Olağanüstü Bir Gece

Olağanüstü Bir Gece

Varoluşsal sancılar çeken seçkin bir burjuvanın, sınıfının kalıplarını kırma sürecini işleyen, haz veren Zweig’ın bu eseri, edebi yönü güçlü ve psikolojik alt yapısı hayli derin.

Stefan Zweig

Yazarın diğer kitaplarının yanında bende biraz sönük kalmış hissi uyandıran fakat Zweig farkını hissettiren kitap, ana karakterin duygusal doyuma ulaşması için yeni heyecanlar araması, aynı zamanda kendi içindeki “zararlı” duyguları keşfetmesiyle kendisine oranla kötü şartlarda yaşayan ve toplum tarafından dışlanıp “alt tabaka” olmaya itilmiş insanlarla tanışması kronolojik açıdan çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Tabii bu her insanın içinde açığa çıkmayı bekleyen “kötü” duygular olduğu anlamına gelmez. o karaktere has bir özelliktir.

“Zararlı” ve “kötü” tanımlamalarını özellikle yaptım. Burjuva yaşamın dışına çıkıp gettoya karışan baş karakter, olanca beyefendiliğiyle karanlıkları arşınlıyor. Ömründe ilk kez paylaşmayı görüyor. Bir temizlik işçine para veriyor, “Git kendine iyi bir şeyler al” diyor. Kek satan beli bükülmüş kadına yüklü bir meblağ veriyor. Bir balon satıcısının tüm balonlarının parasını fazlasıyla vererek balonları göğe bırakıyor.

Paylaşmak mutluluktur. Ve bu durum burjuva için kötü ve zararlıdır.

“…Ne var ki bu satırları sadece kendim için yazacaktım ve kendime bile tam açıklayamadığım bir şeyleri başkaları için anlaşılır kılmak gibi bir niyetim hiç yoktu. Aslında bu bir anlamda, kafamı sürekli meşgul ederek içimde bir kabarmaya yol açan bir olayla nihayet hesaplaşmak, onu yerli yerine oturtmak ve her yönden incelemek için giriştiğim bir denemeydi.”

Sade bir dille kaleme alınmış kitapta, baş karakterin iç dünyasına etkili bir yolculuğa tanıklık ediyorsunuz. Çoğu zaman empatik yaklaştım baş karaktere ve okuduğum süre boyunca kitapta bahsi geçen durumlar konusunda münakaşa ettim kendimle. Varoluşsal sancılar çeken seçkin bir burjuvanın, sınıfının kalıplarını kırma sürecini işleyen, haz veren bir eser Zweig’ın bu eseri; edebi yönü güçlü ve psikolojik alt yapısı hayli derin.

69 sayfalık kısacık bir uzun öyküde yoğun duyguları ve toplumunun içinde bulunduğu sınıfsal yarılmaya dair sağlam mesajları verebilmeyi başarmış. Düşündüren aforizmaları, karakterin ruh haline bürünmemizi kolaylaştıran metaforları ve sanatsal değeri yüksek betimlemeleriyle güçlü bir eser ortaya koyan yazarı başta diğer kitaplarıyla kıyaslayarak yersem de -ki sebebi anlatımının ve cümlelerinin uzunluğu- hikaye ve ana fikir çok çok güzeldi.

Kahramanın mutsuz olması, mutsuzluğunun farkında olması, ancak bunun için hiçbir şey yapmaması, üstüne bir de mutsuzluktan psikopatça zevk alması, at yarışı bölümü, gece panayır anlatısı ile ve finalde paylaşım içine girerek çekinceler içinde olsa da en azından bir şeyler yapması mutsuzluğunu bir nebze de olsa bitiriyor. Bizlere okumak ve paylaşmak düşüyor.

Keyifli okumalar…

Gürbüz Deniz


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar