Plan Devrede…

Plan Devrede…

AKP-MHP-Ergenekoncu koalisyonun ÖSO gibi gerici çetelere verdiği destek, gözü kararmış işgalci bir güç olarak o coğrafyadaki vahşet ve talanı bu insanların ülkelerini terk edip başka ülkelere sığınmasına neden oldu. Kara para aklamaktan uyuşturucu ticaretine kadar ne kadar kirli iş varsa bulaşmış olan bu faşist rejim, ekonomik ve toplumsal krizin tek sorumlusudur.

Çiçek Özgen

Rejimin alttan alta beslediği mülteci düşmanlığı, medyanın katkısı, kolluğun da iştahlı desteğiyle hızla derinleşiyor. Sadece mültecilik üzerinden değil aynı zamanda ezeli Kürt düşmanlığı üzerinde de hareketlendirilen ırkçılık, rejimin gerek duyduğunda sarılabileceği bir can simiti olarak hazırda bekletiliyor.

Ekonomik krizin derinleşerek toplumsal krize de dönüşecek şekilde büyümeye başlaması karşısında “suçu” üzerine yıkabileceği bir hedef gösterme ihtiyacı duyan AKP-MHP bloğu kendini bu yolla aklama hesapları yapıyor. Ekonominin kötü olmasının, geçinememelerinin sebebi olarak Suriyelileri (ek olarak şimdi de Afganlıları) gösteriyor. Ne yazık ki, çoğu işçi ve emekçi de yaratılan bu algıya inanıyor. Mülteciler ülkeden giderse, ekonominin düzeleceğini, iyi şartlarda yaşayabileceklerini sanıyor. Böyle düşünmelerinin diğer bir sebebi de, mültecilerin ucuz işgücü olarak kullanılması. Ucuz işgücü geriye işsizlik ve ücretlerin iyice düşmesi olarak yansıyor. Rejimin izlediği politikanın sonuçlarını göremedikçe de öfke ve nefret kendinden olmayana yöneliyor. Devlet, medyasının da yardımıyla toplumu bu yönde istediği doğrultuda manipüle edebiliyor. Haber programları bayramlaşma için memleketlerine gidip dönen Suriyelilerin haberleriyle dolarken, diğer yandan ülkede rahat yaşayan ya da suça karışan mültecilerin haberleri verilerek algı yaratılıyor.

Yanı sıra devreye belediye başkanlarını, valilerini, akademisyenlerini de sokuyor. Bolu Valisi’nin mültecilerin akşam dışarı çıkmalarından ne yiyip ne içeceklerine kadar karar verme yetkisini kendinde gördüğü ırkçı yasaklarının nedeni de bu! Ya da belediye başkanının mültecilerin elektrik faturalarına çok daha fazla zam yapılacağını söylemesinin nedeni de!..

Mülteciler: Bütün “kötülüklerin kaynağı”

Sıradan bir insanın mültecilere duyduğu nefretten çok daha örgütlü çok daha tehlikeli bir biçimde planlı bir yol alışın adımlarını görüyoruz. Çünkü aynı “ideolojik akıl”la hareket ediyorlar. Sahip oldukları bu ideoloji gereği ırkçılık ve nefret onların ayrılmaz bir parçası, var olmalarını buna borçlular. İşte burada tehlikenin boyutu bir kez daha karşımıza çıkıyor. Medyasından, hukukuna kadar her alanı ve her kurumu ellinde bulunduran rejim, toplumdaki bazı kesimleri planlı bir biçimde bu ideolojiyle kendisine yedek güç haline getirebilecekleri bir gericileşmenin de gaz pedalına basmış oluyor. Özellikle krizin derinleştiği, koltuğu kaybetme riskinin kendini daha açıktan gösterdiği bu gibi durumlarda, planlı hareket edişlere de daha çok ihtiyaç duyuyor. O nedenle sürekli devlet erkanından birileri mültecileri hedefe koyan, Nazi uygulamalarını aratmayan yöntemler uygulamayı teklif eden açıklamalarla boy gösteriyor. Bunlar münferit olaylar değil. Aynı zamanda bu durum sıkıştıklarının -ama aynı zamanda köşeye sıkıştıklarında neleri de yapabileceklerinin- da bir işareti.

Faşist rejim, başımıza gelen her kötü şeyin sebebinin mülteciler olduğu algısını diri tutulmak isterken, gerektiğinde kendini tüm sorumluluklardan azad kılmanın yollarını da döşemiş oluyor. Bir zamanlar oy kaygısının, Avrupa’dan alacağı euroların, sermayesine ucuz işgücü sağlayacağı hayallerinin verdiği mutlulukla sarıldığı mülteciler, gerektiğinde gözünü bile kırpmadan, ırkçıların önüne atabileceği bir yem işlevi görüyor.

Fatih: 7 bin yerleşik mülteci yaşam alanından koparıldı

Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, yılbaşında alınan kararla mültecilerin ilçede ev kiralamasının engellendiğini ve 8 ayda 7 bin yerleşik mültecinin ilçeden ayrıldığını açıklıyor çok olağan bir şeymiş gibi. Ya da yaşanan kimi ırkçı saldırılarda her ne kadar faşist çeteler başı çekse de, sıradan insanların da rol oynayabildiğini görüyoruz. Otobüste, işyerlerimizde, parklarda insanların oldukça yaygın olan ırkçı söylemlerine şahit oluyoruz.

Devletin manipülasyonunu kıramadıkça bu ırkçı-faşist söylemler kendine bir alan yaratmaya devam edecek. Oysa yaşanan ekonomik krizin de, insanların savaş nedeniyle ülkelerini terk etmelerinin de asıl sorumlusu -dünyada da Türkiye’de de- bu sistemdir.

AKP-MHP-Ergenekoncu koalisyonun ÖSO gibi gerici çetelere verdiği destek, gözü kararmış işgalci bir güç olarak o coğrafyadaki vahşeti ve talanı bu insanların ülkelerini terk edip başka ülkelere sığınmasına neden oldu. Kara para aklamaktan uyuşturucu ticaretine kadar ne kadar kirli iş varsa bulaşmışken, hala insanların manevi duygularını sömürmeye çalışanların yönettiği bu faşist rejim, ekonomik ve toplumsal krizin tek sorumlusudur.

Evimize ekmek girmiyorsa, çocuklarımız istediği okulda okuyamıyor, yurtlarda barınamıyorsa, düşük ücretlerde ağır çalışma koşullarında açlığa sefalete mahkum ediliyorsak, mezara kadar bile emekli olamıyorsak, en ufak bir itirazımızda işimizden aşımızdan oluyorsak… bunun sorumlusu kapitalizmdir, bunun sorumlusu emperyalistler ile onların hizmetkarlarıdır!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar