Paris Sözleşmesi arkasına gizlenen tehlike: Nükleer Anlaşmalar

Paris Sözleşmesi arkasına gizlenen tehlike: Nükleer Anlaşmalar

Paris Sözleşmesi, Meclis’ten 6 Ekim’de davul zurna ile geçerken aynı gün hem de 14 dakika içinde nükleer enerji ile ilgili 2 kanun kabul edildi.

Hatırlanacağı gibi Erdoğan birkaç hafta önce, “bayram değil seyran değil” atasözüne uygun olarak, birdenbire Paris Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından da TBMM’de kabul edilerek imzalanacağını davul zurna ile ilan etmişti. Öyle ki, Erdoğan 6 Ekim’den bu yana da ağzını her açtığında Paris Sözleşmesi’ne atılan imzayla her fırsatta böbürlenmeyi ihmal etmiyor.

Duvar Gazetesi yazarı Önder Algedik 11 Ekim tarihli yazısında, 6 Ekim’de TBMM’de kabul edilen, kamuoyunda Paris Sözleşmesi olarak bilinen “İklim Değişikliği ile İlgili Çerçeve Sözleşmesi’nin” arkasındaki ikiyüzlülüğü ortaya serdi.

İçeriğine göre ortalığın birbirine girmesi gerekirken tersine sessizlikle karşılanan yazısında Algedik, TBMM’de Paris Sözleşmesi’nin kabul edilmesinin ardından inanılmaz bir hızla, 7’şer dakika arayla 2 nükleer anlaşmanın kabul edildiğini söylüyor. Anlaşmalardan birisinin başlığı “Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmesi” diğerinin de “28 Ocak 1964 Tarihli Ek Protokol ve 16 Kasım 1982 Tarihli Protokol ile Değiştirilen 29 Temmuz 1960 Tarihli Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Şahıslara Karşı Hukuki Mesuliyete Dair Sözleşmeyi Değiştiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ”.

Her iki anlaşmanın ortak yönleri şunlar:
1- Her iki anlaşmada da imzalanan Paris Antlaşmasının özü olan “iklim değişikliği”nin aksine tehlikeli olduğu artık kabul edilen nükleer enerji ile ilgili.
2- Her iki anlaşma da yaklaşık 1,5 yıldan fazladır Meclis’te bekletilmişken birden bire kanunlaşması için Meclis Genel Kurulu’na sevk ediliyor.
4- Her iki anlaşmaya da İYİ Parti’nin her iki anlaşmaya da kabul oyu verirken, HDP (şaşırtıcı biçimde ilk kanunda 20 çekimser oy veriyorlar)* ve CHP’den oylamada red kullanmak dışında* muhalefetten dişe dokunur hiç bir tepki gelmemiş olması.

Başkanlık sistemine karşı parlamenter sistemde anlaşan ancak nükleer enerjiyi destekleyen bu kanunlara karşı muhalefetin Meclis’teki tavrını Algedik “radyoaktif parlamenter kaza” olarak tanımladıktan sonra haklı olarak şu cümle ile bitiriyor: “Ama siz ülkeyi tam bir nükleer parlamenter kazaya kurban ettiniz.”

HDP’nin ilkim ve çevre konusunda kayda değer bir politik hat izlemesine rağmen çekimser oy vermesi ise bir başka problem.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar