Ölümün Ağzı

Ölümün Ağzı

“Ölümün Ağzı” romanını maden emekçilerinin yüzyıllar boyunca hiç değişmeyen kaderlerine ilişkin belgesel bir anlatı olarak da okumak gerektiğini düşünüyorum. Kitap İrfan Yalçın’a 1980 yılı TDK (Türk Dil Kurumu) Roman Ödülü’nü kazandırmıştır.

İrfan Yalçın

Bir kitabı okurken boğazınız düğümlendi mi hiç?

Acı içinize oturdu mu?

Yüreğiniz yandı mı herhangi bir kitabın sayfasında?

“Ölümün Ağzı”nı okumak için iyi bir yürek gerekiyor. Etkisini ölene kadar unutamam sanırım. Şiirsel dile sahip olan bu eseri herkes okumalı ve kitaplığında ona yer açmalı.

Hiç derdimiz tasamız yokmuş gibi öyle acı yüklendim ki virüsten beter dönemleri yaşatanları ve yaşayanları unutmamak adına okudum, “Ölümün Ağzı” kitabını her platformda paylaşacağım. Bilinsin ve unutulmasın acılar…

Karakterleri, olay örgüsü, yaşanmışlıkları ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında Zonguldak kömür ocakları çevresinde yaşayan erkek köylülerin, “mükellefiyet” adı altında zorla çalıştırılmaya tabi tutuluşları…

1936’da çıkan İş Kanunu’nun işçileri koruyan hükümleri askıya alınarak yürürlüğe konulan bu uygulama 27 Şubat 1940-1 Eylül 1947 arasında, İkinci Dünya Savaşı yıllarında devreye sokulmuştur. Zonguldak kömür ocakları çevresinde yaşayan erkek köylüler, “mükellefiyet” adı altında zorla çalıştırılmaya zorunlu tutulmuşlardıır

“İş mükellefiyeti”, ülke tarihinin en acı sayfalarından biridir. Yasayla, Ereğli- Zonguldak bölgesindeki yöre köylülerine yılın yarısını maden ocaklarında çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Tarlada, çiftte, çubukta çalışan yöre köylüleri, hiçbir deneyimleri olmadan maden ocaklarında, eşinden-çocuğundan ayrı; ilkel, zor, güvensiz koşullarda günde 16 saat çalıştırılmış, barakalarda pislik içinde yaşamış, aldıkları çok az olan ücretlerinin büyük kısmını da onları çalıştıranların kantininde satılan bozuk gıdalara harcamış ve ailelerinin yanına beş parasız ve hasta ciğerlerle dönmüşlerdir.

Gerekli eğitim verilmeden ocaklara sokulan köylüler, meslek hastalığı, iş kazaları ve genel sağlık sorunlarıyla baş başa kalmışlardır. “İş Mükellefiyeti”nin uygulandığı 1940-1947 arasında yalnızca iş kazalarında ölenlerin sayısı 700’ü geçmiştir.

İrfan Yalçın, “Ölümün Ağzı” romanını maden ocaklarında can vermiş, sakat kalmış, madenin bütün çilesini çekmiş ancak hiçbir zaman insan onuruna yaraşır bir hayat sürmemiş tüm emekçilere adıyor. Grizu patlamasında ölenleri, ölüsünü sevdiklerinin yanına götürüp gömemeyenleri, aylarca insanlık dışı çalışma koşullarında zorla çalıştırılıp, jandarma-devlet baskısıyla canından bezen köylü emekçilerin yaşadıklarını, maden ocaklarından firar edenlerin evlerine yapılan jandarma baskınlarını, dayak, küfür, gözaltı, hatta tecavüz olaylarını anlattığı romanında iş mükellefiyetinin yarattığı dramları belleklerimize kazıyor. İrfan Yalçın dağlayıcı gerçekliği olabildiğince yalın bir güzellikte anlatmış.

“Ölümün Ağzı” romanını maden emekçilerinin yüzyıllar boyunca hiç değişmeyen kaderlerine ilişkin belgesel bir anlatı olarak da okumak gerektiğini düşünüyorum. Kitap İrfan Yalçın’a 1980 yılı TDK (Türk Dil Kurumu) Roman Ödülü’nü kazandırmıştır.

Sağlıcakla ve dostlukla kalın..

Gürbüz Deniz


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar