Rosa Luxemburg 150 yıl önce doğdu

Rosa Luxemburg 150 yıl önce doğdu

İşçi sınıfı hareketinin bir savunucusu, teorisyeni ve önderlerinden biri olarak karşı devrime korku salan ve 15 Ocak 1919’da karşı devrim çeteleri tarafından yoldaşı Karl Liebknecht’le birlikte vahşice katledilen Rosa Luxemburg Lenin için bir “kartal”, Clara Zetkin içinse “eşi görülmemiş enerjinin somutlaşmış hali”ydi…

Gülenay Eren

Polonya’da Yahudi bir ailenin 5 Mart 1851 yılında dünyaya gelen kızı Rozalia Luxemburg, dünya devrimci hareketinin baş eğmeyi bilmeyen “devrim kartalı”, 150. doğum gününde bizlere bıraktığı engin mirasıyla yaşamaya devam ediyor.

İşçi sınıfı hareketinin bir savunucusu, teorisyeni ve önderlerinden biri olarak karşı devrime korku salan ve 15 Ocak 1919’da karşı devrim çeteleri tarafından yoldaşı Karl Liebknecht’le birlikte vahşice katledilen Rosa Luxemburg Lenin için bir “kartal”, Clara Zetkin içinse “eşi görülmemiş enerjinin somutlaşmış hali”ydi…

Beş yaşında yürüme zorluğu çekerek yatakta kalmak zorunda kaldığı dönemde okuma yazmayı kendi kendine öğrenen, beş dil bilen, Varşova’ da liseyi birincilikle bitiren, henüz okul sıralarındayken Marksist ideolojiyle tanışan ve illegal örgütlenmede genç yaşta Polonya’da illegal örgütlenen genel grev çalışmasına bölgesinde liderlik ettiği için aranan Rozalia’dır O. Zürich’e kaçmak zorunda kalan Rosa 1890 yılında Zurich Üniversitesi’ne girerek felsefe, matematik, botanik ve zooloji bölümlerine kaydoldu; öğrenmedeki azmi ve bitmeyen merakıyla ekonomi ve uluslararası hukuk ihtisasınıda tamamladı.

Hayatını adadığı sınıf mücadelesinden bu süreçte de vazgeçmedi, İsviçre’de hızla Marksist çevrelere katıldı. O dönem sürgünde olan birçok sosyalist- komünist mültecinin bulunduğu ülkede sadece entelektüel birikim deryasına dalmadı, aynı zamanda enternasyonal mücadeleye inanan Rosa hem Polonyalı mültecilerle hem de İsviçresınıf hareketleriyle bağ kurarak faaliyetlere katıldı. Bu ufak tefek, enerjisi tükenmeyen kadın gittiği her yerde yetenek ve birikimiyle hayranlık uyandırıyordu. Bir yandan da sürgünde “İşçilerin Davası” gazetesi için yazı yazıyor, Polonya’da endüstriyel gelişme tezini tamamlıyor, kurucularından olduğu Polonya Sosyal Demokrat Partisi’nin faaliyetlerini yürütüyordu.

1898’de o dönem proletaryanın enternasyonal mücadelesinin merkezi haline gelen Berlin’e taşınır ve Sosyal Demokrat Parti’ye (SPD) katılır. Parlamenteristlerin çoğunlukta olduğu partide sol kanadın sözcülerinden biri artık Rosa’dır. SPD’de hüküm süren reformist ve parlamentarist anlayışı mahkum eder, yaklaşan I. Dünya Savaşı’nda işçi sınıfı hareketinin asla taraf olmayacağını deklare eder: “Enternasyonal sınıf mücadelesini savunan bizler, işçi sınıfından savaşta milliyetçi duygularla birbirlerini boğazlamalarını mı isteyeceğiz?!”

“Neyin ne olduğunu yüksek sesle söylemek en devrimci eylemdir” diyen, konuştukça devleşen ve zapt edilemez bu kadına sadece karşı devrimciler arasında değil SPD içinde de nefret kusanlar vardır. O sadece iyi bir hatip değil sınıf mücadelesini yok eden yaklaşımların da doğru noktadan yakalayan ve teşhir eden bir ajitatördür. 1904’te “yasaklı” şeylerden söz ettiği için 3 ay hapis cezası verilir, düşünülenin aksine bu Rosa’ya daha büyük sempati duyulmasını sağlar. 1906 yılında “sınıf nefretini kışkırtmaktan” iki ay daha hapis cezası alır.

1913‘te kitlelere vicdani ret çağrısında bulunur.1915’te “kanunlara ve yetkililerin emirlerine karşı itaatsizliği kışkırtmaktan” bir yıl hapis cezasına çarptırılır. SPD’yle artık ipler kopmuştur; Karl Leibknecht’le birlikte Spartaküs grubunu kurarlar. Savaş sürecinin neredeyse tamamını gözaltında, cezaevinde geçiren Rosa karşı devrim için tehlikeydi ve süreklileşmiş “güvenlik gözetimi” altında takip ediliyordu.


Faşizme ve askeri zorbalığa karşı verdiği mücadeleyi saygıyla hatırlamak ve unutturmamak için Rosa Luxemburg’un 150. doğum gününü kutluyoruz

Sadece karşı devrim değil karşı devrimin destekçisi olan SPD’nin de içinde olduğu bir provokasyon süreci başlar. Rosa ve yoldaşı Karl Liebknecht tehlike altındadır, ülkeyi terketmezler ama sürekli mekan değiştirerek illegal faliyete ağırlık verirler. Kaldıkları evde karşı devrim çeteleri tarafından dövülerek katledilirler, Karl Liebknecht sonunda kurşunlanır ve hayatını kaybeder. Rosa işkence edilerek katledilmiştir. Rosa’nın ölü bedeni Landwehr Kanalı’na atılır. Bugün kanala atıldığı yerde isminin yazılı olduğu bir plaket bulunmakta. Mayıs ayında kanalda bulunan Rosa’nın cansız bedeni büyük bir katılımla yoldaşlarının da olduğu mezarlığa defnedilir.

1919 yılının Ocak ayında geçici iktidara karşı başlayan ve Spartaküs ayaklanması olarak tarihe geçen grev ve silahlı baskınlar kanla bastırıldı, Spartaküs liderlerine karşı bir sürek avı süreci başlamıştı. 15 Ocak’ta Wilmersdorfer çeteleri Rosa ve Karl Liebknecht’i arkadaşlarının evini basınca buldular. Bu katliamın o dönemin iktidarının emriyle gerçekleştiği bilinse de bugüne kadar hiçbir tarihi belge açığa çıkmadı.

Rosa katledildiği gün, mücadeleyle süren yaşama veda etmiş olsa da dünya devrim tarihine adını yazdırdı.

Berlin’de her 15 Ocak’ta binlerce kişi Rosa ve yoldaşlarının anısına bir araya gelerek egemen sistemin hala korkulu rüyası olan bu kadının ruhunu sokaklara taşıyorlar.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar