Savaş para demektir!

Savaş para demektir!

1944’te, Almanya’daki bütün işgücünün üçte biri köle işçilerden oluşuyordu. Bunun anlamı, o zamanlar üretim yapan neredeyse her firmanın o ya da bu şekilde savaş ekonomisine dâhil olmasıdır. Kimler yoktu ki bu listede? Ikea’nın kurucusu Ingvar Kamprad, Alman savaş makinesinin en büyük üreticisi ve finansörü çelik ve silah tekeli Krupp, Bayer, kendisinin de üye olduğu Nazi Partisi’nin üniformalarının siparişini aldıktan sonra yükselişe geçen Hugo Boss, Daimler-Benz (Mercedes) patronları, otomobil tekeli BMW… Auschwitz kampının içerisinde dahi üretim yapan, hatta fırınların tasarımına da katkıda bulunan Alman teknoloji devi Siemens, fabrikalarında 20 bin köle işçi çalıştıran Robert Bosch…

Arif Mostarlı

“Muhtemelen siz bile gençliğinizde şimdi aptalca olduğunu bildiğiniz bir şey yapmışsınızdır. Neden bu gençlik hatasını kendim açıklamadım ki? Basit. Bunun işime zarar vereceğinden korkuyordum.” Ikea’nın kurucusu Ingvar Kamprad 2000 yılında Forbes’a verdiği demeçte Nazi partisiyle olan gençlik bağlarını böyle açıklıyordu: Gençlik hatası! Doğrusu çok ‘faydalı’ bir gençlik hatası! Milyarları çekip çeviren koca bir imparatorluktan söz ediyoruz.

Bu tür masumane açıklamalar, kirli bir tarihi perdeleyip normalleştiriyor. Ama mızrak çuvala sığmıyor. Sadece büyük Alman şirketlerinin değil, Avrupa ve Amerika kökenli başka şirketlerin de Nazilerle yaptığı işbirliği gizlenemiyor. Alman tarihçi Roman Köster, “1944’te, Almanya’daki bütün işgücünün üçte biri köle işçilerden oluşuyordu. Bunun anlamı, o zamanlar üretim yapan neredeyse her firmanın o ya da bu şekilde savaş ekonomisine dâhil olmasıdır” diyor.

Savaş para demektir!

Liste çok uzun. Kimler yok ki? İnsan hangisinden başlayacağını şaşırıyor.

Ama herhalde en uygun başlangıç Alman savaş makinesinin en büyük üreticisi ve finansörü çelik ve silah tekeli Krupp olacaktır. Hitler’i başından beri destekleyerek başa gelmesinde rol oynayan Gustav Krupp, 1933’ten 1946’ya kadar kârını yüzde 433 arttırmıştı. Hitler’in sık sık övdüğü Krupp’un çalıştırdığı işçiler ise tabii ki toplama kamplarının köleleriydi.

Daimler-Benz (Mercedes) patronlarının Nazi aşkı ise bitmez tükenmez! Hitler’le yakın aile ilişkileri de olan ve Naziler için tanklar ve uçak motorları üreten Benz ailesinin fabrikalarında çalışanların yüzde 68’i köle işçilerdi. Otomobil tekellerinden BMW de aslında pek masum değildi. Şirketin kurucusu Günther Quandt, Nazi Partisi üyesiydi ve askeri teçzihat üreten BMW, fabrikalarında 50 bin savaş esirini ve toplama kamplarındaki Yahudileri çalıştırmıştı. Bu arada, diğerleri gibi Quandt’lar da bir dizi Yahudi işletmesini de (ödemesiz olarak) satın aldı. Bizim kısaca ‘çökme’ dediğimiz durum!

Volkswagen ise diğerlerinden farklıydı. Hitler’in Ferdinand Porsche’ye verdiği talimat gereği üretilen Volkswagen (Halkın Arabası) ve Beetle (Böcek) otomobilleri peynir ekmek gibi satılırken, şirket, iki otomobili üretmek için 15 binden fazla köle kullandı. Bu arada, Almanya kökenli olan ama General Motors tarafından satın alınan Opel ve hatta Ford otomobil şirketi bile, Hitler’in sunduğu olanaklardan yararlanmakta sakınca görmedi. Almanya Devlet Nişanı’na layık görülen ilk yabancı, Henry Ford idi.

Kölelik üzerinden yükselenler

En kirli firmalardan biri kuşkusuz Bayer’di. Bayer, Nazilerin gaz odalarında kullandıkları Zyklon B gazının üreticisi IG Farben ile ortak çalışıyordu. I.G. Farben sentetik kauçuk ve petrol şirketi’nin Auschwitz yakınlarındaki Monowice’te açtığı fabrikada 25 bin köle işçi hayatını yitirmişti. Bayer’in ayrıca aspirinin gerçek mucidi olan Yahudi bilim insanı Arthur Eichengrün’un yerine Ari ırktan gelen Felix Hoffmann’ın ismini öne çıkarması bilinen gerçeklerden biri.

Daha kimler kimler var… Sıradan bir terziden azıcık fazlası olan Hugo Ferdinand Boss’un kendisinin de üye olduğu Nazi Partisi’nin üniformalarının siparişini aldıktan sonra yükselişi ve sonra Hugo Boss adıyla yıldızının parlaması; Auschwitz kampının içerisinde dahi üretim yapan ve hatta fırınların tasarımına da katkıda bulunan Alman teknoloji devi Siemens; bir yandan “İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” gibi inciler döktürürken diğer yandan fabrikalarında 20 bin köle işçi çalıştıran Robert Bosch; Nazi Partisi’nde etkin görev alarak savaş esirlerini köle olarak kullandıklarını daha geçen yıl kabul eden Reimann ailesi; otomotiv sanayinin lastik ve orijinal ekipman tedarikçisi Continental ve başkaları… Pek azı yargılanan bu savaş suçlularının çoğu, sonradan köle işçilere şahsen kötü davranmadıklarını söyleyerek kendilerini savundular ama zaten faşizmin özü de buydu: Onlar adına SS birlikleri yeterince kötülük yapıyorlardı!

Sonuçta, Ağustos 1944 itibariyle toplam 5 milyon 721 bin 883 sivil işçiye karşılık 1 milyon 930 bin 087 savaş esiri köle işçi çalıştırılıyordu. Köle işçilerin yüzde 25’i savaş esiri, kalan yüzde 75’i sivil köle işçilerdi ve köle işçilerin sayısı 1944 yılındaki toplam Alman işgücünün yüzde 26,5’ini oluşturuyordu.

Kandan para kazanmak

İşletmeler sadece köle işçilikten kâr etmediler ama. Nazilerle anlaşmalar, özel bağlantılar, Yahudi işletmelerine el koymalar da zenginleşme sebeplerindendi. Örneğin kozmetik şirketi L’Oréal böyleydi ya da Alman medya holdingi Bertelsmann da asıl voliyi Alman silahlı kuvvetlerinin kitap tedarikçisi olmasıyla vurmuştu. IBM ise bir sayım sistemiyle Nazilere Yahudilerin, Çingenelerin ve diğer etnik grupların yerlerini işaretleme imkânını sağlamıştı.

Velhasıl, savaş öyle sık söylendiği gibi ekonomiyi mahveden bir şey değildi; tersine, büyük bir rant ve zenginlik kaynağıydı da. Dün öyleydi, bugün de öyle.

Uzağa gitmeye gerek yok, çevrenize bakın yeter…

Yeni Yaşam


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar