapanları suçlu bulan bu yaklaşımı benimseyecek olursa tüm uluslararası mülteci koruma sistemi dağılır.”

Ailelerimizi hedefleyebilir

Muhafazafar Parti’den Sayeeda Warsi ise vatandaşlık konusundaki maddeye dikkat çekti ve ekledi:“Yasa sevdiklerimizi, arkadaşlarımızı ve meslektaşlarımızı kapsama potansiyeline sahip.”

CAGE adlı sivil toplum kuruluşundan Anas Mustapha da tasarının göçmen kökenlilerin ikinci sınıf vatandaş yapılmasına imkan tanıdığına dikkat çekti.

İşçi Partisi İçin Yahudi Sesi adlı kuruluşun basın sorumlusu Naomi Wimborne-Idrissi ise geçmişte bir kişinin vatandaşlıktan çıkarılabilmesi için o kişinin ‘terör tehdidi’ veya bunun gibi gerçekten ciddi bir suç işleme potansiyeline sahip olması gerektiğini anımsattı ve ekledi: “Bu değişecek. Tasarıyla artık görüşlerini veya siyasi faaliyetlerini beğenmedikleri bir kişiyi istenmeyen kişi olarak tanımlayabilecekler.”


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar