Selma Aybal: Ser verip sır vermeyenlerden…

Selma Aybal: Ser verip sır vermeyenlerden…

TİKB militanı Selma Aybal yoldaş 8 Eylül 1981’de işkencede katledildi.

Selma Aybal, 1981 Ağustos ayı ortalarına doğru, hain Adil Özbek‘in yer göstermesi sonucu vurularak yakalandı. (*) Bu genç savaşçı fidanın kırılmasında Adil Özbek haininin gözü dönmüşlüğü kadar, çözülme ihtimali yüksek olan bu yaratığın yakalandığı haberi dönemin bölge sorumlularına özel kuryeyle iletilmiş olmasına rağmen kaldığı evin aradan günler geçtiği halde boşaltılmamış olmasının payı da büyüktü. İlk etapta yaralı olarak ele geçen Selma, örgütün sırlarını, daha sonra temelli kendisinde kalmak üzere, 8 Eylül‘e kadar yaralı bedeninde taşıdı.

Selma’yı örnek yapan, görüne görüne gelen ölümle sakin, tereddütsüz ve kahramanca buluşması değildi tek başına. Bu bir sonuçtu ve bu ‘sonuç’, Selma’nın kısacık yaşamına sığdırdığı devrimci pratiğin ‘doğal’ bir uzantısıydı.

Selma, TİKB’nin kuruluş yıllarında Ankara‘da katıldı örgüt saflarına. Devrim ve sosyalizm uğruna mücadeleyi örgütlü yürütmek amacıyla yaptığı seçim, o dönem devrimci dalgadaki yükselişin arkasına takılan bir sürükleniş değildi. Düşünülerek verilen bir kararın sonucuydu. O bunu lafla değil pratiğiyle gösterdi.

Henüz çok genç bir devrimciyken faşizme tutsak düştü. 12 Eylül karanlığı o cezaevindeyken çöktü. Tahliye edildiğinde, dizginsiz bir faşist terör ve baskının yanı sıra tasfiyeci korkaklık ve kavga kaçaklığı kol geziyordu. O gencecik devrimci, tasfiyeciler gibi örgütten ve örgütlü mücadeleden uzak durmayı, günün devrimci görevlerine yan çizerek arazi olmayı aklından bile geçirmedi. Tersine, yenen darbeler nedeniyle Ankara’da eski bağlantı kanalları üzerinden ulaşamadığı örgütü aramaya koyuldu. Onunla bu kez İstanbul‘da buluştu. İletilen randevuya giden İsmail CÜNEYT‘in izlenimlerini aktarırken yaptığı tanımla, “İncecik dal gibi bişey”di; “…ama mangal gibi bir yürek taşıdığı gözlerinden belliydi”. “Örgütün kendisine nerede ihtiyacı varsa oraya gitmek istiyor”du. Adana’ya gönderildi…

Dönem her bakımdan kalleş bir dönemdi… Buna rağmen o ne yakındı ne sızlandı. Devrim yalnız bırakıldıkça o devrime daha çok sarıldı. Kaçanlar, göçenler, tutsak düşenler çoğaldıkça ortaya çıkan boşlukları doldurmak için daha fazlasını omuzlamaya yöneldi. Pratik görevlerin yanı sıra Adana’daki baskı işlerini üstlendi. Uzun yıllar Adana’da çalışan Adil Özbek haininin, çözülecek olursa Adana’da polisi ilk götüreceği evin onun da kaldığı baskı evi olacağı açıktı. Gece yakalanan hainin İstanbul’da kaldığı eve 12 saat sonra gelen polis orada tek bir çöp dahi ele geçiremezken, günler sonra gittiği Adana’daki baskı evinde yanındaki yoldaşıyla birlikte onu hala parça parça ev boşaltmaya çalışırken buldu…

(*) Adil Özbek haini daha sonra TİKB tarafından cezalandırıldı.

tikb.org


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar