Sendika Canpaş işçilerinin sesini nihayet duydu; ama nasıl?

Sendika Canpaş işçilerinin sesini nihayet duydu; ama nasıl?

Canpaş’ta çalışan işçilerin günlerdir coronaya karşı hiçbir önlem alınmadan çalıştırılmalarına seyirci kalan Genel-İş 1 No’lu Şube bugün ilginç bir adım attı!

Çankaya Belediyesi’ne bağlı taşeron firma Canpaş A.Ş bünyesinde çalışan temizlik işçilerinin koronavirüs salgınına karşı hiçbir önlem alınmadan çalıştırıldıklarını, Çanpaş temsilcileri bilgilendirme ve bilgi edinme hesabından yapılan paylaşımları derleyerek haberleştirmiştik. Canpaş işçilerinin sorunları çeşitli sosyal medya hesaplarından da dile getirildikten sonra günlerdir olup biteni izleyen sendika, kelimenin gerçek anlamıyla “utangaç” bir tavır geliştirdi. İşçilerin sorunları temelinde belediye yönetimiyle görüşmek ve bu konuda onları da bilgilendirmek yerine kendi atadığı işyeri temsilcisine, hem de sosyal medya üzerinden bir açıklama yaptırma yoluna gitti. Bu arada Çankaya Belediyesi de göstermelik birkaç adım attı. İşçiler belediyenin bu samimiyetsiz tutumunu da video kayıt yaparak paylaştı.

Dünya çapında bir salgına dönüşen ve Türkiye’de de hızla yayılan koronavirüs koşullarında işçiler açısından sorun, aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunudur ve bu sorun temelinde kolektif bir mücadelenin örülmesinin zemini de hayli güçlüdür. Sendikalarsa bu mücadelenin ve işçinin sağlığı ve güvenliğinin doğrudan sorumlusudur.  Sadece sorunları dile getiren değil, aynı zamanda böylesi süreçlerde yakıcı talepler temelinde ortak hareket etmeleri, gerekirse anayasal bir hak olan iş görmeme hakkını tüm işkollarını da kapsayacak fiili bir greve dönüştürmeleri asli görevleridir.

Bu süreçte sendikalar açısından talepler ve alınması gereken tutum bellidir. İşçilerin yıllık izinlerinden kesilmeyecek şekilde ücretli izne çıkarılmaları, toplumsal ihtiyaçların karşılanması için çalışmanın devam etmek zorunda olduğu işkollarındaysa işgünü saatinin düşürülmesi, molaların arttırılması, koronavirüsten korunmak için tüm hijyen koşullarının sağlanması, kişisel koruma için gerekli malzemenin verilmesi bu taleplerin başında gelir.

Sendikaların şimdiye kadar süreci izlemenin, belirli tahliller yapmanın ve herhangi bir işçi gibi talepler sıralamanın ötesine geçen bir tutum almadıkları ortadadır.

Özellikle belediyelerde bu daha fazla böyledir. Buralarda örgütlenen sendikaların partili belediye başkanlarıyla karşı karşıya gelmekten özellikle kaçındıkları, hatta patron konumundaki belediye yönetimleriyle iç içe geçtikleri, üye sayılarını korumak için vermedikleri tavizin kalmadığını bilmeyen de yoktur.

Bu tutum Canpaş işçilerinin sorunları karşısında da sürdürülüyor. İşçiler günlerdir sorunlarını bangır bangır dile getirmelerine, sendikayı göreve çağırmalarına rağmen herhangi bir sahiplenici tutumla karşılaşmadılar.

Temizlik ve diğer departmanlarda çalışan işçilerin toplum sağlığı açısından işlerine devam etmeleri gerektiği açıktır. Fakat salgın koşullarında oldukça riskli bir konumda olan bu işçilerin hastalıktan korunmaları için azami önlemin alınması da bir zorunluluktur.

İşçilerin örgütlü olduğu sendikanın bunu bizzat bir mücadele konusu haline getirmesi, gerekirse üretimden gelen gücün de kullanıldığı görüşmeler yürütmesi, işçileri de buna hazırlaması gerekir. Canpaş işçilerinin örgütlü oldukları Genel-İş şimdiye kadar böyle bir tutum almadı.

İşçilerin sorunları basında yer aldıktan sonra bile anlamlı bir adım atmadı. Onun yerine bu sorunları işçilerin seçtikleri temsilcileri görevden alıp, yerlerine atadığı Ali Aydın’a hem de sosyal medya hesabı üzerinden yaptırdı.

Çankaya Belediyesi’nde örgütlü olan Genel İş 1. No’lu Şube Başkanı İsmail Yıldırım ve yönetiminin, işçilerin seçtikleri temsilcileri görevinden alıp yerine atadıkları Ali Aydın’ın, Canpaş temsilcileri bilgilendirme ve bilgi edinme hesabından yaptığı paylaşımda bahsettiği sorunlar doğrudur. Fakat bu sorunların asıl muhataplarıyla doğrudan görüşülerek çözülmesini sağlamak gerekmez mi?

Aydın paylaşımında işçilerin sorunlarının giderilmemesi durumunda çalışmaktan kaçınma hakları olduğunu da ifade ediyor. Elbette doğru; fakat işçiler toplu sözleşme sürecinde iş bıraktıklarında sendikanın kendilerini nasıl yalnız bıraktığın da unutmuş değiller.

İşçilere çalışmama hakları olduğunu sosyal medya üzerinden ileteceklerine, sorunların giderilmesi için muhataplarıyla görüşüp giderilmediği takdirde çalışmama hakkının kullanılmasını örgütlemek bizzat sendikanın görevi değil midir?

Atama ile işçi temsilcisi olan Ali Aydın’ın Canpaş temsilcileri bilgilendirme ve bilgi edinme hesabında yaptığı paylaşımı yayınlıyor ve Genel İş 1. Nolu Şube’yi sorumluluğa davet ediyoruz:

Park bahçeler müdürlüğünde çalışan personelin iş sağlığı sorunları:

 

Park bahçeler müdürlüğünde yaklaşık üç yüz personel çalışmaktadır. Personelin büyük kısmı sahada, Çankaya ilçesinin geneline yayılmış beş yüzden fazla parkta görev yapmaktadır. Görev yapılan parkların büyük çoğunluğunda lavabo bulunmamaktadır. 

 

Tuvalet ihtiyacını karşılamakta zorlanan personel, elini yüzünü yıkayacak bir lavaboya bile sahip değildir.

 

Virüs salgınıyla birlikte, işçi, en hayati önlem olan el hijyenini sağlamaktan yoksundur. Bu bağlamda, park bahçeler personelinin en hayati ihtiyacı el dezenfektanıdır. Elini yıkama imkânına sahip olmayan personel için el dezenfektanı elzemdir.

 

İvedi olarak en az 300 litre el dezenfektanının sağlanıp işçilere dağıtılması gerekmektedir. (Peyderpey devamı gelme şartıyla)
Dağıtılan maske ve eldivenler yetersizdir. Tek kullanımlık maskelerden işçilere birer tane verildiği görülmüştür. Her çalışana çok sayıda eldiven verilmesi gerekli bir önlemdir.

 

Kulübeler

 

İşçiler, ekseriyetle birer metrekarelik nöbetçi kulübelerinde barınmaktadır. Bu küçücük kulübelerde, hem kendi ihtiyacını karşılaması, hem de parklarda kullandığı temizlik malzemesini muhafaza etmesi gerekmektedir. İşçi, parkı temizlerken kullandığı, virüs barındırması muhtemel yüzeyle temas eden malzemeyi -başka yer olmadığından- kulübesinde muhafaza eder.

 

İşçiden virüs barındırması muhtemel malzemeyi yaşam alanında muhafaza etmesi beklenmemelidir.

 

Üye işçiler, birer metrekarelik kulübelerinde 16 mart itibariyle işe başlamış olan taşeron işçiyi ağırlamak durumundadır. Bir kişiye bile yetmeyen bir alanda, iki kişi oturmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durum her iki işçinin sağlığını da tehlikeye atmaktadır.

 

Üye arkadaşlarımız, kendileri için insani çalışma koşulları talep ederken yan yana çalıştığı işçi arkadaşları dışlamak istemez. Lakin taşeron şirket bu arkadaşların işyerinde barınma ihtiyacını karşılayacak bir önlem almak zorundadır.

 

Bu zamana kadar fedakarca çalıştığı kuruma sahip çıkan işçilerin sağlığı tehlike altındadır. Gerekli önlemler alınmazsa, asgari sağlık önlemleri alınmaz, talepler yerine getirilmezse, işçi işten kaçınma hakkını kullanma hakkına sahiptir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar