Öğrenciler: Bundan Sonrası Hepimizde!

Öğrenciler: Bundan Sonrası Hepimizde!

Üniversite öğrencilerinin Ankara, İstanbul, İzmir ve diğer illerde başlattıkları “Bundan Sonrası Hepimizde” kampanyasının Ankara ayağının startı bugün saat 14:00’te SES Ankara şubesinde yapılan basın açıklamasıyla verildi

Üniversite dayanışmalarının İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer illerde başlatacağı “Bundan Sonrası Hepimizde” kampanyanın Ankara ayağının startı, SES Ankara Şubesi’nde yapılan basın toplantısıyla verildi. Ankara’daki üniversitelerin dayanışmalarının bir araya gelerek gerçekleştirecekleri kampanyanın basın açıklamasında “Üniversiteye kelepçe vurulamaz!” ve “Tutuklanan, ev hapsi verilen öğrencilere özgürlük!” pankartları açıldı.

Basın açıklamasında tüm üniversite rektörlerinin kayyum olduğunu, AKP’li Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum olarak atanmasının üniversitelerin özgürleşmesi adına başlayan direnişin kıvılcımını çaktığını, akademiye takılan kelepçenin üniversiteye de takılması gerçeğiyle karşı karşıya olunduğu, bu açılardan bile meselenin sadece Boğaziçi meselesi olmadığı vurgulandı.

Mesele; yaşamlarımızı baskı ve şiddetle kuşatma altına alan iktidara karşı üniversitelerimizi ve hayatlarımızı savunmaktır” denilen açıklamada, iktidarın başlayan direnişi ve öğrencileri hedef göstermesinin toplumda bir karşılık bulmadığı kaydedilerek, “Bugün Boğaziçi kayyum atanan ne ilk ne de son üniversite olmuştur. Bunun bilinciyle üniversitelerimizde söz hakkımızı kazanmak, bilimsel eğitim talebimizi yükseltmek ve özgür yarınları kurmak için yan yana olmalıyız” denildi.

Öğrencilerin basın açıklamasının tam metninde şunlar ifade edildi:

#BundanSonrasıHepimizde

“Pencereye gel! / Havaları dinle bir: / Sesimiz yanındadır, / sesimiz seninledir…”

1 Ocak 2021 tarihinde, 12. Cumhurbaşkanı tarafından Boğaziçi Üniversitesine kayyum olarak atanan Melih Bulu’nun, Metallica dinlendiğini belirtip öğrencileri anlıyormuşçasına kurduğu cümleleriyle kamufle etmeye çalıştığı saraydan atanma kayyum kimliği, onu Boğaziçi kampüsünü polis ablukası altına aldıran, öğrencilerin evlerinin kapılarını gece operasyonlarıyla kırdırtan bir konuma getirdi hızlıca. Öğrencileri dize getirebileceklerini onların iradesini hiçe sayıp yaşam alanlarına istedikleri gibi müdahalede edebileceklerini ve bunun toplumsal bir tepki ile karşılaşmayacağını düşünen 12. Cumhurbaşkanı ve intihalci Melih Bulu beklediklerinin aksi bir durumla karşılaştı. Bütün kampüslerden yankısı hiç sönmeyecek bir ‘’Kayyum rektör istemiyoruz.’’ sesi yükselmeye başladı. Boğaziçi’nde başlayan eylemler, öğrencilerin kararlılığı ve direngenliği sayesinde ülkenin dört bir tarafına yayıldı. Bu süreçte 600’den fazla arkadaşımız yoğun şiddet görerek gözaltına alındı, 2 arkadaşımıza çıplak arama uygulandı, 24’ü aşkın arkadaşımıza ev hapsi verildi, 11 arkadaşımız devlet tarafından rehin tutuldu/tutuluyor.

Açık açık söylüyoruz: Üniversitelerdeki tüm rektörler birer kayyumdur. Ve üniversitenin bütün bileşenleri demokratik yollarla söz sahibi olmadıkça bu durum baki kalacaktır. Melih Bulu’nun kayyum olarak atanması üniversitelerimizi özgürleştirmek adına başlayan direnişimize bir kıvılcım olmuştur; akademiye takılan kelepçelerin üniversite kapılarımıza da somut olarak takılmasıyla üniversitelerimizi özgürleştirme istediğimiz yeniden, kuvvetlice ortaya çıkmıştır. Evet, mesele yalnızca Boğaziçi’nin meselesi değildir.

Mesele meşru olmayan bir atamadan da ötesidir. Mesele; sarayın, öğrencilerin tüm kimlikleriyle ve renkleriyle var olabilecekleri, toplum yararına özgürce bilim üretebilecekleri alanlar olması gereken üniversiteleri; sistemin çarklarına uydurarak sindirmeye çalışmasıdır. Mesele; yaşamlarımızı baskı ve şiddetle kuşatma altına alan iktidara karşı üniversitelerimizi ve hayatlarımızı savunmaktır. Mesele, sosyal medyadan arkadaşlarımızı hedef gösterip tutuklanmalarına destek olan ana muhalefetin bizleri uzaklaştırmaya çalıştığı sokak siyasetine yeni bir soluk getirmek, düzen içerisinde öğütülmeye çalışılan gençliğin haklı politik özgürlük mücadelesinde sönmeyen bir kıvılcım olmaktır. Mesele; yağmacıları ve katliamcıları durdurabilmek için yan yana, omuz omuza mücadele edip; şehir şehir, kampüs kampüs geleceğimizi savunmaktır.

Kayyum rektörün atanmasıyla başlayan protesto sürecinde sessiz kalmayan-kabul etmeyen her kesime yönelik başlatılan karalama ve linç kampanyası hiçbir karşılık bulmamış, aksine bizlerin haklılığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Melih Bulu’nun kayyum olarak atanmasıyla başlayan Boğaziçi Direnişi süresince birçok üniversitede dayanışmalar kurulmuş, var olan dayanışmalar güçlenmiştir.

Bizler iktidarın ve yandaş medyanın bizlere dönük tüm saldırılara cevabımızı kurduğumuz dayanışmalar ve sürdürdüğümüz kararlı mücadele ile veriyoruz.

Çünkü bizler yandaşlarla kuşatılmış bir akademi, siyasi iktidarın arka bahçesi haline getirilmiş kampüsler istemiyoruz.

Bizler, hocalarımızın ihraç edilmesini, topluluklarımızın kapatılmasını istemiyoruz. Bizler, müşteri olmak da sermeyenin boyundurluğu altına girmiş, ranta açılan üniversiteler de istemiyoruz.

Bizler hem çalışıp hem okumak zorunda kalıp işte ve kampüste sömürülmek; kyk borçlarına mahkum olmak istemiyoruz.

Bizler, belediyelere kayyum atayan ve Kürt halkının iradesini yok sayan işgalci zihniyeti istemiyoruz.

Bizler, direnen işçileri coplayan, 8 Mart’ta kadınların önüne set çeken polisi kampüslerimizde istemiyoruz.

Bizler, söz; yetki ve kararın üniversite bileşenleride olduğu demokratik üniversiteler ve özgür yaşamlar istiyoruz.

Taleplerimiz gücünü haklılığından, üniversite üniversite örgütlenen, büyüyen dayanışmalardan alıyor. LGBTİ+’ları nefret söylemleriyle hedef göstererek direnişe saldıranlara karşı gökkuşağını kuşanmalı, sesimizi “Öyle mi Alay Komutanı” diye haykıran madencilerin sesine katmalı, kadın iradesini savunmalıyız. Bizler üniversite dayanışmaları olarak düşmanımızın bir, mücadelemiz de ortak olduğu bilinciyle tutuklu bulunan/ ev hapsindeki arkadaşlarımızın serbest bırakılması ve üniversitelerimizdeki tüm kayyumların istifa etmesi için üniversite dayanışmaları olarak bir kampanya başlatıyoruz.

Başlattığımız “Bundan Sonrası Hepimizde” kampanyası için yüreği Boğaziçi Direnişi’yle atanlara sesleniyoruz. Bugün Melih Bulu sadece bir’dir, bugün her bir üniversite iktidarın antidemokratik politikalarının bir görünümü olan kayyumlarla kuşatılmıştır. Bugün Boğaziçi kayyum atanan ne ilk ne de son üniversite olmuştur. Bunun bilinciyle üniversitelerimizde söz hakkımızı kazanmak, bilimsel eğitim talebimizi yükseltmek ve özgür yarınları kurmak için yan yana olmalıyız.

Üniversiteler bizim, gelecek bizim,

Kayyumlar gidecek üniversiteler bizimle özgürleşecek!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar